• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Masal ve zaza masalları (3)

14.08.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Ünlü Bazı Masal Yazarları-Eserleri

Grimm Kardeşler (Jacob Grimm ve Wilhelm Grimm):Üünlü iki Alman masal yazarıdır. Başlıca masalları; Bremen Mızıkacıları, Hansel ile Gretel, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Rapunzel, Altın Kaz, Kül Kedisi, Çizmeli Kedi, Kırmızı Başlıklı Kız.

Jean de La Fontaine’nin masalları toplamda 238 adettir ve 12 kitapta toplanmıştır: Ağustos Böceği ile Karınca, Karga İle Tilki, Kurt ile Kuzu, Tavşanla Kaplumbağa, Kurt ile Köpek, Tilki ile Leylek, Horoz ile Tilki, Kedi ile Fareler, Kurt ile Leylek, Tarla Faresi ile Kent Faresi, Kurbağa ile Korkak Tavşan, Güvercin ile Karınca, Değirmenci Oğlu İle Eşeği.

Hans Christian Andersen: Başlıca eserleri; Yalnızca Bir Çalgıcı, Bir Şairin Çarşısı, İki Barones, İsveç Resimleri, İspanya’da, Thumbelina, Kibritçi Kız, Uçan Sandık, Güzel Prenses ve Bezelye.

Jonathan Swift: Başlıca eserleri; Gulliver’in Gezileri, Teknenin Masalı, Örf ve Adetlerde Yenilik, Dilin Geliştirilmesi İçin Bir Tasarı.

Ezop (M.Ö. 610 ), Yunanistan da doğduğu tahmin edilir. Ezop fabl türündeki öyküleriyle ünlüdür. Yaşamla ilgili öğüt ve ders verir. Kahramanları hayvanlardır.

Carlo Collodi: Başlıca Eserleri: Pinokyo, Büyümüş De Küçülmüş, Ben Çocukken-Maskeli Şenlik, Neşeli Öyküler, Gözler ve Burunlar, Neşeli Notlar, Küçük Pembe Maymun.

Masal Tekerlemeleri[1]

Masalların başında sözcüklerin ses benzerliğinden yararlanılarak söylenen yarı anlamlı, yarı anlamsız söz dizileri vardır. Bunlara “tekerleme” denir.

Masal tekerlemeleri birbirleriyle pek ilgisi olmayan, ancak dinleyicinin ilgisini masala çekmek için bir araya getirilmiş sözlerden oluşur. Tekerlemenin asıl güzelliği de, birbirleriyle ilgisiz gibi görünen bu tür sözlerin bir düzen içinde sıralanmasındadır. Bu da bir söz ustalığını gerektirir. Bu ustalık masal anlatanın, yani masalcının ustalığına bağlıdır.

*Evvel zaman iken, deve tellal iken, saksağan berber iken… Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. İp koptu, beşik devrildi. Anam kaptı maşayı, babam kaptı meşeyi, döndürdüler dört köşeyi. Dar attım kendimi dışarı… Kaç kaçmaz mısın? Vardım bir pazara. Bir at aldım dorudur diye. Bineyim dedim, at bir tekme salladı bana geri dur diye… Padişahın topları ateşe başladı. Topladım gülleleri cebime koydum darıdır diye. Tozu dumana kattım, Edirne’ye yettim. Selimiye minarelerini belime soktum borudur diye. Yakaladılar beni tımarhaneye attılar delidir diye. Babamdan haber geldi, onun eski huyudur diye. Bereket inandılar, tutup beni saldılar. Neyse uzatmayalım, masala başlayalım…

*Hay dedim, huy dedim; bu ne pişmez şey dedim. Bir iken iki olduk, üç iken dört olduk; anan soylu, baban boylu derken kırk olduk; kırkımız kırk ateş yaktık!… Kırk gündür kaynatırım kaynamaz. Baktım ki olacak gibi, sofraya konacak gibi değil, eğil dağlar eğil dedik; onumuz hu çekti, onumuz su çekti; onumuz un, odun çekti; haydan geleni huya sattık, unu bulguru suya kattık. Suyu kazana, kazanı yeniden ocağa attık; vay ne kaynattık ne kaynattık… De şimdi kaynar mı, kaynamaz mı? Derken efendim bu kez başını kaldırıp bize bakmaz mı?..

* Bir varmış, bir yokmuş; Allah’ın kulu çokmuş, çok söylemesi günahmış. Develer tellal iken, keçiler berber iken, bir memleketin birinde bir kocakarı, kocakarının da bir kel oğlu varmış

* Koştum, eve vardım: “Baban doğdu” dediler, kucağıma bir yumurta verdiler. Yumurta elimden düştü, içinden kocaman horoz çıktı, sokağa kaçtı.

Kovalamaya başladım. Taş attım değmedi. Ceviz attım… Cevizden bir kocaman ağaç bitti. Üstündeki cevizleri düşüreyim diye taş attım, değmedi. Toprak attım; ağacın başı tarla oldu. Kimi dedi: “Buğday ek”, kimi dedi: “Karpuz ek.”

* Babamın dokuz arısı vardı; Sayar alırdı içeri, sayar salardı dışarı, Bir gün baktım topal arı yok.

*Evvel zaman içinde. Kalbur zaman içinde. Deve tellal iken. Sinek berber iken. Ben annemin babamın beşiğini. Tıngır mıngır sallar iken. O yalan bu yalan. Fili yuttu bir yılan. Bu da mı yalan...

 

* Arapkızı varmış kırk katıra, onlar ermiş muratlarına, biz çıkalım kerevetine, güller döşeyelim onların ölümsüz isteklerine, binelim ak göğüslü ak yeleli atlarına, varalım ülkelerine. Ben dün onların yanına vardım, beni çok iyi konukladılar, elime üç nar verdiler. Narların biri benim, biri bu masalı okuyanın, biri de tüm dinleyenlerin olsun.

 

Binbir Gece Masalları[2]

Esasında, Hükümdarın/Şehriyarın yokluğunda, karısının onu aldatması ve Sultanın bunun farkına varması, kadını öldürtmesi ve kadın cinsinden öc alması vardır. Şehriyar ferman eylemiş, hergece bakir bir kız getirilmekte ve Şehriyar onunla hemhal olduktan sonra onu öldürtüyor ve günler böyle geçiyor.

Vezirin kızı Şehrazat buna çare olmak ister ve sırayı alarak Şehriyarın huzuruna çıkar. Olay gerçekleşir. Ancak Şehrazat son arzusunun kız kardeşi Dünyazat'a ne bir masal anlatmak olduğunu söyler ve başlar anlatmağa, gün doğana kadar. “Masal gündüz anlatılmaz” der ve keser. Şehriyar, masalın sonunu merak eder ve onu öldürmekten vazgeçer, akşamı bekler. Bu böyle 1001 gece devam eder. Bu arada üç çocukları olur. Sonunda Şehriyar, Şehrazatı öldürtmez, birlikte bir ömür geçer.

Bu külliyatta toplam 264 masal vardır. Hikâye içinden hikâye çıkmaktadır. Rus Bebekleri-Matruşka veya Çin Topları gibi. Büyük Hint Masalı Kelile ve Dimne de böyledir.

Doğu Masal Geleneğinde, İranda daha çok Hikmet içerikli anlatımlar öne çıkmaktadır. İrani başyapıtlar, sofilerce kaleme alınmıştır. Bunların içinde Hükümdarlara yazılmış Nasihatnameler ve Hükümdarnameler vardır.

“ Binbir Gece Masalları[3] hayatın bütün renklerinin, şekillerinin, motiflerinin bir araya getirildiği büyük bir Doğu halısı gibidir. Günah ve sevabın, hainlik ve sadakatin, cinler ve insanların yan yana, iç içe resmedildiği, hayat verildiği bu halı, bir yandan da büyük bir insanlık fotoğrafıdır. Ancak bu halı, desenleri, motifleri ve şahısları rastgele bir araya getirmez, büyük bir uyum, sonsuz bir derinlik, çarpıcı zıtlıklarla ince ince işler. Sonunda ortaya büyük bir hayatın, dünyanın resmini çıkarır. Ama o renkler o kadar canlı, ilmekler o kadar sağlamdır ki yüzyıllardır ne renkler solmuş ne de ilmekler çözülmüştür. Bu nedenle ölmez bir güzellik, sönmez bir ışık, suyu bitmez bir kaynak olarak yüzyıllarca insanlığa güzellik, ışık ve derya sunmaya devam eder. Kitaptaki benzetme, sembol, mecaz sanatları, çok farklı okumaları, anlam çeşitliliğini ve derinliğini yaratır. Sihirden, büyüden bahsederken bile gerçekliğe, hakikate sıkı sıkıya bağlıdır ve hikmetler, imalar ve özellikle ele avuca gelmez bir hikâye çeşitliliğiyle nasıl bir dünyada yaşadığımızı bize duyurur. Ana hikâyeden kopmadan neredeyse bütün insanlık hâllerini ciltlere taksim eder. Bayağılığı, inceliği giderek tüm zıtlıkları dâhiyane bir dokunuşla yakınlaştırır, elle tutulur somut bir nesneye dönüştürür”.

İranın büyük şairi ve folklor derleyicisi Firdewsi, Şehname'sinde bugünde zevkle anlatılan öyküler bırakmıştır. Manzum yazılmış bu öyküler, dünyaca ünlü destanlardır. Kürtler bugün de bu destanın isimleri ile birbirlerini çağırır ve onların masallarını anlatırlar. Fars, Kürt ve bazı hallerde Türkmenlerle ortak destan ve masallar vardır.

 

[1] http://www.bilgicik.com/yazi/masal-tekerlemeleri-1/

[2] ‎ Binbir Gece Masalları, Çeviren Alim Şerif Onaran, 16 Cilt, Afa Yayınları, 2. Baskı ‎‎1993‎

[3] Necip Tosun:http://tosunnecip.blogcu.com/dogu-edebiyatinin-basyapitlarindan-binbir-gece-masallari/ Karagöz Dergisi, Sayı: 25)

 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim