• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Ankara : 24 °C

Nerede yetişir bu SOYTARI!

20.10.2015 07:25
Nerede yetişir bu SOYTARI!
Nerede yetişir bu SOYTARI! Arka Plan'da

            Soytarı nedir? Nerede yetişir? Nasıl olur ? Kime denir? Gülümsediniz değil mi? (samimice ne geçti aklınızdan) Farklı açılardan bakalım; Soytarıların, soytarılığın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Peki, soytarı kime derler? Ali Poyrazoğlu, "Soytarılık mertebesine ermeye karar vermiş, yaşamını bu yola adamış, kahkahanın gerçeği açığa çıkaracağına inanan herkese soytarı denir." diye aktarıyor. İlhan Selçuk ise, "Soytarı, zanaatının koşullarında, kişilere ve olaylara yönelik yergileri gülmeceye dönüştürüp taşı gediğine koymasını bilen kişidir" der.

untitled-1-006.gif

            Kaynaklardan alıntıya göre; ‘Soytarı’ kelimesi, Arapça, sahte fallus takarak gülünç ve çoğunlukla müstehcen oyunlar oynayan kişiler için kullanılan ‘sa’tir’den geliyor. Utopia"nın yazarı Sir Thomas More'dan "En akıllı, en alim insanların soytarıları ile arkadaş olduklarını" öğreniriz. Rönesans'ta İtalyan prensleri şöhret sahibi soytarılarıyla iftihar eder, birisine bir nezaket göstermek istedikleri zaman soytarılarını bir süreliğine ona gönderirdi. Soytarılar şiirden, müzikten, tiyatrodan anlar. Soytarıların çoğu yer ve gök bilimleriyle ilgilidir. 15. asrın başına Meksika'da İmparator Montezuma'nın sarayında soytarılar felsefe yapardı. Mısır'da firavunların mezarlarındaki resimlerden anladığımıza göre, firavunların soytarılığını yapan cüceleri vardı. 13. Charles döneminde Fransa'yı imparatorun değil soytarısı Marais'nin yönettiğini yazar tarih kitapları. En önemli görevi, kimsenin yüzüne karşı gerçekleri konuşamayacağı kişiye (kral, derebey, hükümdar vs) sürekli doğruyu söylemekti. Etrafları yalakayla çevrili krallar, kendilerine doğruyu söyleyebilsin diye etraflarında bir soytarıyı mutlaka tutardı. Soytarının becerisi, krala, rahatsız edici gerçeği, mizahi bir tarzda kralı rencide etmeden, küçük düşürmeden söyleyebilmekti.          

                  Osmanlı sarayında soytarı bulundurma geleneğini Yıldırım Bayezid başlattı. Cüceler, kamburlar ve hadımlar en çok rağbet gören soytarılardı. Soytarının on parmağında on marifet olması gerekirdi. Padişahı sinirli olduğu zamanlarda güldürmeleri, yeri geldiğinde de anlattıklarıyla ve yaptıklarıyla düşünmeye sevketmeleri gerekiyordu. Hükümdara bu derece yakın oldukları için, soytarıların güvenilir kişilerden seçilmelerine özen gösterilirdi.

untitled-2-006.gif

            Kral ve derebeylerin etraflarında sadece soytarılar yoktu, şaklaban veya şakşakçılar da vardı. İngilizce’de ‘buffoon’ deniyor şaklabana. ‘Şaklaban’ eski Türkçe’de alkış sesinin ismi olan ‘şak’tan geliyor. Ahmet Vefik Paşa ‘şakşaki’ yani ‘alkışçı ve dalkavuk’ diyor. Şakşakçı, hükümdar ne demiş ilgilenmez bile. Hükümdar söylerse söylesin, isterse biraz önce söylediğinin tam tersini söylesin, mutlaka alkışlar ve derhal bu sözü destekleyecek bir argüman geliştirmeye çalışır. ‘Dal-kavuk’ bir yönüyle ‘sarıksız kavuk’ demektir. Sarık, eskiden ‘ilmin’ sembolüydü. İlim sahibi haysiyet sahibidir. Yani doğruya doğru, eğriye eğri demekten çekinmez. Dal-kavuk ise doğru ve eğri ile değil, hükümdarı kararında veya düşüncelerinde tatmin edip eğlendirmek ve böylece maddi iltifatına mazhar olmakla ilgilenen kişidir. Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen‘in ünlü “Kralın yeni elbisesi” adlı masalında, dış görünüşünden başka hiçbir şey umurunda olmayan krala iki uyanık terzi, olağanüstü bir elbise dikme sözü verirler. Terzilerin iddiasına göre, ‘’bu elbiseyi sadece, ahmaklar ya da makamını gerçekte haketmeyenler göremez“. Kralın yardımcılarının hiçbiri elbiseyi görmediği halde makamlarını kaybetmemek için krallarına gerçeği söyleyemez. Kral da ahmak damgası yememek için susmakta. Ve Kral nihayet birgün, halkın arasına yeni elbisesiyle yani çıplak şekilde çıkar. Başlarına birşey gelmesin diye korkan ahali aslında olmayan elbiseye övgüler dizip çıplak kralı alkışlarken, kalabalıkta bir çocuk, “Aaa kral çıplak!” diye bağırır. “Neden krala kimse bunu söylemiyor?” diye de sorar. 

untitled-3-005.gif

Güç, mevki sahiplerinin etraflarını sadece yalakalarıyla doldurmasının sonuçlarını anlatan olağanüstü bir örnektir "Kralın yeni elbisesi" masalı. Dalkavuklar, bir devlet, bir toplum ve bir hüküm sahibi için, kanser hücresi gibidirler. Yedikleriyle hızla büyüyüp yayılırken, toplumu, devleti veya muktediri kaçınılmaz tükenişe sürüklerler. İşte bu nedenle kadim zamanlarda bilge kralın soytarısı olurdu, dar görüşlü ahmak kralın dalkavuğu ve şakşakçıları…

 

            Gelelim başlığa ve şimdi etrafa bir bakın, ne gördünüz ?.. gülümsemeyin şirkette yahu, dernekte, partide, her yerde, o her yerde. Sorunun cevabında, gülümsediğinizi tekrar görür gibiyim. Bırakın ilgi duydukları işi ne olursa olsunu, öyle insanlar vardır ki, mutlu oldukları tek şey o bunu dedi, o bunu yaptı. Şu şunu söyledi. Telefonda kabadayı yanına gelince susanlar, arkasından konuşup yanındayken gözünü kaçıranlar. Soytarının tanımına bir bakın, birde lafı konuşup susanlara bakın. Argoda Soytarılık artık modernize. Şimdi soytarı dediklerinize bakın ve sıfatını artık siz yükleyin hangi, tanımı hak ediyorsa.

untitled-4-005.gif

            İtibarsızlaştırma günümüzün silahı gibi görünse de  uzun vade de, ve yine kişinin üretimine göre  itibar yükselten bir durum alır. Şimdilerde bakıyorum, insanlar soytarılığı sadece ve sadece bir argo hitap sanıyor. Ve maske... bir gün düşecek. Sadece zaman ve o keserin döneceği an. SAP'ta samanda ayrışır. Ayırt edilir. Siz şimdi soytarılığın tanımına bakarak, entellektüel bilgi birikimi gerektirdiğini de artık anladınız. Ve soytarı deyip geçmezsiniz de.

            Gelelim benim cepheye; siz kolay iş mi bellediniz, SOYTARILIĞI, DALKAVUKLUĞU, YALAKALIĞI, bir hünerdir bre, meziyettir. El pençe durmak, belirli belirsiz konuşmak, hem de bulunmayan / bilinmeyen ortamlarda. Ne deniyor birinin yüzüne söylemekte zorlandığınız anlarda, tutun bir soytarı, söylesin. Bununla birlikte, arkadan konuşmak felan diye birşey de kalmayacak. Hem bu adam böyleydi döndü, adam olsaydı yüzüme söylerdi söylemleri kaybolacak. Bakın yol yakınken dedikoduları bırakın, yoksa canlı canlı, SOYTARININ birisi çıkacak yüzünüze söyleyecek.Yahu insan tanımadığı birisi için yazı yazabilir mi. Yada yazdığı yazı ile ilgili bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olabilir mi. Söz konusu törpülenmiş egolarsa, bizim buralarda olur. Adam oturup sohbet edip çay içmediği, iki lafın belini kırmadığı adama bizim buralarda yazarda, çizerde. Kul hakkını da biliyor gibi yapar, görmezlikten gelirde yapar.

untitled-5-005.gif

            Son olarak sevgili okurlar; kötü bir zamana gelen seçimler. Her zamankinden farklı bir havada gerçekleşen seçim çalışmaları. Özellikle 7 Haziran'dan sonra tırmanan terör olayları. Bununla birlikte tarihimizde ilk defa 2. kez seçime gidilmesi. Yaklaşan yerel seçimler. Yerel, genel diye yönetimi ikiye ayırıyorlar ama bende üst düzeyde olsa tektir. Sorun başta, en yakın ulaşacağınızdan başlar. En küçük ama geçmişin, Başbakanlıktan eski makamı Muhtarlığı bir kenara bırakırsak, şimdiki milletvekillerinin kaçı Adanalı?  veya Yurt mahallesinde bıraksan kaçı Mahfesığmaz'a, Akkapı'ya gidebilir. Adananın sorununu Adanalıdan başkası bilmez. Geçmişine iyi bakın derim. Bugün içinde bulunduğumuz siyasi partilerden,  kurumlardan, sosyal derneklere kadar. At binenin kılıç kuşananın. Seçim yaparken vebal aldığınızı ve işi bilene vermediğiniz zaman o vebalin bizi de bulacağını unutmayalım. Ben değil Tarih söylüyor. Birçok örneği ile gerçekleri tarih yazıyor. Seçtiğiniz kişi size bir anda, zorluk çıkartıp işinize taş koyabiliyor. Veya bulunduğunuz ortamdan, dernekten, partiden, kurumdan atabiliyor. İş ki ders çıkarmak lazım, yediğin bir tas yemeğin, içtiğin bir bardak suyun hatırını bilmek lazım. Sonunda Soytarı, Dalkavuk, Yalaka Cumhuriyetlerinden birinde, teşkilatı esasiye içerisinde olup, düzene yenik düşmekte var. En önemlisi VEBAL var VEBAL...

untitled-6.jpg

            Ben mi? şimdilerde programladığım vakitlerimle FOTOĞRAF'ta üretebiliyorum. Seçimlerde de en demokratik hakkımı, oyumu kullanacağım. Çok iyi hesap edip, bize, ülkemize ne verebilirin hesabını yapıp en demokratik hakkım olan seçme hakkımı. Sevgi, saygı, hakkaniyet ve muhabbetle...

                         

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim