- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Marifet yumağı dost ezeli (1)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
['Bir'i binbir ve binbiri Bir görmek' umut ve dileğiyle]
Heyecanlanıyorum hâlâ, ”adım Ezeli” dediği zaman. Ve ekledi, “soyadım Doğanay”.
Adana’dayım, hasta muayene ediyorum (14 Ağustos 2003). Sekreter hanım haber verdi, “genç bir adam geldi, sizinle görüşmek ve konuşmak istiyor” dedi. Oturma odama almış, bir şeyler ikram etmiş. Çantasından kalınca bir kitap çıkarmış ve inceliyormuş.
İşim bitince görüşmeğe yanına vardım. Genç, sağlıklı bir er karşıladı beni. Elini sıktım “hoş geldin” dedim”. Hoş bulduk, adım Ezeli” deyince yanaklarından öptüm. Masamın üzerine kalın bir kitap koymuştu ve onu alıp bana verdi. “Ben hazırladım” dedi. Adıma imzalamıştı. Birlikte seyran istemiş ve beni "Kızılbaş Kadın Şairler" deryasına itmişti. Can derdi, gönül derdi, söz derdi, toplumun derdi, inanç öteleme derdi, derken zaman geçti. Sessizliğimiz sekreterin dikkatini çekmiş ki, gözlemek amacıyla gelip sordu “doktor bey bir şey istiyor musunuz” dedi ve uyandırdı. Birer çay daha istedik. Bende kendi bedenime dönüş yaptım ve hasbıhale başladık. Yüzünü okudum, gözlerindeki ışığı, nuru gördüm ve ona seslendim, derinden ve yüceden:
”Gerçekten Ezeli misin?” dedim. Gayet emin ve güler yüzle “evet” dedi. ”Yani sana değil, Ezeliye nida edeceğim, cevabını verecek misin? Bu isim çok ağır” dedim. ”Soyadın 'Doğanay', ne güzel. Yani karanlığın aydınlık nuru, öyle mi?”. “Evet, adımı ve soyadımı öğreniyorum. Ve ben bunları taşıyorum” dedi.
Artık fazla konuşmağa gerek kalmamıştı. Batın gözleri açılmış, muhabbetin gülleri rayiha saçmış, cihan bağında bülbüller şakıyordu. Bizce vakit durmuştu, sekreter ikram yapıyordu. Akşam oldu, bu tatlı muhabbetin üzerine acılı bir “Adana Kebap” iyi gider dedik ve oturduk sofraya.
Ezeli Doğanayı böyle tanıdım işte, unutamadığım bir tanışma şekli. Muayenehane alışıktır, âşık, ozan, dengbêj, çirokbêj, şair ağırlamaya, iki tembur hazırdır odada, ses kaydı ve görüntü aygıtları tamamdı. Ama Ez, Ezo, Ezel, Ezeli bir başkadır. Bir de Hêyvasor, Hêyvanur, Hêyva Çardeh, Hivhilati nişan verir cihana. İrfan, işaret, izan verir edep-erkân duran canlara.
*
O günden beridir, ilişkimiz, yazışmamız, görüşmemiz vardır, dost Ezeli ile. Zaman içinde kendisini daha iyi ve yakından tanımak fırsatı buldum. Verdiği eseri inceledim. Kitabın başlangıç kısmında, Edebiyat tarihi ve özellikle Türk Halk Edebiyatı konusunda ayrıntılı ve kapsamlı bir araştırma, kıyaslama bölümü var, çok yararlı. Kadın ozanlar olmakla birlikte, erkeklerin de kadın isimleriyle şiirler yazdıklarını ve bunun örneklerini veriyor. Bazı kitaplardaki bilgilerin sağlam kaynaklı olmadıklarını ve kitaplarda bunların tekrarlandığını bildiriyor.
Eserlerindeki çeşitlilik, titizlik ve ayrıntıya, örneklemeye merak, inanılır gibi değil. Şiirin felsefesini, imgelerini, dilini, vezin ve kafiyesini, havasını, etkilediği ve etkilendiği ortamı bildiriyor. Akla seslenen şiirler yanında, gönle dokunan havaları, türküleri de dile, tele getirmiş.
Haktan akortlu bir yürek, baba ocağında musiki, dua, gülbank, duvaz, semah, deyiş ve muhabbetle tanışık. Yani balık deryaya düşmüş, sen seyreyle cevelanı. Yani Teyrê Baz semaya yükselmiş, sen seyreyle ava dalışını. Yani turna katar tutmuş dinle onun avazını. Ak güvercin Nuh’tan haber getirmiş, gör müjdesini. Ali, kaldırıp atmış Hayber Kalesinin kapısını ve gör heybetini. Emir-ul Müminin, aşka gelmiş, dua eylemiş, toprağı pençesine almış ve haktan dilek dilemiş “Yarab bu fakirin derdine derman olsun” demiş. Avucundaki toprağı, sailin tabağına boşaltmış. Sail, tabakta bir pençe altın görmüş ve Âlinin ellerine kapanmış. Görülüyor ki Hak kudretini izhar eylemiş. Keşfin, kerametin, iyi ve güzelin küresinde, ocağında, fırınında pişene "Allah Eyvallah" demeli can.
Ezeli, amcasının evinde gerçek bir ozan-âşık görür, adı Ali Cemal. Bundan etkilenir, güngörmüş, deneyimli bir kişidir, oturması, kalkması, konuşması ibretle doludur. Ezeli, kulağını dayar sazın tellerine ve ne konuştuğunu çözmeğe çalışır. Âşık Ali Cemal, coştukça saza kapanır, rakip istemez. Saz cemaati, cemaatin aşkı sazı dillendirir. İşte dem bu demdir. Kalbin, ruhun mühür yediği demdir. Artık demir tavındadır. Ustanın vuruşları şekil verir, ruh-can ve coşku verir ehline. Bunu anlamak, yola girmektir zaten. Ötesi sökün eder. Hele bir kanat çırp, bakarsın ki ayakların yerden kesilmiş. Bu iyi de, esas olan düşmeden inmesini bilmektir. Hak nasip eyleye.
Ezelinin bulunduğu bu ortamda; lal olan dillenir, sağır olan işitir ve kör olan görür. Bunların hepsi batında gizli. Batına varan, hepsine sahip olur. İşte daha çocuk yaşta Ezeli, ezberlediklerinin yanında, kendisi de dillenmeğe başlar. Çünkü kendi ayaklarıyla yürüyecek ve kendi kanatlarıyla uçacaktır. Ona söz ve tel gerektir. Bunu da ustalardan, meclislerden, gezdiği-gördüğü yerlerden, okuyup dinlediklerinden alacak. Bunların hepsini akıl-gönül süzgecinden geçirecek ve kendisine mal edecek, sonra da dile gelip êle söyleyecek. Sözün kadim, yolun açık olsun.
*
Çok renkli, çok dillidir Ezeli. Çok dinli değil ama her dine, inanca saygılıdır Ezeli. Kendi yağız rengi var ama her renktendir Ezeli. Her meydanda sözü olan, divan açan erdir Ezeli. Elinde bir miftah-ı Âli, her kapıyı çalan ve açandır Ezeli. Hem yazan ve hem de konuşandır Ezeli. Ergin bir insan olarak insan-ı kâmil yolundadır Ezeli. Arayan, soran, öğrenen, öğreten, sorun çözendir Ezeli. Hak üzre söz eden, düşküne yardım eden, bölüşen, özgürlük için çile çekendir Ezeli. Haktan gayrıya minnet etmeyen, cemi-cemaati, toplumu ve insanlığı kalbiyle ve sevgiyle mühürleyendir Ezeli. Araştıran, koşturan, bildiğini öğreten, gönül Kâbesinde didar görüp ağlayan, insanlığa ünleyendir Ezeli. Divan açmış, oturmuş gönül tahtına, tellerini titretir, “temburun harareti ataştan ziyade” Ezeli. Açıldı çeşmenin kurnası, yandı çırası, İsrafil’in Surundan sedası, dalgalandı deryası, çiçek açar sevdası, ziyalandı çevresi, budur Ezeli. Ezelden-Ebede yol sürendir Ezeli. Sana selam olsun!
*
Ezeli, 1966 yılında doğdu ve kütüğe 1963 olarak önceki kardeşin yerini aldı. Can-ruh ona-bedene emanet idi. Bu ilahi emanete sahip çıktı, en zor şartlarda onu korumaya çalıştı. Ömrünü, nefeslerini, sevgisini emanete yükledi. Emanete hıyanet olmazdı. Aç-tok demeden aradı ve koştu, önemli gördüklerini topladı, kâmillere yoldaş oldu. Onlar elinden lokma aldı, onların dilinden söz aldı. Dostların nuru ile aydınlandı. Aşk ateşi ile kalbi dağlandı. Dumanı yok artık tütmez oldu. Bir kor parçasıdır, dile geldi, hale erdi. Ezeli böylece ülkemizi gezdi ve gördü. Metropollerde minnet etmeden ekmeğini kazandı, bölüştü. Sevdanın kalemini, edepli dilini kullandı. Tanıdıkça sevdi, sevdikçe gezdi. Özgün ezgiler dökülür tellerden, davetler, nameler, hikmetler akar dillerden.
Dersimin yaylalarından, Ali Dağından, Ali Boğazından, Bav Tüjıkden, Bav Düzgünden bir sel koptu da aktı insanlık deryasına. Bir çiçek, bir gül, bir hardal, bir lale, bir nur topu oldu da gezdi cihanı. Ankara, İstanbul, İzmir, Aydın, Manisa, Adana ve sonra ver elini Almanya, Avrupa. Artık göçmendir Ezeli. Her kademede insanlığın başka bir rengine boyanır, bir başka dil ile konuşur Ezeli. İnsanlar başka, coğrafya başka, iklim başka, birikim başka, mücadele başka, deneyimler ve kurbanlar başka. Evet, bir başkadır yaşam, bir başka. Ama Ezeli dost, özdedir, çekirdektedir, yaşam, sevgi ve hak isteği burada saklı. Geldi zamanı doğdu günü. "Geceler haşre kadar sürmez". Mevla nurunu esirgemez, bu zulumat dağılır birgün.
Duraklar artınca, iz çoğalınca, yarenler haberleşince; bir zincir, bir halka oluşur, gönülden gönüle haber olur. İnci-mercanlar, Ezeli ipe dizilir ve başına da Musa-i Kazım’dan bir imame gelince, küme bir kovana döner. Başında Emir-ul Nahl, bir Hak-Hakikat topuna-nuruna döner. Dönen dönsün, ama onlar kendi yörüngesinde döner. Merkez birdir, gerçek birdir, söz birdir, meydan birdir, yol birdir, kitap birdir, can birdir, hitap birdir. Onu da insan-ı kâmil söyler.
Gelin, sözü-hali Bir’leyelim dostlar!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












