• BIST 77.779
  • Altın 128,053
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 28 °C
  • Ankara : 25 °C

Ne ararsan sendedir sende

21.03.2016 09:34
Ne ararsan sendedir sende
Dr. Ömer Uluçay yazdı

Gerçeği ararsan; Şam'da, Halep'te, Mekke'de değil de sendedir sende. Her ne ararsan kendinde ara. İnsan, harika-i Haktır, O'na vekil ve delildir. Feylesoflar, yaratılmışı cüsse bakımından ikiye ayırmışlar; Büyük-Küçük Evren, yani makro-mikro Cosmos. Her insan bir küçük evrendir.

Mahlûkatın cümlesine nişandır insan. Kişi dalgıç olup insanın maddi ve manevi, zahir ve batın dünyasına dalarsa ne harikalar görecek, keşifler yapacaktır.

Felsefenin bir kolu, insanı ve dolayısıyla tamamen düşünceyi, hayal dünyasını konu alır ve yorumlar. Bununla insanı, toplumu ve evreni, cümle mahlûkatı yorumlar. Dört cevheri, yani su, toprak, hava, ve ateşi ile maddenin dört halini, altı ciheti, sekiz yönü inceler ve yorumlar. Dünyanın yaratılışını, Âdem olup Cennet yaşamını ve kovulmayı, Cebrail olup Haktan haber getirmeyi ve Ezazil iken mağrur olup Âdeme secde etmemekle ilk muhalefeti tetkik eder.

Feylesof kendisini merkez alarak bir dünya kurar, yaratır, sınıflandırır ve bir sisteme oturtur. Kiminin nefesi buna yetmez yarı yolda kalır. Kimi yolunu şaşırır. Kiminin çarkı ters döner. Kiminin sistemi yerleşir ve giderek bir din-inanç şekline döner ve kurucu ölümsüzler arasına girer. Buradan konu felsefeyi aşar ve bir sisteme, evren-toplum tasarımına döner.

İnsan olmasaydı; hangi mahlûkat İlahın varlığını, yüceliğini, gerektiğini kavrayabilirdi?

Hünerleri bakımından insanoğlu çok yeteneklidir. İnsan da yaratır, Rabbimiz de yaratır. Hâşâ, hiç kıyasa gelmez ama yine de diyelim. Bununla da İlahın kudretine işaret etmiş olalım: Tanrı yoktan var edendir. İnsan ise vardan yaratandır. Dört unsuru, dört hali var ederek maddi yaratmaya olanak veren İlahtır. Bu cevherlerle çalışıp, düşünüp, hüner gösterip var eden de insandır. İnsana beyin, zekâ, akıl, idrak ve muhakeme gücü veren İlahtır. Bu güçleri kullanıp fikir, ürün yaratan da insandır.

Her ne ararsan sende var. Rahman da şeytan da, ışık ve karanlık, iyilik ve kötülük de sendedir sende. Hakkı ırakta arama, sendedir sende. Bilmiyor, görmüyor isen, sil gözlerinin perdesini, tak gözlüklerini. Kafadaki gözlerin, küçük-büyük, yakın-ırak görme sınırı var, bunu bilmeli. Yine de olmuyorsa "gönül gözü" ile bakmalı. Bunu becerebilenler, mikroskop olur, dürbün-teleskop olur ve görür.

Ancak zahmet çekmeden, mürşid ocağına doğru odun taşımadan, bilim ve ilim sahibi olmadan, buna layık bedeni yaratmadan, sözün hikmetini kavramadan olmaz. Gönül gözleri sırlıdır, kolay açılmaz. Dervişin binbir hali ve işvesi var, bunları tanımadan olmaz. Herşeyin başında idrak ve kısmet de gerekli. Sebat ve sadakat, feragat olmadan olmaz.

Bunlar birbirini tamamladığı zaman, yarını keşfedersin, gelişen olaylar seni doğrular. Saklı olanlar sana ayan olur. Bir doktor, gözün beyazına bakıp sarardığını, idrarına bakıp gebeliği nasıl da tanıyor? İşte öyle. Gönül gözü açık bir zat da sırlı olanı, vuku bulmadan olayların seyrini bilmektedir.

İslamiyet kehaneti makbul görmez ama, mucizeler aktarılırken, kahinlerin doğru bildikleri ve tahminlerinin gerçeğe döndüğü anlaşılmaktadır (Firavun-Musa kıssası gibi).

Uygarlığın yükselmesine, keşif ve icatların artmasına, insanların uçmasına bakalım. Hz.İbrahim'in Urfa'da mancınıktan Nemrud'un ateşine atılmasını anımsayalım. Ateş İbrahim'i yakmaz ve çayır-çimene döner. İlahi bir mucizedir, hikmetleri sıralanır. Bir de insanoğlunun ateşte ısınmayan demir-tabla yaptığını anımsayalım: İçindeki ateş nedeniyle kor durumuna gelmiş sobanın önünde ve onu çevreleyen metal halkayı-panjuru düşünelim. Yanlışlıkla/kazaen sobaya varan çocuğun yanmaması için yapılmıştır bu düzenek ve dokunduğun zaman metal soğuktur. Bu da insanın hikmetlerindendir. Zaten nebilerin, velilerin, ariflerin bütün keramet ve hikmetleri de insan kaynaklıdır.

Bunun için bir kere daha diyelim: "Her ne ararsan kendinde ara. Mekke'de Hacda değildir". Bununla kutsal yerler kıskanılmaz. Ancak bunlarla gönlün makamı vurgulanmaktadır, insanın yüce varlık olduğuna dikkat çekilmektedir.

Bunun için diyor ki Yunus, "gayret et bir gönüle gir. Bir gönül yıktı isen ötesi boştur". İbadeti, jimnastikten, orucu perhizden ayıran nokta budur. İman ve ikrar ile sıdk ve sabır ile ve en önemlisi rıza ile ve özüne uygun olarak Hak için yapılmalıdır ibadet.

Her kişinin âlim olması gerekmez. Büyük çoğunluk, bilinen, inanılan kişilere uyar, bununla mutlu ve yola sadık olur. Bunların eksiği tamamlanır ve bağışlanır.

*

Yunus Emre bunca anlatılanı çok daha özetle söyler: 'Mana denizine dalınca, bedende seyran edince, iki cihanı birden gördük ve cümlesini vücutta bulduk'.

Gece ile gündüz, gökte yedi yıldızı

Levhte yazılan sözü, cümle vücutta bulduk

Sofu eğitiminde hücre/itikâf/inziva vardır, "çile çıkarmak"tır. Kırk gün süren bu zamanda, derviş tekbaşınadır, kendisiyle bir muhakeme halindedir. Sadece zaruri gıda verilir, ihtiyaç için çıkarılırsa kafasına perde kapatılır, aydınlığa maruz kalması istenmez. Karanlık, fikri yoğunluk sağlamaktadır. Buranın görevli bir gözcüsü vardır. Yan gelip yatmaya izin verilmez, uyanık kalması, ibadet ve tefekkür etmesi istenir.

Kimi şeyhler, bir başka şeyhe intisap ile onun nezaretinde ikinci-üçüncü çileye yatarlar. Gizli sırları keşf ile bunları sistematize eder ve dergâhında bunları öğretir, tedris eder. Gönül sırları derecelidir. Bunun ışıkları ve renkleri vardır.

Uzakdoğu'da Yoga ile meditasyona geçince, bedende seyrü-sefer edince yolun duraklarına varılır. Kuyruk sokumundan başa ve alın ortasına kadar yedi menzil seçilir. Bu durakların ayrı zikri-mantası vardır.

İnsanoğlu özüne dönünce yerkürenin merkezine inmiş gibi olmaktadır. Kimisi derindeki hararete dayanmadan erimektedir, şekli bile kaybolmaktadır. İşte bu bir dervişin seyri ve kademelere varmasıdır. Mürşit onun yanmaması için yüksek ısıya maruz bırakacağı süreyi ve onun göreceği perdeyi ayarlamaktadır. Eğer kabiliyet gösterirse ilerler, yoksa geri alır. Buna riayet etmemiş bazı inatçı sofuları yanmış ekmek gibi görmekteyiz. Gördüğü tek ibretlik olay ile ömrünü ve cemiyeti meşgul etmekte ve bundan geçinmeğe çalışmaktadır.

Mürşit bir fırıncı gibi, hangi unu işlediğini, yoğurmayı, yumağın büyüklüğünü, ekmeğin kalınlığını ve yapacağı zamanı ve miktarı bilmktedir. Hangi odunla ve ne kadarıyla bir ateş yakacağını bilmekte ve fırın kıvamına gelince ekmeği fırına vermektedir. Fırın tablasındaki hangi ekmeğin nasıl piştiğini görmekte, yanmasını ve ham kalmasını önlemektedir. Bunun için ekmek fırında iken onların yerini ve ateşe dönük yönlerini değiştirmekte, erken pişeni beklemeden çıkarmaktadır.

Bu nedenle Tekye ve Ocaklarda yapılan hizmetler az ve sıradan değildir. Mürit olmak, mürşit olmak zahmet, hizmet, sebat, sadakat, kabiliyet ve kısmet gerektirir.

Yunus bununla kalmaz, gökteki tüm yıldızları, gece ile gündüzü, Samanyolu'nu, mevsimleri, güneşi ve ayı, her ne varsa hepsini bedende görmektedir. Sadece varlık şekli ile değil, hikmet ve mana bakımından, tarihi seyri ve evreleri bakımından her ne varsa hepsini insanda görmektedir. Peri, melek, cadı her ne varsa insandadır. Gögün ve Cennetin katları, Cehennemin ateşi ve işkenceleri hep insandadır.

Tevrat ile İncil'i Furkan ile Zebur'u

Kur'andaki Âyeti nuru, cümle vücutta bulduk

Yunusun bu söyledikleri haktır, her nerde olsak bu gerçektir. Ama bunu gören, bilen insan azdır ve normaldir. Toplumda genç-yaşlı, âlim-cahil birliktedir ve biri diğerine muhtaçtır ve birbirlerinin hizmetindedirler. Böyle döner değirmen. Ayar üzerinde olmazsa sele gider bider/buğday.Uyanlara, duyanlara, bilenlere selam olsun.

*

Fikir ve zikir böyle oluncak, hal nice olacak? Yunus bunu da örneklemektedir: Yunus, sevgi yolunda aşk atına binip gelmektedir. Yol; sevgi olunca, zahmet göze gelmez, ırak-yakın olur, dedi-kodu yapılmaz, af ve feragat, hizmet ve uyum öne çıkar. Bu durum, eşitlik ortamında rıza ile birlik halidir. Seven, sevdiğine cevr etmez. Naz olur, niyaz olur ama şiddet ve zulüm olmaz. Âşık, sevdiğini kendisine zulmetmekle suçlar. Çünkü âşık sevgiliye varmak istemektedir. Ayrılık ona zulüm gelmektedir. Bilinir ki aşk halidir ve vuslat nadirdir. Bu, sevgi ortamında toplu yaşamak için örneklemedir. Yoksa bir ömür birlikte olan-kalan sevenler de vardır. İzafi sevgi bir insana olan sevdadır. İlahi sevgi ise "gerçek" olandır.

Bu sevgi deryasında yâd/yabancı olmaz, hepsi yarandır. Birbirleriyle tanışır ve bilişir. İkilik dağını aşıp, birlik düzüne-vadisine ulaşır. İşte burda, 72 millet ile bir ve kardaş olur. Onların iyisini kendine katar, taşını ayıklar, gediğini yamar ve topluma katar. Daha da olmazsa bir süre tecrit eder-uzaklaştırır, aklı başına gelsin ister. Hastayı hekime, sosyal uyumsuzu cemaata getirirler. Toplum hakkından gelir, ıslah etmek önceliktir.

Bu noktaya gelebilmek için yol gösteriyor Yunus: Biz birlikte dört can idik, üçümüz birlik idik. Bunlar can, din ve iman idi. Bunlarla birlikte bir de nefsim vardı. Nefsim bize uymadı, terk ettim onu, olmadı ve savaştım da yendim onu, şimdi emrimde ve birlik olarak kaldık. Bir kılı kırka yarıp bir tanesine yol dediler ve bu yola düşüp geldik. Hal böyle oluncak, aşk şarabını içtik, bentleri taşıp geldik, deryaları aşıp geldik. Birlikte bir ömür sürdük/yaşadık, ne güzel. Nasip olanlara eyvallah…

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim