• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Melek Akdoğan: Anadoluyla yoğurulmuş bir anne

12.11.2015 05:55
Melek Akdoğan: Anadoluyla yoğurulmuş bir anne
Melek Akdoğan: Anadoluyla yoğurulmuş bir anne

MELEK AKDOĞAN: ANADOLUYLA YOĞRULMUŞ ANNE

HER ANNENİN ÖLÜMÜ, ANNEMİN YENİDEN ÖLÜMÜDÜR…

11028367_10153713099463221_5744050803695936539_n.gifefe-akdogan-buyukanneye-son-gorev.gif

 

Her annenin ölümünde benim annem yeniden ölür…

Doğal olarak her anne gördüğümde kendi annemi görmüş olurum.

Bu nedenle bazı ölümler, kaybediş değildir.

10 Kasım Sabahı bir annem daha ebediyete intikal etti.

Sevdiğim, saygı duyduğum Akdoğan Ailesinin bircikMelek anneleri, artık melek” oldu.

ÖLEN BİR ANNE DEĞİLDİ

Bazı insanların annesi ölür, bazı insanlarını da vücutlarının büyük bir parçası... Asri mezarlıkta gördüğüm sahne ölen bir annenin toprağa verilişi değil, yaşamın bir parçasının toprağa verilişiydi.

O HERKESİN ANNESİYDİ…

Mehmet Akdoğan ile yaklaşık 10 yıl önce tanışmıştım. Tanıştığımız andan itibaren aramızda hiçbir sorun olmadan dostluğumuz devam eder. Adana’nın gizli kalmış canlı tarihi gibidir. Zaten bu nedenle Adana Ansiklopedisini birlikte hazırladık. Kendisinin vesilesi ile ağabeyleri, İsmail Akdoğan ve Tuncer Akdoğan ile tanıştım. Ağabeyleri ile birlikte eğer dürüstlüğün heykeli yapılacak olsaydı mutlaka İsmail Abi ile Tuncer Abi’nin heykelleri ortaya çıkardı.

Daha sonra benim için” Tanrının Eli” diye nitelediğim üç insandan biri olan Sayın Fatma Akdoğan ile tanıştım.  Bu güzel ve kişiye insan olduğunu hissettiren tanışıklık ağı genişledi.

Sonradan hep birlikte aile gibi olduk; bu  anlamda da  10 Kasım’da kaybettiğimiz Melek Akdoğan benim de annem sayılırdı. Cenaze dolayısıyla gelen mesajlar ve tanık olduğum konuşmalar şunu göstermiştir; melek Akdoğan sadece çocuklarının değil, yüzlerce kişinin annesi.  Ben bu zincirin en son halkasıyım.

Şimdi bu cenazeyi paylamanın br kaç nedeni vardır.

Bir aile, anne-çocuk ilişkisi, toplumsa saygınlık, gelin-kaynana ilişkileri, başarıdan başarıya koşan çocuklar gibi onlarca neden ile örnek alınması gereken bir aile olduğu için konu etmekteyim.

huzunlu-cenaze-toreni.gif

KANSER OLDUĞUNU BİLMİYORDU

Önce şuradan başlamalıyım; bir anne düşünün ki kanser hastalığının pençesine düşmüş ve haberi olmamış.

Rahmetki Melek teyze, yıllardan beri kanser ve kanser tedavisi görüyordu ama haberi yoktu. Çünkü gelini Fatma Akdoğan, öyle bir bakım sistemi oluşturuyor ki anne kanser olduğunu fark etmeden yıllarca acı çekmeden yaşıyor.

Sadece bu olay dahi, aileyi örnek aile yapmaya yeter diye düşünüyorum. Ama hayır devamı var.

Toplumumuzda trajik öykülerin çoğu, “vefasızlık” üzerine şekillenir. Ve en

Çekilmez trajedi ise çocukların terk ettiği anne ve babalardır.

Peki bu bir trajedi mi? Elbette trajedidir.

Çünkü böyle bir olayda “vefa” duygusunun öldürülüşü daha da ötesi katledilişi vardır. Ve bana göre, “vefa” duygusu olmayan bir insanın “insan” damarı kopmuştur. Bana insanı insan yapan unsurların listesini yap deseler, sanıyorum, Et ve kemikten sonra “vefa” duygusunu sayarım. Vefa Duygusunu yazdıktan sonra başka niteliklerle listeyi tamamlarım.

Tanıdığım kadar ile Akdoğan ailesini var eden en büyük özellik vefa duygusu ile yoğrulmuş olmalarıdır.

Yaşamı bir çok konuda birlikte sürüklediğimizden dolayı günümün büyük bölümü Mehmet Akdoğan ile birlikte geçer. Şehir dışında olmadığı zamanlarda hiçbir güç onun her gün annesine gitmesini engelleyemez.

En az bir kere ziyaret eder. Sanki, bitkisel hayata girmiş insanın yaşam soluğu olarak annesini seçmesinin fotoğrafıydı. Bu açıdan hastane morgundan annesini bir tabutun içinde almanın onun7onların ruhunda yarattığı tahribatı ben tahayyül bile edemem.

Bir tabut içerisinde annesini cenaze arabasına yüklerken Tuncer Akdoğan’ın halini ömür boyu unutamam. Mehmet bey’i konuşmuyorum bile… Ama Tuncer Bey, yoktu. Orada bir beden vardı ama ruhu, yüklediği tabutun içindeydi. Hareketleri, bakışı duruşu kendi iradesi tarafından değil de bir güç tarafından kontrol ediliyor ve yönlendiriliyor gibiydi. O görev yaptığı dönemde makam sandalyesinde kendinden emin, kararlı, keskin bakışlı Tuncer Bey, yerine bir rüzgârla bile savrulabilen yaprak gelmişti.

Aynı ruh halini, Mehmet Akdoğan’da daha sonra gördüm. Muhterem annesi toprağa verilirken, yüzünü açma görevini kimseye vermedi, mezar çıukuruna kendisi indi. Orada kesinlikle annesini gömmüyordu.

Mehmet Akdoğan orada, canını, ciğerini, ruhunu gömüyordu.

sureyya-kayar--husnu-smsek-ve-efe-akdogan-ile-birlikte.gifimg_0639.gif

Her gün yanına gitmeyi yaşam biçimi haline getirdiği bir anlayışı gömüyordu.

Ve o an şunu gözledim; mezarlıklarda çoğu şey göründüğü gibi değildir.

Adana’nın en renkli ve en sevilen simaları oradaydı.

Cenazenin 10 kasım saat 12 sıralarında yapılmış olması protokol için bir engeldi. Ancak çoğunun aradığını duydum.

Protokol haklıydı, bu önemli günde 10 Kasım törenlerinde olmaları gerekiyordu.

Aslında melek teyze, Türkiye’nin tarihi idi. 1019 yılında Atatürk’ün Samsun’a çıktığı yıl doğmuş ve bütün bu dönüşüm süreçlerini yaşamış, aydın ve cumhuriyetçi bir insandı.

Atatürk’ün aydınlık Türkiye kurması ile birlikte doğan Melek Akdoğan, talihin garip bir cilvesi olarak Atatürk’ün ölüm yıldönümünde sanki ona eşlik etmişti.

Cumhuriyetçi ve aydın insan olduğunu söyleyecek kadar tanıyor muydum? Hayır.

Ancak çevrenin ve çocuklarının anlattıkları anılarından bu sonuca ulaşıyordum. Sonra çocuklar, anne ve babanın aynasıdır derler. Ben karnesidir diyorum.

Bir çocuğa baktığınız zaman anne ve babanın karnesini görürsünüz.

Akdoğan Ailesinin Adana’da sevilen, saygı duyulan bir aile olmasının kökeninde Kemal – Melek Akdoğan vardır. Ve karneleri dostumuzdur, çevremizdedir, Adana’dadır.

CENAZE NAMAZI HÜZÜNLÜYDÜ

Cenaze namazı çok hüzünlüydü… Hüznü olmayan cenaze namazı var mıydı* Şüphesiz vardı ve tanıktım. Bir de acıklı olan cenaze namazı vardır… Formalite icabı olanları da… Ama bu cenaze namazı hüzünlüydü…

Belki de Kasım’ın hüznü cenaze namazına da sirayet etmişti.

Melek anneler cumhuriyetin ve aydınlığın simgesidirler.

Bu annelerin sayısının çoğalmasıdır ki, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye’nin kurulması.

Sadece kendi çocuklarının değil, insan olarak, millet olarak bu annelere borcumuz var. Melek Akdoğan tarih itibarı ile Türkiye’nin bütün kuruluş aşamasını yaşadı, aldığı eğitim ile bu muazzam kuruluşa katı koydu.

Cumhuriyetin Coşkusunu da yaşadı, 1929 Buhranını da…

Sümerbank ayakkabı ve pazenlerini de giydi, 2. Paylaşım savaşı sırasında karneyle dağıtılan ekmek döneminde açlığa da katlandı.

Türkiye’nin demokrasiye geçiş sürecinin en yakın tanığı olarak yaşadı.

Belki de Adnan Menderes’in idamına ağladı. Bilmiyorum.

Yaşamı boyunca 27 mayıs, 12 Mart ve 12 Eylülleri yaşadı. Çocukları gençti. O kaygıları her zaman yüreğinde duydu.

Adana’da pamuk üretimin artmasına, yeni fabrikaların kurulmasına sevindi… Çocuklar yetiştirdi bu arada.

YÜZ YILLIK ANADOLU TARİHİ

Melek Akdoğan’un tarihi son yüz yılın Anadolu tarihidir.

O, Anadolu toprakları ile birlikte güldü, acı çekti, sevindi ya da üzüldü.

Korutürk’ün ifadesiyle “Tasada ve Kıvançta” bir Anadolu kadını olarak bu toprağın duygularını paylaştı.

Geriye herkesin onur ve güven duyacağı bir aile bıraktı.

Adana Medya Gazetesi olarak dileğimiz;

Allah Rahmet Eylesin…

Toprağı bol mekanı cennet olsun.

akdogan-kendini-gomuyord1u.gif

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim