• BIST 77.689
  • Altın 128,066
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3054
  • Adana : 36 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 30 °C

“Muhteşem Bölge “ namı diğer “Ortadoğu”

10.06.2016 06:00
Hasan Çevik / Yazar

Hasan Çevik / Yazar

ORTADOĞU’DA ÖLÜM; AVRUPA’DA YAŞAM KUTSALDIR.

Amerikalı filozof, dilbilimci ve tarihçi Prof. Dr Noam Chomsky analizlerinde Ortadoğu için hep “Muhteşem Bölge” diye söz etmiştir. Haksız sayılmaz tabii. Zira ülkelerin iştahını kabartması boşuna değildir.

Chomsky, 2011 yılında; ‘Arap baharının radikal değişikliklere neden olmadığını bunun da başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin işine geldiğini’ yazmıştır. Ayrıca ‘diktatörleri yönetmenin demokratik yapıları yönetmekten çok daha kolay olduğunu, bu nedenle Roosevelt döneminden bu yana ABD’nin sürekli bu konuda strateji geliştirdiğini’ söylemiştir. O’na göre ‘Ortadoğu’nun enerji depolarını yöneten dünyanın büyük bölümünü de yönetiyor demektir ki ABD bunu çok iyi bilmektedir.’

Bizi yakından ilgilendiren can sıkıcı, can yakıcı ama bir o kadar da konuşulması gereken önemli bir konudur Ortadoğu.  İçinde bulunduğumuz bu coğrafya dünyanın güç merkezi olabilecek her şeye sahip iken, maalesef dünyanın kan gölü haline gelmiştir. Buralarda savaşlar, düşmanlıklar, ölümler, suikastlar, cinayetler hiç bitmemektedir.

Yanıtlaması zor ama sorgulanması, çözüm aranması gereken çok önemli sorular var önümüzde.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Avrupa birbirleriyle savaşmayacak bir düzen kurmayı, düşmanca duyguları yok etmeyi başarmıştır. Ancak, Ortadoğu kendi barışını sağlayamamış, ölüm makinelerini susturmayı başaramamıştır.

 Başaramıyor çünkü;  Ortadoğu’da “ölüm” Avrupa’da “yaşam” kutsaldır. Avrupa savaşlardan sonra Ortaçağ’dan çıkıp, felsefeye, sanata, bilime yönelmiş, Ortadoğu ise tam tersine bilimden uzaklaşarak Ortaçağ’ında gerisine gitmiş, ilkel ve barbar toplumlar yaratmıştır. 

Ortadoğu’nun bu duruma gelmesinde elbette bölgede çıkarı olan ülkelerin katkısı çok olmuştur.

Bunlar; Cehalet, din ve terörü kullanılarak, mezhep ve etnik çatışma yaratmış, ülkeleri iç savaşa sürüklemiştir.

İster istemez bu durum “Ortadoğu’nun sonunu getirecek büyük bir savaşa mı yaklaşıyoruz?” sorusunu aklımıza getirmektedir. Zira Ortadoğu’nun her bölgesinde kaos, dehşet, kan ve ölüm vardır. Hayalperest biri değilim ama, yine de hayal kurmak istiyorum. Örneğin, Ortadoğu’da teröristlere destek vermeyen, aklı başında bir lider çıksa “ölerek öldürerek dünyanın kanlı çöplüğü olduk, asıl amaç yaşamak, yaşatmak, biz de adam gibi yaşamayı deneyelim” dese ve durumu düzeltmeye gücü yetebilse, acaba Ortadoğu son anda “bir yaşam refleksiyle” kendini kurtarabilir mi?

Umarım bu hayalim gerçekleşir, umarım bu vahşet bu kirli savaş en kısa zamanda sona erer. İnanamayacaksınız ama kesinlikle umutsuz değilim, korkmuyorum karanlıktan. Zira karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu andır.

Sömürünün, kuşatılmışlığın, yobazlığın, gericiliğin, talanın, terörün, savaşların yok edilmesiyle yeniden aydınlanacaktır dünya. Elbette sadece bir araya gelmek, düşünmek, konuşmak yetmez daha fazlası gerekir bunlarla savaşta. Karanlığı yırtıp atan güneş ışığı taşımalıyız avuçlarımızda. Bilinçle donanmış cesaretle yürümeliyiz tarih yolunda. Ya kurban vereceğiz canımızı ya da karanlığı gömeceğiz tarih mezarlığına. İnancım odur ki; Cumhuriyetin aydınlık yüzü sabahın geceyi boğduğu gibi şimdiki karanlığı boğacak ülkemizin ve Ortadoğu’nun üzerine güneş yeniden doğacaktır.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim