- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
“Mora İsyanı’ndan Ders Çıkarmak”

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
“Bizi esaretten kurtarmayı va’d ederek isyan ettirdiniz; ondan vazgeçtik, şimdi bizi ölümden kurtarınız, başka bir şey istemiyoruz”
Devletler düşmanlarını zayıflatmak üzere onları içten çökertmek, kendi iç problemleri ile uğraştırmak şeklinde çeşitli yollar denerler. Bunlardan birisi de o devlet vatandaşları içerisinde isyana yatkın olanları bulup onları devletine karşı kışkırtmaktır.
1765 yıllarında Rus Çariçesi Katerina Balkanlarda ve Mora’da yaşayan Ortodoks mezhebinden halkı Osmanlıya karşı ayaklandırmak için planlar hazırlattı. Aslen Makedonya halkından olup Rusya’da topçu kumandanı olan Papas oğlu Mavro Mihal’i bu iş için Mora’ya gönderdi. Mavro Mihal’in yanında yeteri kadar para, İncil’ler, Katerina’nın resimleri ve haçlar bulunmaktaydı. Mavro Mihal, Mora’da pek çok yer gezerek bütün papazları ve ileri gelen bazı Kalamatalıları yanına çekmeyi başardı. Mavro Mihal ile birlikte Hacı Murad takma adıyla faaliyet gösteren bir de Rus casusu bulunmaktaydı. Hacı Murad Türkçe’yi mükemmel şekilde konuştuğu gibi Arapça ve Farsçası da ileri derecedeydi. Bu sayede Hacı Murad adlı casus Ege adalarını ve Rumeli’yi rahatlıkla dolaşmış ve Mora’ya gelip burada isyana en yatkın kitle olan Manyotları işlemeye başlamıştı.
Mora’nın güneyinde Koron Körfezi’nin doğusunda bulunan Manya halkına Manyotlar denilmekteydi. II. Bayezid döneminde Osmanlı nüfuzu altına giren Manyotlar çoğu zaman korsanlıkla uğraşırlar ve zaman zaman Girid’e giden nakliye gemilerine zarar verirlerdi. Bu yüzden devletin kendilerinden hesap soracağı korkusuyla tedirginlerdi. İtalya’ya göçmek istemişler ancak bunu başaramamışlardı. Fazıl Ahmet Paşa Girit’i tam olarak ele geçirince bunlar da Edirne’ye heyet göndererek sulh olmak yollarını aradılar.
Katerina’ya rapor veren Mavro Mihal, Mora halkının isyana hazır olduğunu ve Rus filosunun Mora sahillerine gelmesinin yeterli olacağını bildirdi.
Ruslar, Baltık Denizi’nde yapmış oldukları donanmayı İngilizlerin de desteği sayesinde Akdeniz’e geçirmeyi başardılar. Osmanlı devlet adamları böyle bir şeye hiçbir şekilde ihtimal vermiyorlardı. Tam olarak gafil avlandılar.
Yapılan plan gereğince 2 ayrı filodan oluşan Rus donanması Çanakkale Boğazı’nı kapatarak Osmanlı donanmasının Akdeniz’e çıkmasını engelleyecek, sonra da Mora’dan Selanik’e varıncaya kadar büyük isyan başlatılacaktı.
Rusların 1. Filosu Mora sularına gelerek öncülerini ileri göndermişti. Burada hiç hesapta olmayan bir şey oldu: Asıl Rus filosu bir fırtına sebebiyle Manya limanına sığınmak zorunda kalmıştı. Manyalılar bunu kararlaştırdıkları isyan vaktinin geldiği şeklinde anlayarak isyanı başlattılar. Rus Amiral Aleksi Orlof da planını değiştirmeye mecbur kalarak karaya asker çıkardı.
50.000 Manyot’un bu isyanı kısa sürede genişledi. Zaten hazırlıklar çok önceden tamamlanmış, gerekli yerlere yeteri kadar silah ve mühimmat yığılmıştı. Yarımadada büyük bir katliam başlattılar. Kalamatalı Benaki başına topladığı 4.000 kadar Rum’a Rus asker elbisesi giydirerek Koron kuşatmasına katıldı. Koron’da bulunan Osmanlı askerleri ve Müslüman halk bu saldırıya 2 ay direndiler. Kasabalardan kaçan Müslüman halk Mora’nın merkezi konumundaki Tripoliçe şehrine sığınmaya ve burada müdafaa tertibatı almaya başladılar.
Manyalı asiler ve Barkof kumandasındaki 400 kadar Rum, Mizistra kasabasını kuşattılar. Kasabada bulunan Müslümanlar karşı koyamayacaklarını anlayarak verilen söz üzerine teslim oldular. Ancak asiler verdikleri söze rağmen Mizistra halkının tamamını acımasızca kılıçtan geçirdiler. Küçük çocukları ve bebekleri minareden atarak bütün Mora’ya korku ve dehşet saldılar[1].
Bu sırada Tripoliçe’ye yetişen Mora Seraskeri eski sadrazamlardan Muhsinzade Mehmed Paşa, yardımcı kuvvetlerin gelmesini bile beklemeden Tripoliçe’ye yardıma koştu. 10.000 kadar Türk, sayıları 20.000’i bulan asileri yendi. Asiler 3.000 ölü bırakarak kaçtılar. 400 Rus askerinden kurtulan olmadı. Ancak Arkadya kasabasında kuşatılan Türk halkı bu kadar şanslı değildi. Üstün düşman karşısında teslim olmak zorunda kalan Arkadya halkı evlere doldurularak diri diri yakıldı. Patras şehrinde halk 19 gün sonunda susuzluktan teslim olmak üzere iken yardımcı kuvvetlerin gelip yetişmeleri üzerine kurtuldu. 30.000 kişi tarafından kuşatılan Mudon kalesi 800 kişi tarafından kahramanca savunuldu ve 1770 yılı Mayıs ayına kadar dayandı. Çatalcalı Ali Ağa komutasındaki 7.000 kişilik Osmanlı ordusu düşmanın sayıca üstünlüğüne bakmayarak savaşa başladı. Mudon kalesinden çıkan 300 fedayi de yardım kuvvetlerine katılıp Rusları dağıtarak bir destan yazdılar.
Osmanlı donanmasının Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Mora’ya gelmekte olduğunu duyan Ruslar Navarin kuşatmasını kaldırarak geri çekildiler. Ruslara güvenerek Osmanlılara saldıran asi Rumlar iyot gibi açıkta kalmışlardı. Bir kısmı Venediklilere ait İyoniyen adalarına kaçarak canlarını kurtarabildiler. Kaçamayanlar ise Navarin önündeki Çıplak Ada’ya (Sfakleri) kaçıp orada telef olup gittiler. Navarin önüne gelen asiler, Rus kumandanı Aleksi Orlof’a:
“Bizi esaretten kurtarmayı va’d ederek isyan ettirdiniz; ondan vazgeçtik, şimdi bizi ölümden kurtarınız, başka bir şey istemiyoruz” diyerek kaleye alınmaları için yalvarmışlardı. Ancak bu kadar kişinin kalede barındırılamayacağını anlayan Orlof bu insanları Türk intikamına bırakmakta tereddüt göstermemişti. Ruslar, Mora halkından istediği desteği bulamamışlardı. Mora halkı da aynı şekilde Rus yardımını yeterli bulmadı. Muhsinzade Mehmed Paşa, Çatalcalı Ali Paşa gibi gayretli komutanların emrinde bütün Mora Müslümanları kendilerini korumak için var güçleri ile çarpıştılar. Böylece 1768 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Rusların kışkırtması ile başlayan Mora İsyanı günahsız Rum ve Türk halktan binlerce insanın ölmesine, binlerce insanın yerinden yurdundan olmasına sebep oldu. Ancak Rus donanması Akdeniz’den çekilip gitmedi ve Çeşme Limanında Osmanlı donanmasını yakmayı ve Osmanlılara zor günler yaşatmayı başardı. Tabii ki bunların da arkalarında İngiliz parmağı ve İngiliz Amirali Elfinston bulunmaktaydı.
PKK’nın “Suruç Katliamı”nı beklediği işaret olarak sayarak ortaya atılması Mora Rumları’nın Rus donanmasını görerek isyana başlamalarını hatırlattı. ABD jetlerinin yumuşattığı topraklardan Arapları ve Türkmenleri köylerinden uzaklaştırarak demografik dengeleri bozmak, Lazkiye’den Akdeniz’e koridor açmak çok büyük hayaller. Halbuki biz Çanakkale’de omuz omuza çarpıştık. Biz birbirimizi çok iyi biliyoruz.
[1] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.IV/ 1, 2.Bs., Ankara 1978, s. 395; Midhat Sertoğlu, Mufassal Osmanlı Tarihi, c.V, Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 2011, s. 2578- 2579.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












