• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Masal ve zaza masalları (4)

15.08.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Remzi Yıldırım, kitabına iddialı bir isim koymuş "Doğu Masalları". Bir bakıma böyledir. Elazığ-Palo Türkiye'nin Doğusudur. Zaza'ların memleketi Doğudur ve Zazalar Doğu halklarındandır, tarihi bir geçmişi, kültürü, dili vardır. Hatta Zaza karekteri de özgündür, saygındır. Zazaki üzerine Türkiye'de bir hayli tartışma yapılmış ve Zaza'ların Türk olduğu iddia edilmiştir. Ne var ki Antalya'da defalarca yapılmış Türk Dünyası Kongrelerine davet edilmemişlerdir. Akademilerde Türkî Diller Sınıflandırılmasında Zaza'kiye yer verilmemiştir. Hâsılı Türk Dünyası ile ilgili olarak yapılan tanıtmalarda Zaza'ların ve "Dağ Türkü" olduğu yıllarca propaganda edilen Kürtlerin (Kurmanc, Goran ve Soranların) de adı-yeri yoktur. Aslında bunların lisanları Türkçeden ayrı olarak İndo-Aryen Dil Grubudur. Komşu ve akraba dillerdir. İnsanlar birbiriyle evlenip birlikte aynı kaderi yaşadıklarına göre, diller de birbiriyle evlidirler. Bu ortaklıktan doğan ve yaşayan sözcükler vardır. Bundan gocunmaya ve tırsmağa yer ve gerek yoktur.

Remzi Yıldırım, Doğu Masalları çalışmasıyla aslında büyük bir işe girişmiş ve başarmıştır, kendisini kutluyorum. Bu biraz da sistem gerektirmektedir. Anlatıları görüntülemeli ve ses kaydı yapmalıydı. Çeviri sonraki bir evredir. Belki kitapla birlikte bir CD verilmesi ve aslından masalların dinlenmesi çok ilginç, öğretici ve yararlı olacaktı. Yine de bir ilk ve örnek olarak çok değerlidir. Remzi Beyin sonraki derlemelerde, böyle bir çalışmanın da mümkün olduğunu söylemesi, memnuniyet vericidir.

Bu kitapta anlatılan masalların, hikâyelerin, kıssaların bir kısmı özellikle Kürt coğrafyasında, Kürtçenin diğer lehçelerinde de anlatılmakta ve bunların birçok varyantları bulunmaktadır. Bu masallarda işlenen konular, V.Propp sınıflandırmasını izlemekte ve unsurların bir kısmını içermektedir. Bu hikâyelerin bir kısmı manzumdur ve özel makam ile okunurlar.

Örneğin Zembilfroş çok ünlü bir hikâyedir, 'erbane (tef) eşliğinde söylenir. Dervişin kendisine hâkimiyetini ve Hatun Sitinin aşkı, asli ve ilahi bir sevda olarak dile getirilir. Zembilfroş, ölünce, Hatun da ölmek ister ve ölür. Bu vuslattır. Mir ile evli kadının Seleciye aşık olması bir “kader”dir. Evlilik ve selecinin karısına sadakati, samimiyet ve sevdanın halleri, dervişin sınanması, tasavvufun halleri ve kademeleri şeklinde ifadesini bulmaktadır.

Mem u Zin Destanı da böyledir. Memo'nun aşka düş olması, sevgiliye varmak için yaptığı fedakârlıklar, seyir sırasındaki sınav ve engeller, bunları aşmak için çekilen zahmetler, Üç Kardeşlerin Memo'ya yardımcı olmaları, Memo'nun rüyadaki sevgiliyi tanıması, delil olarak üzerinde isimleri yazılı yüzükleri ibraz etmeleri, iki aşıkn görüşmesi ve şeytan Bekoye Evan'ın fitne ve fesadı, Kara Tacdin'in fedakârlığı ve nihayet satranç hilesi ile Memo'nun zindana atılıp orda ölmesi, defin sırasında seferden gelen Tacdin'in Beko'yu öldürmesi, Memo'nun ölüm haberini alan Zine'nin de ölümünü istemesi ve ölmesi, bunların yanyana gömülmesi açık ve ızdıraplı bir aşk hikâyesi olmakla birlikte, kademe kademe incelenince bunun derin tasavvufi bir olay, örnek bir hal olduğu görülmektedir. İslamiyet'te ölünce ruhlar, Rabbin huzuruna çıkmakta ve o zaman vuslat-birlik olmaktadır. Ölenlere rahmetler olsun ve onların himmetleri siz okuyanların üzerinde hazır ve nazır olsun.

'Kerr u Kullık, destanı, hikâye ve masalı pek ünlüdür. Bunlar iki kardeştir, sıfatları ile isimlendirilmişlerdir. Biri 'Kerr-Sağır ve diğeri Kullık-Külah-Tac'lıdır. Bunlar Pehlivan Sileman'ın çocuklarıdır. Altın Özengili Ömer Ağaye Mıli, kızı Perişan için otağında "şart kahvesi" sunmaktadır. Ama yiğitlerden kimse bunu içmemekte. Kahve, zehir demektir, ölüm demektir. Arap Şeyhinin Bilican diye bilinen ünlü atını çalıp Ağaya getirmek demektir. Bu gidip gelmemektir, kalkıp düşmek ve içip ölmek demektir. Fincan, yılan halkasına dönmüş, yılanbaşını kaldırıp boynunu bükmüş yaldızlı porslen olan ferfuri fincanın kulpuna dönmüş, fincanın içine tüm zehrini akıtmış, içen ölecek. Eller uzanıyor fincana, Perişanın gözleri Zuhal Yııdızı gibi, bir parlıyor, bir sönüyor. Genç, içmeden baygın düşüyor. Meydan boş, kahve soğuyor, içen yok. Haber saldılar 'Kerr u Kullık e. Ve bunlar geldiler meseleyi öğrendiler. Perişanı görelim bir, hele uğrunda ölmek lazımsa ölelim dediler. Büyük kardeş atik davrandı, Perişanı görür görmez vuruldu ve bayıldı. Su serptiler yüzüne, perişanın dizinde ayıldı ve baktı Seher Yıldızına, bir dikişte içti "şart kahvesini". Artık bu an yeter, sonu ölüm de olsa, yeter.  Kardeşler düştüler yola. Ömer Ağanın gözü yolda, kulağı seste, Bilican'ın hasreti kalpte kaldı. Çok geçmedi, bir tabut, bir kardeş, bir at ve Bilican geldi. Perişan sağ gelen yiğide geldi.

Doğu Masalları’nda Konu Başlıkları: Yedi Kızlı Cadı, İnek İle Canavar, Değirmenci İle Tilki, Nine İle Kedi, Parmak Çocuk, Abla İle Kardeş, Baba İle Yedi Kız, Avcı Mehmet, Keko, Üç Kardeş, Üç Arkadaş, Hoca İle Kubbettin, Bir Baba İle Üç Kız, Hacı Mehmet İle Nine, Dutçu Emine, Akil İle Sakil, Korkak Adam (Fısnık), ara Yılan İle Boz Yılan, Bir Padişah İle Üç Oğlu, Ahmet Ağa, Yüzsüz Tilki, Ker Ve Kulek, Hatice İle Sıdık Ahmet (Haco Seyd Ehmed), Evres İle Dev Anası, Hoca İle Talebe, Akıllı Ağanın Beceriksiz Oğlu, Balık, Biri Deli Biri Akıllı İki Kardeş, Dayı İle Yeğeni, Zembil Froş, İki Bey (İki Mire), Paşa-Vezir, Paşa Ve Hizmetli, Bir Paşa Ve Hanımı, Paşanın Oğlu, Mazlum Fatmanın Mutlu Sonu.

Remzi Yıldırımın bu çalışmasında, konu başlıklarından masalın konularını tahmin etmek mümkün. Zaman ve mekân kavramı kaybolmuş. Olayın kahramanları, insan, zengin, fakir, amir, görevli, köylü, Bey, din adamı, akıllı, aptal, yaşlı, çocuk, cesur, korkak, yabancı, akraba ve kardeşler, cin, peri, dev, her çeşit hayvan rol almakta ve konuşmaktadır. Masallar mutlu bir son ile bitmektedir. Eğitici ve öğreticidir.

Bu masallar; aslında büyükler içindir. Kendim bile ne kadar ibret aldım ve öğrendim. Demek çocuk hallerinden, büyükler de ibret almalı imiş. Hani, “duvar sana söylüyorum, gelinim sen anla”.

Bu destanın birçok varyantları vardır. Dost Perwiz Cihani, bu destanı Doğu Kürdistan şehri Sirwe'de bir Begzade dengbêjden dinlemiş ve "Bilican" adıyla romanlaştırıp Kürtçe yazmış ve İstanbul'da basılmıştır.

Bu hikâye ve masallarda V.Propp'un anlattığı unsurların hepsi vardır. Bunun bilimsel örneklerle incelenmesi yararlı olacaktır.

Anadolu'nun hikâye ve masallarında, tema ve motifler hep ahlaki ve dinidir. Aynı zamanda dünya hali de bunlarla dile getirilir, öğretilir. Zorbaya, zalime bunlarla ayna tutulur.

Muhsine Helimoğlu Yavuz[1], Diyarbakır Efsaneleri adında derlediği çalışmada bu masalların bazı varyantlarına yer vermiştir. Eserde yanlışlıklar ve çokça eksik bulunmasına rağmen derli toplu bir çalışma olarak kıymetlidir. Son yıllarda Kürtçe edebiyat ürünlerinde bir patlama olmuştur. Bunun yanında görsel eserlerde de ödüller verilmektedir.

***

 

[1] Muhsine Helimoğlu Yavuz: Diyarbakır Efsaneleri, Oda Kitap,5.Baskı,2013,Ankara, Ciltsiz, 383 s, 14x20 cm

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim