• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Muharrem matemi ve Alevi örgüt beyanatları -2

31.10.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Baki Düzgün[1] ülkemizde gelişen olaylarla ilgili olarak, Kamuoyuna açıklama yapmaktadır:

“Bir Muharrem matemi ayını, kaybettiğimiz onlarca canımız ve yüzlerce yaralımızla birlikte anmaya başlamamız, aradan 1335 yıl geçmesine rağmen Yezit anlayışının hergeçen zaman diliminde daha da zalimleştiğine ve katliamlarına devam ettiğine tanık oluyoruz ve yaşıyoruz. Katliamcılar, dün Kerbelâda nasıl ki acımadan altı aylık Ali Ekberi babasının kucağında onlarca ok ile şehit etti iseler, daha dün Diyarbakır/Sur da, Cizre'de, Varto'da, Dersimde, Kırşehir'de ve Ankara Gar meydanında da küçük yaşta çocuklarımızı katlettiler.

"Dün Kerbelâda İmam Hüseyin ve 72 şehid-i şühedanın kanını akıtan zihniyet devam etmektedir. Biz Aleviler yani İmam Hüseyin'in yoldaşları… Kerbelâ davasını bugünlere kadar sıtk-ı sadakatle, başımız dik olarak taşıdık. Bundan sonra da İmam Hüseyin'in çizdiği o onurlu davayı daha ileriye taşıyacağımızdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır… Tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz lokmaları, şehitlerimize adayarak büyük bir sahiplenme duygusu geliştirmeliyiz”.

Bu açıklama gösteriyor ki Aleviler, sadece tarihi bir olayı anmakla kalmıyor, bunu günümüz olaylarına bağlayarak mazlumdan yana bir dayanışma ve hak talebinde bulunmaktadırlar. Alevi, inanç ve itikadına, yaşama tarzına ve yaşamı değerlendirme algısına uygun bir davranış sergilenmektedir. 

Alevi Kurumları[2]nın ortak talebi üzerine 11.10.2015 tarihinde Garip Dede Dergâh'ında bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantı da Barış şehitleri için yapılacak hizmetler, toplumsal gelişmeler konusunda Alevi Kurumları ve Alevi toplumunun sorumlulukları ele alındı. Yapılan görüşmeler sonucunda;

"Kurumlarımız,  birlikte davranacak ve tutum belirleyeceklerdir. Ankara’da Barış mitinginde katledilen, Barış şehitlerinin Hakka uğurlanması, şehit ailelerinin isteği üzerine; Alevi İnanç mekânlarında tüm hizmetler, Alevi Erkan’ına göre yürütülecektir. 2015 Ekim ayında, Yası Muharrem eylemlerimizi Barış Şehitlerine adıyoruz. Aşure Lokmamız, Kent Merkezlerinde, Barış Şehitleri için dağıtılacaktır.   Toplumda yaratılmak istenen kaos ortamına karşı, Barışın sesini yükseltmek ve birlikte yaşam için, herkesi duyarlı olmaya, toplumsal dinamikleri sorumlu davranmağa çağırıyoruz. 11.10.2015"

Alevi birçok kuruluş[3] "Basına ve Kamuoyuna Açıklama" yapmıştır:

"Ülkemizde Suruç katliamı ile başlayan yeni süreç kanlı şekilde devam ettirilmektedir. Gün geçmeden yeni katliamlar yapılarak bir öncekinin üstü örtülmektedir. Suruç’un acısı soğumadan yaşanan yeni ölümler, en son Cizre katliamı ile farklı bir şekil almıştır.

"Bu savaş ortamına ve yurttaşlarımızın ölümlerine dur demek için, DİSK, KESK, TTB, TMMOB'un çağrısı ile Ankara Sıhhiye Meydanında yapılacak ‘’Savaşa inat barış hemen şimdi’’, Emek-Barış-Demokrasi Mitingine, barış şiarını daha yüksek sesle haykırmak için, 10 Ekim 2015 tarihinde biz Alevi kurumları da katılım kararı almıştık. İnancımızın gereği olan ve insanların en yüce hakkı olan yaşama hakkı için meydanlarda barışı haykırmak istemiştik. Bu istek için Ankara Gar’ın da toplanan binlerce Can’ın yaşam haklarına saldırı olmuş, yüze yakın canımız Hakka yürümüş yüzlerce canımız yaralanmıştır.

"Bu süreçte yapılan tüm katliamların ve savaş politikalarının sorumlusu siyasi iktidardır. Bugün yapılan saldırı, bu ülkede sadece barış isteyenlere değil, ülkenin toplumsal barışına da yapılmıştır. Ülkenin dört bir yanından gelip barış ve kardeşliği haykırmak isteyenleri ölüme mahkûm eden zihniyet, siyasi iktidarlarını sürdüremeyecektir.

"Biz Aleviler tarihimizde olduğu gibi mazlumun yanında zalimin karşısında olmayı sürdüreceğiz. Yapılan tüm katliamlara rağmen, Aleviler olarak barışı savunmaya ve halkların kardeşliğini haykırmaya devam edeceğiz. Katliam sorumluları er ya da geç mutlaka hesap vereceklerdir.

"Zalime karşı mazlumun direniş simgesi olan Hz Hüseyin’in şehit edilişinin yıl dönümüne denk gelen bu katliam, günümüzde Yezid’lerin halen yaşadığının ispatıdır. Barış yolunda tenleri ölüp Hakka yürüyen tüm Can’ların devri daim olsun ışıklar içinde yatsın. Ailelerine ve yol arkadaşlarına sabırlar, yaralı Can’lara acil şifalar dileriz. Yaşanan bu saldırı ve katliam karşısında tüm kurum ve canlarımızı sağduyulu ve dikkatli olmaya çağırıyoruz".

Alevi Bektaşi Federasyonu[4] "Ölüler Saygıyı Hak Eder" başlıklı bir bildiri ile, Türkiye'de yaşanan olumsuz duruma, savaş ortamına ve olaylarına karşı bir açıklama yaptı. Burda son bir ay içinde Kürt coğrafyasında vuku bulan olaylar özetlenmiş gibidir:

"Cizre’de insanlık buzdolabında dondurulurken, Şırnak’ta önce katledilip, sonra bir polisin Akrep aracının arkasına bağlanmış, Hacı Lokman Birlik’in cansız bedeni yerlerde sürüklenirken çekilmiş görüntüler medya da dolaştırılırken, Silvan’da polis tabancasını gazetecinin şakağına dayayıp ‘’tetiği çekerim lan’’diye haykırırken, 80 Yaşındaki bir kadının kafasına namluları dayayarak, kolları kırılırcasına bükülerek gözaltına alınırken, İnsanlık barışı umut etmekten nasıl söz edecektir.

"Her sabah gözlerimiz hangi ölümlere açacağız diye uyanırken, ölü bedenlere yapılan işkencelerle güne başlıyoruz. Dün Varto’da öldürülen kadın gerillanın çırılçıplak işkence yapılmış bedeni gözlerimizin önünde ve belleğimizde tap taze dururken, bu gün Şırnak’ta Hacı Lokman Birlik’in cansız bedeni bir akrep aracının arkasına bağlanmış sokaklarda süründürülüyor ve devlet eliyle ölü bir bedene işkence yapılıyor.

"İnsanlık ölmüş, yerlerde sürükleniyor! Katliam ve kanlı tarih yeniden sahneleniyor ve kulaklar sağır, gözler kör, diller lal. Geleceğimiz elimizden alınıyor, gözaltılar, baskılar, yıldırma politikaları toplumun her kesimine karşı hiç hızını kesmeden devam ediyor. Gazeteler, partiler, dernekler basılıyor, gazeteciler dövülüyor, insanların başlarına silahlar dayanıyor, kollar bükülüyor, dahası öldürülüyor. Devlet şiddetini tırmandırdıkça tırmandırıyor. Milletvekilleri seçim bölgelerine alınmıyor, polisin ve askerin engellemeleriyle ve şiddetiyle karşı karşıya kalıyor. Bunun gerekçesine de ‘’Can güvenliği’’ deniyor.

"Barış-barış diyenlere devlet kurşun sıkıyor, şehirleri kuşatıyor, ibadethaneler, mezarlıklar, evler bombalanıyor. Camilerin minarelerine keskin nişancılar yerleştirilerek, ezanı susturuyorlar. Minarelerde ezan sesi yerine, kurşun sesleri yankılanıyor. Bu da dünyanın gözleri önünde, devletin polisi, özel timleri tarafından gerçekleştiriliyor.

"Savaşlarda düşmanlar da, ölüler de saygıyı hak eder.

Barışta ısrar, insanlıkta ısrardır!"

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim