• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Modern çağdan yontma ağaç devrine

27.01.2016 06:10
Modern çağdan yontma ağaç devrine
Modern çağdan yontma ağaç devrine

YONTMA AĞAÇ DEVRİ

MODERN ÇAĞDAN YONTMA AĞAÇ DEVRİNE…

SANAL DUYGUDAN GERÇEK DUYGUYA…

Sanal duygular çağından, gerçek duygular çağına yolculuğun mimarları: Selin Reyhanoğlu Yamaç ve Okay Güzel…

Eğer insanın ruhuna hitap etmiyorsa ilerleme dediğimiz şey aldatmacadan başka bir şey değildir.

Kalabalıklar arttıkça insanlar yalnızlaşıyor…  Dünya zenginleştikçe insanlar fakirleşiyor…

Aletler modernleştikçe anlayışlar ilkelleşiyor… Bilgimiz arttıkça cahilleşiyoruz.

Bunlar nedendir? Çünkü insan kendinden uzaklaşıyor. Günümüzde insanın “kendisi” olmaya izin verilmiyor. İnsana, kendisini anımsatacak her türlü, makine, alet, edevat yasaklanmış gibi. Yaşamı tuşlar üzerine kurmaya çalışan bir sistem ile insanlaşma konusunda ısrar eden sistemin savaşına tanıklık etmekteyiz.

O sanal dünya, ışıltılı vitrinler, parlak renkler, cafcaflı ve tumturaklı sözler içtenlikten uzak ve insan ruhuna yabancı.

Ressam Gülşen Doğan ile Merkez Park’a doğru yürürken bir iş yeri gördüm. Zaten iş yerinin adı bile çarpıcı: Ağaçkakan…

Kendinden utanırcasına Türkçe tabela koymayı gerilik sayan bir anlayışın ortasında soluk alacağım bir vaha gibi göründü bana.

Ağaçkakan… Bildik, tanıdık; bizden bir isim.

İçeri daldım.

ahşap-tabak-çanak.gif

AĞAÇKAKAN; SİZİ SİZ KARŞILAR…

Zamanımızda birçok işyerine girdiğinizde, şaşkınlığa düşersiniz. Makine, alet, edevat, cihaz, elektronik aksamlar veya kıyafetler arasında şaşkın kalırsınız. Her şey kendini size dayatır. Kıyafetler bağırır; “Bu renk, seni daha şık gösterir”, “Hayır! Bu ton daha iyi gösterir…” Elektronik cihazlar arasında beyniniz sulanır. Bir anda kendinizi unutur, başka bir varlığa dönüşürsünüz.

Birçok iş yerine girdiğinizde ruhunuz ve ruhunuzun yüklediği anlamlar ölür. Çünkü her şey sizi sizden uzaklaştırır; ayrıca, kendinizle baş başa kalmanızı önler…

Ama Ağaçkakan yazılı tabelanın altındaki kapıdan girdiğimde, “Beni “Ben” karşıladım” sanki ben dükkan açıldığı günden itibaren oradaydım. Ahşam ürünler, işlemeler, dinlendirici renkler, sade ve kendini dayatmayan araçlar…

Gerçekten şaşırdım.

TANIDIK YAŞAM…

Şu annemin ekmek doğradığı ekmeklik; şu ağaç kütüğü, ağabeyimin dut ağacından kesip getirdiği tabure… Bu tablo, bu dikiş makinası… Bu… Bu… Bu…

Baktım iki sevimli insan dolaşıyor; lüks lokantaların para tırtıklamaya çalışan garsonları gibi “Buyrun! Buyrun!” diyerek başımıza üşüşmediler.

Sanki dükkân babamın malıydı Ve sanki benimdi ve daha da ötesi sanki bendim.

Gülşen Hanım da şaşırdı. “Ay! Ne kadar içten!” diye neredeyse bir çığlık attı.

Gördüğüm beyefendiye ilk sorduğum soru;

“Müslüman Mahallesinde salyangoz satmak... Nasıl bir duygu?”

“Çok güzel!” dedi adını sonradan öğreneceğim Okay Bey. Devam etti: “İnsanlara bir şeyler öğretiyorsunuz. Bundan daha zevkli ve neşeli ne olabilir ki… Adana’ya ilk olarak kafeler açıldı. Yahu dedi yaşlılar ve çoğu gençler, burada böyle şeyler olur mu? Kahve evde içilir ve kırk yıl hatırı vardır. Bunlar boşuna açıyorlar. Çünkü bir kültürdür ve kültürel değişim zaman ister. Ancak hiç de öyle olmadı. Şimdi insanlar kahvelerini orada içip işyerlerine öyle gidiyorlar. Veya iş yerinden mola verip oralarda buluşup kahvelerini için günlük yaşantılarına devam ediyorlar. Adanalı, gözünü seveyim, değişikliğe açık…

Bu iş kolunda da böyle… Adana, bunu öğrenecek ve benimseyecek.”

“Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?”

“İstanbul’da tuttu, İzmir’de var. Adana’nın neyi eksik ki? Hiç şüphem yok…”

“Nereden esti bu iş kolu?”

“Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum. Biz iki arkadaşız. Arkadaşım Selin Reyhanoğlu Yamaç, Metro Marketlerde üst düzey yönetici idi. Ben de Nestle Firması’nın (Nescafe) Bölge Müdürü idim. Piyasayı, insanları, beklenti özlemlerini bilen kimseleriz. Bir araya geldik.

çöp-olacakti-biblo-oldu.gifdededen-toruna-okay-güzel.gif

İyi de ettik. Selin Hanım tasarlıyor ben de yapıyorum….”

“Allah! Allah! Genel Müdürken marangozluk mu yapıyordunuz?”

“Hayır. Daha önemli bir gerekçem var. Dedem marangozdu. Hem de zamanında bölgesinin en usta marangozu… Dedemin yanında ve onu izleyerek büyüdüm. İnsanın ağaca olan aşkını dedemde gördüm. Kuyumcu için külçe altın ne ise dedem için de ağaç kütüğü öyleydi. Ağaca, bütün ruhunu yansıtırdı. Bir ağacın insan yaşamında ne denli değerli bir varlık olduğunu görerek geliştim.

Sonra, ağaç ile insan ruhu ve doğası arasındaki yakınlığı gördüm. İnsan, ağaçta kendinden bir parça buluyor…”

İşte burada durdum. Okay Güzel, gerçekten çok doğru bir saptama yapmıştı. İnsan kendine doğada en masum ve en kirlenmemiş varlığı yakın olarak görür. Toprakta yalınayak gezmek ve dağlarda hepsi ayrı bir estetik şaheser olan ağaçları izlemekten daha derin bir mutluluk kaynağı bulamadım.

Okay Güzel anlatmaya devam ediyordu. Bakın şu sehpa, şu saat kadranı, tabaklar ve diğer mutfak malzemeleri, sadece süz eşyası değil ayrıca kullandığımız araçlardır. İddia ediyorum üstelik daha hijyen…”

Ressam Gülşen Doğan bu kadar doğal ürün karşısında neredeyse kendini kaybetti. Karmaşa içerindeki doğanın masumiyetini resmeden Gülşen Doğan: “Bu kadar güzel ürünleri bir arada görmedim. Hepsi birbirinden doğal ve güzel” diyerek ürünler arasına daldı ve deyim yerindeyse kendini kaybetti.

“GERİDÖNÜŞÜMCÜYÜZ…”

Kullanılacak ağaç ürünlerin yanısıra ayrıca süslü eşyaları da gördüm. Onlar da ağaçtandı. Ancak bu ağaçların bazıları, köy yollarında, bahçe kenarlarında gördüğümüz ağaç kökü veya kalıntısını andırıyordu.

“Bunlar nedir?”

“Bunlarda doğaya atılmış olan çöpler…”

“Nasıl yani?”

“Kabaca çöp dedim, biz ayrıca geri dönüşümcüyüz. Var olan her maddenin kendi içinde bir değer ve anlam taşıdığına inanırız. Yaratıcılık dediğimiz şey, maddede saklı olan bu anlam ve değeri ortaya çıkarmaktır. Bakın bu ürün çürümüş bir ağaç artığıdır. Bu hale geldi. (Resim - )”

Gösterdiği ürüne ve sonra ona benzer olanlara baktım. Hakikaten de, hani bazı sanat eleştirmenleri, sanat eserine bakıp, pipolarından (Neden pipo? Bilmiyorum) bir fırt çekip, başlarlar anlatmaya: “işte, empresyonist, işte klasik anlayışın ölümü… vs… vs..” Bir ağacın ardında bıraktığı bu nesneyi bilmeden yorum yapacak olan bir eleştirmen, bir kitap dolusu bir şeyler anlatır. Ama o ne anlatırsa anlatsın; sonuçta bir ağaçtır, daldır, köktür ve ağaç artığıdır…

Ve gerçekten olağanüstü bir sanat eseridir.

Okay Güzel, zeki, pratik, sanat ve insanlık yüklüydü. İlginçtir, aynı havayı Selin Hanım’da da gördüm. Ortaya bir soru attım.okay-güzel-ve-selin-reyhanoğlu-yamaç.gifherşey-güzel.gif

“Doğadan daha mükemmel bir sanatçı yoktur. Onun ürettiği mükemmel estetik tasarımları çalıyorsunuz herhalde?”

“Bu imajı vermişsek, başarmışız demektir. Hangi sanat eseri insan ile doğa arasındaki uyumu ve özdeşliği yakalamak için yapılmaz ki? İnsanın bakınca kendini bulduğu ve kendine yakın olduğu eser sanat eseridir. Sizi ben mi çağırdım. Hayır! Eserler ve ürünler sizi çekti. Biz bunu bir başarı ve olumlu bir sonuç olarak yorumlamaktayız…”

“Sayın Halil Atılgan İncirgediği Köyü’nde bir müze oluşturdu. Kullandığımız ve bizi biz yapan aletlerden örnekler sergiliyor. Gördünüz mü?”

“Maalesef görmedim”

“O zaman en kısa zamanda o köydeyiz. Haberiniz olsun. Sizin, o müzeyi görmeniz, ufkunuzu geliştirecektir…”orijinal-bir-eser.gifpanjurlar-mavileşti.gifsizi,-sizle-karşilar.gif

“Bu sanatın ölmemesi ve gelişmesi için her yere giderim…”

Selin Reyhanoğlu Yamaç ve Okay Güzel’i takdir ettim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • "Çiftçilik peygamberler mesleğidir"15 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ak Parti ile gönül bağımız var09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Hastane çöplerini okulun önüne atıyor!09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
  • Siyon protokolleri -7. bölüm06 Haziran 2016 Pazartesi 09:12
  • Fatma Akdoğan: Kanseri tedbir önler, moral yener03 Haziran 2016 Cuma 06:00
  • "Hayalet hükümdarlar dikeceğiz..."01 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
  • Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • ETD Yapı: Malzeme insana saygı göstermeli25 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00
  • Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31
  • 4 mevsim portakal çiçeği21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim