- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Müslüman siyasetle barışmalıdır

Talat Özyürek / Yazar
Siyaseti önemsemeyen Müslümanları; Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir…
Necmettin ERBAKAN
İngiliz denince akla “centilmenlik”, Amerika denince “özgürlükler Ülkesi” akla gelir.
“Avrupa” denince “çağdaş ve gelişmiş” kıta, Afrika, “açlık ve sefaletle” özdeş bir dünya oluşur zihnimizde…
Şimdi Müslüman’ı “terör” ile eşleştiren bir çaba görülmekte…
Siyasete hâkim olacak kadar güçlü olan sistem, zihnimizde peşin hükümleri oluşturacak kadar da güçlüdür.
Aynı sistem siyaseti “bozulma”, “çürüme”, “yozlaşma” ile eş değer olduğu hükmü uyandırmaya çalışmaktadır.
Siyasetin ahlaksızlık olduğu, insanı kötü yaptığı veya ancak ahlaksızların siyasete karıştığı gibi saçma sapan ve doğru olmayan iddialar ortada dolaşmaktadır.
Bunlar, derinlemesine düşünmeyen insanlarda etkin hale gelmiştir. Bu deyişler insanları siyasetten soğutmuş ve uzaklaştırmıştır.
Oysa siyaset nedir ne değildir? İslamiyet siyasete nasıl bakıyor? Ana hatları ile şöyle diyebiliriz;
Siyaset, ekonomik, sosyal ve kültürel çıkarların devlet eli ile gerçekleştirme çabalarının bütünüdür. Başka bir şekilde de dile getirecek olursak, Bir toplumun siyaseti, o toplumun, ekonomik, sosyal ve kültürel çıkarlarından oluşan yapısının devlet yönetimiyle dile gelişidir.
Yani siyaset için önce bir devlet gereklidir. Siyasal bir egemenlik olmadan, ekonomik, sosyal ve kültürel bir düzen geliştirilemez.
İbadet yapmak için dahi, egemen olunan bir devlet gereklidir.
İslamiyet yapısı itibarı ile devlet düzenine karşı değildir. Hatırlayalım, İslamiyet’i benimseyen Müslümanlar bir devlet kurmuş ve kurdukları devlette yaşama geçirdikleri yöntemler ile halkına refah vermiştir. İşte bu yöntem bir siyasettir.
Günümüzde küreselleşmeden söz ediliyor. Sanki İslamiyet, küreselleşmemeye ayak uyduramayacak, her türlü gelişmenin gerisinde kalacakmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Küreselleşme daha bu günün kavramıdır. Osmanlılar döneminde Asya, Avrupa ve Afrika gibi üç kıtada egemenlik süren Osmanlı Devleti küreselleşmeyi uygulayan ve yaşama geçiren bir yapıdır. Üç kıtada yönetim başarı ile sağlanmıştır. Zira İslam, insanlar arasındaki ilişkileri kolaylaştırır, insanların birbirleriyle diyalog kurmalarına vesile olur.
Hatta şunu iddia edebilirim, bu gün küreselleşme düşüncesini ortaya atanlar, yerel ile küresel kültürler arasındaki kutuplaşmayı ortadan kaldırma projesine sahip değildir. Küreselleşmeyi ortaya atanlar, yerel kültürleri asimile etme ve zamanla yok etme anlayışına sahiptir. Ancak İslamiyet inancı ile birlikte Osmanlı’ya hakim olan anlayışta, yerel kültür ve inançlara saygı duyulmuş ve hatta özgür olarak yaşamaları için yasal bütün kolaylıklar sağlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında günümüzün “modernlik” diye önerdiği küreselleşme, Osmanlıların ilericiliğinin çok gerisinde kalmıştır.
Siyaset bir anlamda yönetme sanatıdır. Yönetirken de düşünür Augusto Comte’nin dediği gibi; “İlke olarak sevgi, temel olarak düzen, amaç olarak ilerlemeyi göz önünde bulundurmalıyız.
Siyasetten kopmak, yönetime katılmaktan kopmaktır. Siyaseti kötüleme, karalama ve siyasetten soğutma ile Müslümanlar siyasetten uzaklaştırılmak istenmiştir. Müslümanlardan boşalan sahayı, dolduran Batı merkezli ve Müslümanları sevmeyen siyasetçiler ise dünyayı yönetmek istemektedirler.
Siyasetten uzaklaştırılan bir Müslüman toplumlarının öncelikle kendi varlıklarının ve inandıkları dinin ulvi niteliklerini görmeleri, anlamaları ve kavramaları da engellenmiş olur.
Şu bir hakikattir ki, İslam inancı oluş fıtratında; insanın insanla, grupların grupla, toplumların toplumla, devletlerin devletle, dinlerin dinlerle, kültürlerin kültürlerle, medeniyetlerin medeniyetlerle diyalogu ve uzlaşması vardır. Yaratılanın Yaratan’dan ötürü sevilmesi bu fıtratın en temel öğretilerinden biridir.
Siyasetten uzak kalan bir Müslüman
Bir Müslüman kendi fıtratında bulunan bu ulvi düşünceleri bir devlette hayata geçirebilir; o da siyaseten hâkim olmakla mümkündür.
Bu açıdan siyasetten uzaklaşan her Müslüman, böyle bir dönemde, siyaset ve yönetim mecrasını, Müslümanları sevmeyenlere bırakmış olur.
Müslüman siyasetle barışmalı ve temiz siyasetin önünü açmalıdır.
Hülasa:
İnsanın siyaset arenasına henüz girmeden, toplum sosyolojisinin müspet, menfi sorgulamasından nasibini alan siyasi paradigmaya rağmen, rahmetli Erbakan’dan bu denli güzel sözler duymak insana moral ve kuvvet veriyor…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Demokrasi nöbetinde düşündüklerim28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Türk Sosyoloji Devrimi ve Recep Tayyip Erdoğan25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz demokrasi bayramı18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- İnsanlığın felaketi: 'Emeklemeden yürümek'15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye liderliğinde barış rüzgarı12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ne mutlu Adanalıyım29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Kalp’te Allah’ın Hatırı Çoktur28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Eski ve samimiyet24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Efendimizin gözünde insan talebe idi20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Milli birlik ve tefrika14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Milli birlik13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












