Masal ve zaza masalları (1)

Halk edebiyatı, ana sütü ile birlikte ruha işleyen bir kültürdür. Ananın ninnisi, türküsü, yaktığı ağıtlar, attığı kahkaha, kızgınlık ve öfke nidaları, dua ve bedduaları, mani ve tekerlemeleri, iş ve oyun deyişleri hepsi hepsi ruhun gıdası. Bunlarla büyüyüp gelişiyor insan. Bunların cinsi, dili, içeriği ve sayısı da topluma göre değişiyor. Ana dili dediğimiz şey de bunlar zaten. Bu sözcükler insan zihninde yerini buluyor, yapıtaşı gibi, sırası düştükçe, sözcük aramadan amaca göre bunlar devreye giriyor.
Bu anlatımların sesi, rengi, sesin tonu, konuşmanın hızı, konuşanın durumuna göre çıkarılan sesler, sözü tamamlıyor ve böylece dil yapısı kemale eriyor. Konuşturulan insanın mesleğine ve yaşına göre sözcükler ve vurgu değişiyor.
Hangi eylem dile geliyorsa, konuşmanın hızı, tonu seyri bunu aynen yansıtıyor. Koşan at, avına çığlıkla korku salan kartal, murisini arayan kınalı keklik, tıslayan yılan, öten bülbül, kişneyen at, meleyen kuzu, öten horoz, böğüren boğa, anıran eşek patlayan tüfek, nara atan yiğitler, halay çeken insanlar, davul-zurna sesi hep hepsi dile gelir bu anlatılarda. Anlatan, sanki bir tiyatro icra etmektedir. Olanı tekrarladığı gibi kendisi de ilaveler yapmakta, dinleyenleri havasına, iklimine çekmektedir.
Hikâye, masal, öykü, mesel, masal, misal, kıssa hemen hepsi geçişli türlerdir. Anlatan sazın telleri gibi bunları çalmaktadır. Hangi sese, içeriğe hangi tel uyarsa ona vurur. Tıpkı bunun gibi anlatan da türden türe geçer. Olayı hem kendi yaşar ve de yaşatır. Bu bir hünerdir.
Anadolu'da, âşıklar, dervişler, Dengbêjler bu rolleri icra ederler. Ağız, boğaz, burun ve basitçe icat ettikleri vasıtalarla ilave sesler, melodiler çıkarırlar. Bedenen de bunlara katılır. Efekt dediğimiz doğa seslerini çıkarır. Ağzıyla taklit yapar, at koşturur, böğürür, ulur, tufan gibi eser, yağmur gibi yağar, su gibi çağlar, köpek gibi havlar, kedi gibi miyavlar, atmaca gibi dalar, aslanı taklit eder, tavuk gibi gıdaklar, gemi-vapur olur kürek çeker. Hâsılı öyküde ne varsa hepsini gözler önüne getirir, canlandırır.
İşte bunlardır ana lisanının unsurları. İkinci dil ile oynamak konuşmak zorunda kalmak ne çekilmez bir külfettir. Belirtilen bu durumlar için her dilin ayrı bir dizimi, düzeni, işleği vardır. Bundan mahrum olanlar, tek ve topal ayakla koşmak zorunda kalmaktadırlar. Bu ayrı bir ızdırapdır.
Bir dilin varını, zenginliğini bu nedenle tüm varıyla aktarmak mümkün değildir. Ama olsun, bir sıfırdan büyüktür. Sağır olmaktansa az işitmek, kör kalmaktansa az görmek evladır. Bu nedenle çeviri önemli bir olaydır. Bunun başarısı, çevirmenin gücüne, maharetine ve bilgisine bağlıdır. Her çevirmenin bir uzmanlık dalı vardır.
Her uzmanın sözcük dağarcığı, metni çevirmeğe yetmez. Bunun için uzmanlık sözlükleri ve derleme-deyim sözlükleri vardır. Şiir ayrı bir şeydir, anlatımı, dünyası kendine özgü ve at koşturmaya elverişli. Sözcükler burda incelmiş, şekle girmiş, yaratılmış, değiştirilmiştir. Bazan tanımak zorlaşır. Ama olsun, burdan da bir ses yükselsin.
*
Bu iklim içinde dost Remzi Yıldırım[1], Doğu Masalları[2] adıyla bir kitap yayınladı. Zazaki bilen Remzi Yıldırım, masal-öykü anlatıcılarından hikâyesini dinlemiş ve bunları Türkçe olarak yazmış. Yani hem bir derleme ve hem de bir çeviri. Bunlar masalın ruhuna ulaşmayı, onu yaşamayı önleyen engellerdir.
Ama Remzi Beyin akıcı Türkçe aktarımı bunu asgariye indirmekte, anlatı düz bir metin olarak ak kâğıda düşmektedir. Zevkle, ilgiyle ve kolay okunan bir kitap olmuş. Konular bildik olmakla birlikte, öykünün sonu bir hüküm ve nasihat cümlesine bağlanmış. Bu anlatımda, öykü, masal, kıssa aktarımları da birbirine girmiş. Zaten bu formlar da birbirinden çok da ayrı ve uzak değildir. Elazığ masalları, edebiyat teknikleri bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Doğu Anadolu'da masalın önemini Remzi Yıldırım şöylece açıklamaktadır:
"Doğunun uzun kış gecelerinde bir araya gelerek, asırladır anlatılan masallar günümüze kadar gelmektedir. Daha çok kahramanlık, yiğitlik, insanlık, kadirşinaslık, misafirperverlik, merhamet, edep ve terbiye içeren tarzda ki masallar, her evin vazgeçilmezleri olarak canlılığını korumaktadır. Haklının galibiyetini anlatan bu masallar, birer eğitim ve öğretim niteliğindedir. Anneler, bu masalları da çocuklarının yaş seviyesine göre anlatarak onları yetiştirmektedirler".
*
Zazalar Anadolu coğrafyasında geniş bir sahada yerleşiktirler. Din-inanç-dilde ağız ve törede hafif farklılıklara sahiptirler: "Zazalar’ın hemen yarısı Alevi, yarısı da Sünni Müslüman kesimden oluşmaktadır. Sünni kesimde ayrıca Şafii ve Hanefi Zazalar mevcut. Dersim aşiretlerinden oluşan Alevi Zazalar, Koçgiri (Zara, Kangal, Ulaş, Divriği)’den Varto-Hınıs, kısmen Bingöl yöresinde, ayrıca Kayseri’nin Sarız ilçesinde mesken iken, Sünni Zazalar da Elazığ, Bingöl, Diyarbakır, Siverek, Adıyaman, Aksaray, Mudki, Sason bölgelerinde yaşamaktalar. Özellikle Alevi-Sünni ve de Şafii-Hanefi farklılığı Zazalar’da dildeki şive ve kültürde, yaşam tarzında belirmiştir[3]".
Roşan Lezgin[4], Kürtçenin Zazaki lehçesi üzerine ve bu dilde edebiyat tarihine ilişkin ayrıntılı ve örnekli bir makale yazmıştır. Bu dilin ilk yazanlarından ve dil eğitimini sistematize eden Malmisaj[5]ın hizmetlerinden söz etmektedir. Ayrıca İsveçte yayına başlayan ve 33 sayı çıkan Vate Grubunun bir okul gibi eğitim yaptığına ve bu dergi çevresinde Zazaki yazan bir grubun oluştuğuna dikkat çekmektedir. Bu gelişmelerle, Zazaki öykü yazım ilerlemiş ve çokça telif kitap ve derleme yayınlanmıştır:
"Kürtçe, beş farklı lehçenin, yani Kurmancî, Kırmanckî (Zaza), Soranî, Hewramî (Goran) ve Lurrî lehçelerinin ortak adıdır. Aynı şekilde, Kürt edebiyatı da bu beş farklı lehçenin edebiyatından oluşmaktadır. Lehçeyi konuşanlar tarafından yöreden yöreye Kırdki, Kırmancki, Zazaki ve Dımılki olarak adlandırılan bu Kürt lehçesi sadece Kuzey Kürdistan’da, yani Türkiye idari sınırları içerisinde tahminen dört milyon civarında Kürt tarafından konuşulmaktadır. Kürtçenin diğer lehçelerine nazaran Hewramî lehçesiyle birlikte kadim dillerin özelliklerini kendinde daha çok koruyagelen Kırmancca (Zazaca), en geç yazılı alanda kullanılan Kürt lehçesidir[6]."
Öykü de dâhil ilk modern Kırmancca (Zazaca) metinler ilk kez Kürt dilbilimci, araştırmacı yazar Malmîsanij tarafından 1979 yılında yayına başlayan ve sadece dört sayısı yayımlanabilmiş olan Tîrêj dergisinde yayımlanmıştır.
"Bir kısım kürt aydını, 1996 yılında İsveç’te toplandı. Kendilerini “Vate Çalışma Grubu” olarak adlandırdılar ve bir yıl sonra Vate dergisini yayımlamaya başladılar. Tespit edilen Kırmancca lehçesinin gramer kuralları ve standart formları kabul edilen sözcük ve kavramlar periyodik bir şekilde şimdiye kadar 33 sayısı yayımlanmış olan Vate dergisinde yayımlandı. Bu dilsel çalışmalarla birlikte, aslında Vate dergisi Kırmancca nesir edebiyatının da gelişmesinde bir okul işlevini gördü.
"Roşan Lezgîn’in “Binê Dara Valêre de (Söğüt Ağacının Altında)” (2002), “Halîn (Yuva)” (2006) ve “Ez Gule ra Hes Kena (Ben Gülü Severim)” (2007) adında üç öykü kitabı, J.Îhsan Espar’in “Beyi Se Bena? (Beyi Ne Olacak?)” (2004), Deniz Gündüz’ün “Hîkayeyê Koyê Bîngolî (Bingöl Dağı Öyküleri)” (2004), Munzur Çem[7]in “Hewnê Newroze (Newroz’un Rüyası)” (2005), Hüseyin Karakaş’ın “Omid Esto (Umut Var)” (2006), Jêhatî Zengelan’ın “Gorse” (2007), Murad Canşad’ın “Xafilbela (Görünmez Bela)” (2008), Ali Aydın Çiçek’in “Teberik (Kutsal Ekmek)” birer öykü kitapları olmak üzere altı yıl zarfında toplam on öykü kitabı yayımlandı[8].
Son yıllarda Kürt ve Zaza Kültürü üzerinde yoğun çalışmalar ve yayınlar yapılmaktadır. Bingöl Dengbejleri[9] adlı kapsamlı bir çalışmadan söz açmak gereklidir.
[1] Remzi Yıldırım (Elazığ/Palo, 1956): Ticaret lisesi mezunu. Çeşitli memuriyetler, ticaret yaptı. İLESAM Adana Bölge Temsilcisidir. Eserleri: İlkeli Hayat (2001), Yaşama Sevinci (2004), Doğu Masalları (2006), Göç Serüveni (2015).
[2] Remzi Yıldırım: Doğu Masalları, Moralite Yayını, 2006, 164 s, renkli-desenli karton kapak, 37 masal.
[3] http://www.zazaki.de/index_tr.html
[4]Roşan Lezgin: http://www.zazaki.net/haber/kirmancca-zazaca-kurtcesinde-oykuculugun-gelisimi-737.htm, 02 Çele 2011
[5] Malmîsanij, Ehmedê Xasî, “Mewlidê Nebî”, Hêvî: Kovara Çandîya Giştî, No: 4, Êlon-1985
[6] Roşan Lezgin.
[7] Munzur Çem, Antolojîyê Hîkayanê Kirmanckî (Zazakî), Weqfa Kurdî ya Kulturî Li Stockholmê, Stockholm 2005, s. 57-63
[8] Roşan Lezgîn
[9] Bingöl Dengbejleri(Derleme): Peri Yayını, 2007, İstanbul
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












