- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
"Martı" dilinden

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Richard Bach[1], 1972 yılında "Martı" [2] adında bir öykü/roman yazdı. Kısa zamanda çok tutuldu ve dünya satış rekorları kırdı. Kitaba konulan fotoğraflar da onun anlamına anlam kattı. Kitabın filme çekilmesi sırasında, altı çocuk babası yazar, filmin artisti ile de evlenince magazin de ilave oldu.
Doğu edebiyatında; sembolizm ön plandadır, şair, yazar, hükümdarın kazasından, hırsından, belasından sakınmak için işaretlere, remizlere, sembollere başvurur. Yahut, ayna resmi okununca, rahat anlaşılacak hayvan öyküleri anlatılır. Bu nedenle, kıssa ve hikâyelerde hayvan karakterleri ön plana çıkar. Böylece arif kişi, sultanın meclisinde, hayvanları örnek getirerek diyeceğini söyler ve hükümdar da buna katlanır.
Kültürde ve edebiyatta; hayvan karakterleri ve figürleri, sosyal yaşamı düzenlemek, çarpıklığı göstermek ve toplumu eğitmek, aşk ve sevdasını dile getirmek, rakiplerin davranışını dile getirmek için sık kullanılır. Böylece, bazı hayvan karakterleri öne çıkar.
Sonra bir başka gözlem de şudur; her insan, bir kısım hayvanları günlük yaşamından ve bazılarını da kültürden tanır. Bu nedenle karakter anlatımında herkes denileni, murad edileni açık-seçik olarak kavrar. Bununla; şahsı ikaz eder, güven-umut verir, korkutur, gayrete-sebata sevk eder.
Divan edebiyatımızda da bunlar vardır. Bazı hayvanlar ve mitolojik karakterlerle anlatım kolaylaşır, anlam zenginliği ve okuyucunun katılması sağlanır.
Genel olarak tasavvufta ve özellikle tarikatta, mürid eğitiminde bu çeşit allegorik anlatımlar çoktur. Önemli olan sembolün konuya uygun düşürülmesidir.
*
İşte Richard Bach, Martı şahsında, din ve inanç konusunu, mürid eğitimini anlatmaktadır. Konunun kahramanları, bir Martı'dır ama insan adlarıyla isimlendirilmiştir. Nitekim kahramanın, konuşanın adı, Martı Jonathan Livingston'dur.
Yazar bu anlatımla, din-inanç konusunu, cinsin kökenini, yaşamanın amacını, konulmuş kuralları sorgulamaktadır.
Kitap; insanı toplumdan alıp Martılar âlemine götürmekte ve fakat toplumsal yaşayan Martıları konuşturarak, insanların ve özellikle Hıristiyanların din-inanç kurallarını, varsayımlarını, uygulamasını sorgulamakta ve insanları düşünmeğe davet etmektedir.
Martı; sosyal yaşamı ve kuralları, insanları temsil etmektedir. Vahy-ilham ile seçilmiş birisi, farklı bir düşünceye ve bunun gereklerini yapmağa davet edilmekte ve o da çalışmaktadır. Alışılmışın dışında ve herkesten farklı davranışları nedeniyle, önce dikkat çekmekte ve sonra toplumdan dışlanmaktadır. Örnek-görevli Martı, buna direnmekte ve Martı Genel Meclisine katılanlar, " sürüden dışlanmasına" onay vermektedir.
Ama Martı Jon, bildiğine inanmakta ve devam etmekte, uçuş denemeleri yapmakta, o zamana kadar Martı sürüsünde yapılmayan uçuşları gerçekleştirmektedir. Jon, bireysel tecrit ve tefekkür ile bir başka âleme intikal etmiş ve burda kendisini eğitenleri bulmuş ve yeni birçok şey öğrenerek grup Martılarından daha da farklılaşmıştır. Bu durum; Jon'un hünerlerine yansıdığı gibi, onun görünüşünü ve davranışını da etkilemiştir. Jon, daha bir yardımsever ve sevecen olmuş, tüyleri parlak ve gümüşi renk almıştır.
*
Martı Jon; Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed, Buda, Zerdeşti simgelemektedir. Bunlara diğer nebileri de ekleyebiliriz. Çünkü bunla; varolanı daha mükemmel duruma getirmişler ve zorluklara muhatap olmuşlar, sahabe ve havariler yetiştirmişler, toplumu eğitmişlerdir. Bu önderler; yeni din ve şeriatlarını nasıl ve ne zaman ifşa edeceklerini, çıkan zorluklara direnmeği ve sorunlara çözüm yollarını bulmayı, dua ve ibadeti şekillendirmeyi uğraş edinmişlerdir. Bu nedenle zoluklara katlanmışlardır.
Richard Bach, Martı Jon'un serüveni ile dinin oluşmasını, kilise ve ruhban sınıfını, mezhepleşmeyi anlatmaktadır. Bu arada, ilk eğitenlere nazaran zaman içinde halk tarafından birçok kuralın değiştiğine, değiştirildiğine dikkat çekmektedir.
*
Dört Bölüme (önce üç bölüm) ayrılmış Martı kitabında, tüm bunlara ilişkin örnekler vardır. Bu sade ve yalın, açık anlatımda, izlediğimiz her kâmilin yaşam serüvenini bulabiliriz. Birkaç yerde vurgulanmış "teslis" anlatımı dışında, herşey ortaktır ve hepsine uyarlanır.
Kalabalık bir toplumdan bir üye uyanıp, alışılmışın dışında, denenmemiş ve yararlı olduğu savunulan, özgürlük ve refah getireceğine inanılan işlemler önermektedir. Toplum, rehavetin içinde buna direnmektedir. Öneri sahibi cezalandırılmakta, fakat o kararında sebat etmektedir. Öne bir çığır açılmakta, bir rehber peyda olmaktadır. Bu yeni Martı, Jon'u başka bir dünyaya götürmekte ve orda eğitmektedir.
Ne var ki Jon, geldiği dünyayı düşünmekte ve yeni-dünyadan ayrılmak istemektedir. Neden sonra, orda kalmağa razı olur ve çok şeyler öğrenir. Farklı uçuş tekniklerini, tüylerine kumanda etmeği, pike ve dik uçuşları, suyun yüzeyini yalayarak ve kanat çırpmadan uçmayı öğrenir. Bulutlu, sisli günlerde; bulutların üstüne çıkarak aydınlık semada uçar. Derine dalamaz Martılar. Jon yüksek bir hızla denize pike iner ve derindeki balıklardan avlar, beslenir. Böylece örümcek ve gıda artığı, leş yemekten, yolcu vapurlarını ve balıkçı gemilerini izlemekten kurtulur.
Jon'un eğitmeni (Chiang), son tembihlerini yapar ve bir top ışık olarak kaybolur. Bir uçuşunda hata yapan ve ölümle burun buruna gelen Jon, eğitmenini yanıbaşında görür. Bu giden ruhun, zor anında yardıma gelmesidir(Hoca-i Hızır, Hermes).
Martı Jon, neden sonra sürüsüne döner ve arkadaşlarıyla uçuşlarına devam eder. Sürü bunları görür ve sert kararlar alır: "Kim ki düşkünle konuşursa, o da düşkündür ve aramızdan ayrılsın". Görünür ki kavga yakındır. Jon ve arkadaşları, kanat çırparak Martı sürüsünden, bir anda binlerce mil uzaklaşırlar.
"Sürüden dışlanan diğer Martılar", Jon ve arkadaşlarına katılır, uçuş denemeleri yaparlar. Martı Fletcher, denemelerde başarılar göstermekte, Jon bildiklerini ona aktarmaktadır. Örnek grup, tekrar sürüye döner. Öğrencileri artmıştır. Eski-yeni, artık birliktedir. Yeni düzeni ve eğitimi isteyenler artmaktadır.
Martı Fletcher, kayalıklar hizasında bir akrobatik gösteri ile denize inmekte ve taklalar atmaktadır. Bu hızla, henüz ilk uçuşuna çıkmış yavru Martıya çarpmamak için kayalıklara yönelir, tam dönemez ve o hızla kayaya çarpar. Fletcher bayılır, ayılır, rüyalar görür. Jon kanadıyla dokunur ve Fletcher canlanır. Bir süre sonra, Fletcher uçmaktadır.
Sürü, hayrette ve bağırmaktadır:"Öldü öldü!" dedik, ama "uçuyor, uçuyor! O Baba Martı'nın oğludur!". Martı sürüsü, saygı ve huşu içindedir.
Jon, artık bir top ışık olup kaybolmuştur, elini bilgisini Martı Fletcher vermiştir. Fletcher yeni öğrencilerini ve toplumunu eğitmektedir.
*
Jon'un yaşadığı kayalıklar kutsanmıştır, sürü burayı ziyaret etmektedir. Her Martı bir yuvarlak taş getirerek, kayalıkta çakıltaşlardan bir yapı (ibadethane) oluşmuştur. Böylece mezar ve kaya tapınak olmuş ve kim bir taş getirirse kutsala sayılmıştır. İbadet bir düzene girmiştir. Öğrencilere yeni öğrenciler katılmıştır. İlk öğretenler böyle dememiş, ama sürü bildiğini yapmıştır. Farklı kıyafetler giymiş, başına tüyler takmış "Resmi Öğrenciler" peyda olmuştur. Toplum Azizler yaratmıştır.
Anthony adında bir Martı, ibadet sırasında bir "Resmi Eğitmen"le tartışmakta, değişime itiraz etmekte ve ritüeli fazla ve gereksiz bulmaktadır. Aslında bunun "sade ve çalışanın ulaşabileceğine" inanmaktadır. "Herkim çalışırsa kazanır" diye düşünmektedir. Resmi Öğrenci ise, buna itiraz etmektedir. Anthony direnir.
Sonuçta Resmi öğrenci ile uçuş denemesine çıkarlar. Bir dalış sırasında, kanat tüylerine hâkim olamayan Anthony, kanat ucundan bir Martının ışık halinde geçtiğini fark eder ve ona seslenir. Işık Martı döner ve gelir."birlikte uçalım, başaracaksın" der. Anthony onu izler ve yapamadığı dönüşü gerçekleştirir, ışık Martıya seslenir; "sen iyi bir dostsun ve kimsin?" Işık Martı cevap verir, "bana Jon diyebilirsin" der ve bir ışık topu olarak gözden kaybolur.
Halâ, usta-çırak eğitimi devam etmektedir.
[Bu son paragraf, incelediğim kitapta, Dördüncü Bölümdür ve sonradan eklenmiştir. Bununla yarım kalan ve insanı şüphede bırakan felsefi görüşler tamamlanmış ve "inanmanın önemi" vurgulanmıştır. Yazar bu bölümü, ilk yazdığı sırada hazırladığını, fakat kitaba koymadığını; karısının bunu evrakları arasında bulmasıyla değiştirmeden kitaba ilave ettiğini bildirmektedir. Bu da ayrı bir anlam katmaktadır.]
*
Richard Bach'ın Martı'sında; ilham-vahy, seçilmişlik, gaipten işitilen ses, ışık halinde görünüp konuşan ve sonra ayrılıp giden varlıklar (melek), öldüğü halde dirilip gelen ve giden ama bilinen varlıklar (tenasüh), toplumun direnci ve cezalandırması, hicret, misyonerlik, sofilik, inziva, tefekkür, zikir vardır.
Eğitmenin(önder, veli, nebi, avatar, mazhar) çevresini eğitmesi (havari, sahabe) ve icazet verip yetkili kılması (halife), dua, ibadet, ibadethane inşa etmek, kutsamak, din sınıfının (ruhban) ve buna uygun rütbe ve işaretlerin (tac, asa, kaftan, sarık) peyda olması ve bunların uçuşa engel yük oluşturması (şeriat) vardır. Din ve inanç içinde yasaların bulunması ve bunların isteklileri kısıtlaması ile bunlara karşı çıkanlar (mezhep, tarikat) vardır. Sürünün veya grubun yer değiştirmesi (hicret) ve ustanın başka bir evrende kalarak eğitim görmesi ve görevlendirilmesi (miraç), ibadet ve adetlerin peyda olması ve taassup, mezhep çatışması ve taassuba direniş, süregelen "el-veriş" (halife) vardır.
Martılar, insanlar gibi toplu ve kurallı yaşamaktadırlar. Hem karada ve hem de suda yaşayıp beslenmektedirler. Bir Meclisleri vardır, ortak karar/ceza vermekte ve riayet etmektedirler. Yukarda söylenen unsurlar için ilginç bir örnek oluşturmaktadırlar.
*
R.Bach, bunlardan bir seçilmişin uçuş serüvenini esas alarak "inanmak" fikir ve eylemini tartışmakta ve açıklamaktadır. Böylesine yoğun felsefi bir konu, rahat, sakıncasız, çatışmasız olarak başarıyla anlatılmıştır. Çeviri esri Türkçe yazılmış gibi başarıyla aktarmıştır. Kitaptaki fotoğraflar da ayrı bir anlam ve içerik kazandırmıştır.
Okunacak, üzerinde düşünülecek ve sohbetlere konu olacak bir kitaptır "Martı".

[1] Richard Bach (1936-ABD) . Türkiye'de özellikle Martı kitabıyla ünlüdür. Kurgu ve hayal konusunda birçok eser yazdı. Kitaplarının çoğunu kendi hayatından esinlenerek yazdı. Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak çalıştı.1970 yılında; Martı'yı yazdı, kurgu ve kurgu dışı kitaplar arasında en çok satan kitap oldu. Bach 1977'de, Martı filmini çekti.
Türkçe kitapları: Martı Hipnozcu Sonsuza Uzanan Köprü, Bir, Mavi Tüy Gönülsüz Bir Mesihin Serüvenleri, Hiç Birşey Rastlantı Değil, Aklım Nereye Gidiyor, Gelincik Güncesi / Havacı Gelincikler Gökyüzünde, Gelincik Güncesi / Kurtarma Gelincikleri Denizde, Güvenlikten Kaçış, Pırpır, Uzak Diye Bir Yer Yok.
[2] Richard Bach(Çeviren: Kader Ay, Aslı Tümerkan): Martı (1970,Yeni metin 2014), Epsilon Yayını, 147 s, (77 s fotograf: Russel Munson), Kitap Mat, İstanbul, 2015
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












