MHP 2014'ü 2015'e taşıyabilecek mi?

Adana demokrafik yapısı ve unsurları itibariyle siyaseten de hassasiyetle ele alınması gereken bir şehir. Farklı zamanlardaki seçimlerde farklı siyasal tablolar çizmesi, bireysel ve konjöktürel refleksler gösterebildiğini açıkça anlatıyor bize.
Bugün mevcut siyasi tablosuna baktığımızda kazandığı Büyükşehir Belediyesi ile birlikte MHP'nin üstünlük sağladığı, MHP'yi Adana'dan domine eden fotoğrafını görebiliriz.
Ancak nüanslara dikkat! Öncelikle yerel seçim ile genel seçim arasında siyasi sonuçların bir nevi açıklaması olarak önemli bir nüans var. Adana yerel seçimde parti yerine konjontürel olarak adayı tercih edebiliyor.
Seçmen bireysel ve çözümcü düşünüyor. Yığınlar olarak hareket etmiyor. Kırsalından beslenen AKP'yi merkeze almıyor. Buna mukabil son seçimde CHP ile MHP arasında yaptığı tercih Yıldıray Arıkan ve Hüseyin Sözlü arasındaki marjinal farklılıkları da açıklamıyor, açıklayamıyor.
İşte buradan hareketle MHP'nin Büyükşehir büyüsü ile rehavet içerisine girmesi, 2015'te "kral çıplak" sendromu yaşatabilir. Çünkü MHP'nin CHP'li başkanların seçildiği Seyhan ve Çukurova'dan büyükşehire kanalize ettiği oylar kalıcı seçmeni değil. Büyük bir bölümünü aday tercihine ve "kim kazanmasın" mottosuna dayandırabileceğiz oylar.
Dolayısı ile MHP'nin esas sınavı kongre hareketliliği bittikten sonra şekillendireceği Adana stratejisini kurarken başlayacak. Bugün imgeler, sloganlar ve Büyükşehir'in tanıtım imkanlarıyla mevcut durum gibi görünen MHP'li algısı ters tepki yaratabileceği gibi, yanlış bir strateji ile yerle bir de olabilir. Oldukça bıçak sırtı bir durum.
Şayet MHP Adana'yı iyi okur, yerel seçimde merkezden ve özelikle sol ile Alevi mahallelerden aldığı oyları Ankara'ya, Bahçeli'ye iyi anlatırsa, oturup bir strateji geliştirebilir. Ankara'ya da yüzü kara çıkmaz.
Hüseyin Sözlü bu konuda önemli bir vizyon ortaya koyuyor. Tabii bu sınav sadece Sözlü'nün imgelerle ve sloganlarla geliştirdiği vizyonla geçilecek türden değil. Hem CHP'nin hem de MHP'nin milletvekili aday listelerinde somutlaşması gereken kalıcı bir perspektife dönüşmeli.
Sözlü'nün "Ali'nin oğlu Hüseyin" şiarıyla başlayan Alevi açılımı, partisinin Suriye tezkeresine verdiği destek ile seçimde aldığı alevi oylarının kafasını karıştırdı. CHP'nin bölgede yürüttüğü siyaset de yaşamsal kaygılar nedeniyle CHP'de bloklanan Alevi toplumunu kaygılandırıyor. CHP'nin kendi içerisinde tartışma yaratan bu durum, şayet, bölge hassasiyetlerini parti içinde dinamik tutan Ümit Özgümüş'ün tasfiyesi ile sonuçlanırsa daha da vahim bir hal alacak.
Buradan da MHP'ye daha kalıcı ve Adana'yı kucaklayacak bir siyasi manevra şansı doğuyor haliyle. İşte bu anlamda MHP içerisindeki kongre sürecini bitirdikten sonra oturup bu konuda fikir jimnastiği yapmalı.
Bildiğini okur ve şehirli siyasetten uzak durmayı tercih ederse, yani yeni kaygıları okuyamaz, Adana'daki açılımını kalıcı siyasete dönüştürmez ve taşra milliyetçiliği güderse, 2014 sonucu Sözlü'nün şahsına gösterilmiş bir tecevvüh olarak yazılır ve 2011 tablosuna geri döner.
Geri dönmemek için kendisini konjönktürel tercihin dışarısına çıkarmalı. Bu da 2014'ü okuyup, 2015'e taşıyabilmekten geçiyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












