• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 25 °C
  • Ankara : 22 °C

Neşet Ertaş’ın ardından

13.10.2014 10:00
Neşet Ertaş’ın ardından
Neşet Ertaş’ın ardından

 

Bizim gibi çok kimlikli coğrafyalarda bütün insanların ortak sesi olabilmek bir hayli zordur. Neşet Ertaş, gerek türküleri, gerekse yaşadığı sade hayat ile bunu başarabilen ender sanatçılardandır. O türkü okurken ciğerinden okur, mızrabını bağlamasına vururken yüreğinden saçaklandırırdı. O, türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye yakıştıran adamdı. En son 2008 yılının Eylül ayında Adana’ya gelen büyük ustanın burada verdiği 2 saat süren özel röportajında yayınlanmayan bölümleri, birlik ve beraberliğe çok ihtiyacım olduğu bu günde, onu daha iyi anlamak için yayınlıyoruz. >>6’da

******************************

Yalan dünyanın gerçek değeri

ADANA MEDYA - Neşet Ertaş, ülkemizin en önemli halk müziği ustalarından, Türkmen-Abdal geleneğinin yakın geçmişteki en önemli ozanlarından biriydi. Babası Muharrem Ertaş gibi büyük bir ozanın yanında yetişmiş, bununla beraber öğrendiklerinin üzerine kendi hayatından süzdüğü birikimlerine de katarak erişilmesi güç bir noktaya varmıştı. Yüzlerce yıllık bir birikimin adeta somutlaşmış halini almış büyük bir ustaydı. Bugün onun eseri olan onlarca türkü, Türk Halk Müziği sanatçılarınca hemen her ortamda söyleniyor. Bu anlamda Muharrem Ertaş, Çekiç Ali, Hacı Taşan gibi içinden geldiği geleneğin büyük ustalarının mirası bugünkü halk müziğinin temelini oluşturuyor. 2 yıl önce kaybettiğimiz büyük üstad, Adana ‘ya son olarak 2008 yılının Eylül ayında, Ramazan etkinliklerinde sahne almak üzere gelmişti. Burada, sanki yakın zamanda öleceğini biliyormuşçasına, “Beni babamın ayak ucuna gömsünler” vasiyetinde bulunan Ertaş, binlerce kişiyi mest eden konser sonrası Adanalılar için özel bir röportaj vermişti. Sanatçıyı saygıyla anmak adına, Ertaş’ın yaklaşık 2 saat süren o röportajında yayınlanmayan bölümlerini onun sevenleri için yayınlıyoruz. 

SANAT HAYATINA NASIL BAŞLADINIZ?

Geriye dönmeyin efendim, 15 yaşından geriye dönmeyin. O perişanlıklar, anamızın küçük yaşımızda ölmesi, çektiğimiz çileler, ev yok, yurt yok. Aldım başımı gittim işte. Kısa bir sazım vardı, onu aldım yanıma. Kırşehir'den 2,5 liraydı Ankara'ya otobüs. Bir 2,5 liram vardı, Ankara'ya kadar geldim. Otobüs durağında indik, çığırtkanlardan birine ben İstanbul'a gideceğim, param yok dedim. Saz ver elimde. Kısa boylu, yüzünün yarısı yanık bir adamdı. Saz çal dedi. Başka bir sermayem yok. Öğlenden akşamın geç vaktine kadar o çığırtkanlık yaptı, geldiği zaman saz çalıyordum. En son otobüsün arkasında ayakta bir yere aldı beni, İstanbul'a gittik. Sirkeci'de bir otele sazımı koydum, iş aramaya başladım dükkan dükkan, bulamadım. Acıkmışım herhal ki bu defa karın tokluğuna iş aramaya başladım, karın tokluğuna da iş bulamadım inan. Doğu İşhanı imiş, en üst katında Şençalar Plak yazıyor. Başka da ümidim kalmadı. Ertesi gün sazı aldım, deki bu zamana kadar ne yaptın? Biz açlığa alışığız. Açlığa dayanırız, küçük yaşımızdan beri ekmek bulursak yerdik. Kıtlık zamanının çocuklarıyız biz. Parası olmayan ne yiyecek? Neyse, aldım sazımı Doğu İşhanı'nın üst katına çıktım. Gramofon devri idi, niçi geldin dediler, saz çalarım dedim. Nihayet çal dinleyelim dediler, İsmail Şençalar imiş. Orada bir bozlak çaldım ben. Bana bir kağıt getirdi, türkü okuyacağın için şurayı imzala dedi. Dedi ki plak başına sana 25 kuruş vereceğiz dedi. Ben 25'i 30'u değil, açlığım var, imzaladım mukaveleyi. O zamana kadar Kadri Şençalar imiş, nur içinde yatsın. O geldi kapıdan girdi, abi dedi bu çocuğa dedi mukavele imzalattım dedi. Kadri Şençalar bana bir baktı, çalar bu dedi.

İLK HANGİ ŞARKIYI ÇALMIŞTINIZ?

Bize aynı havayı çal dediler. Neden garip garip ötersin bülbül deyi, babamın bir bozlağıydı. Onu çaldım. Kadri Şençalar ağladı, Allah rahmet eylesin. Yanıma geldi, “nerelisin, nereden gelip nereye gidiyorsun?” dedi, halimi sordu, anlattım. Benim elimden tuttu, aldı Beyoğlu Saz'a götürdü, pavyonmuş orası. Size bir garip getirdim dedi. Sahneye çıktım garip bülbülü bozlağını çalıyorum. Konuşmuş orada müdürle, öğlen yemeğimi, akşam yemeğimi orada yiyeceğim, orada akşam da bir saz çalacağım, bana 7,5 lira para verecek. Sanat hayatım ilk böyle başlamıştı. Gerisi malum.

SONRASINDA ALMANYA GELİYOR. ALMANYA’DA GEÇEN OTUZ YILLIK SÜREYİ TÜRKİYE’DE GEÇİRSEYDİNİZ DAHA MI VERİMLİ OLURDU?

 

Şöyle söyleyeyim; Avrupa’ya giden birinci nesil insanlarımızın hepsine Türkiye devletimizin birer altın madalya vermeleri lazımdır, çektiklerinin karşılığında. İkinci nesil zaten %80 Alman oldu, kozmopolit oldu. Üçüncü nesil Alman doğuyor. Oralarda ben, 27-28 sene bütün Avrupa ülkelerindeki işçilerimizin her hafta düğünlerindeydim. Her hafta Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya, İsveç, İsviçre… Her hafta onlarla beraberdim. Onların tek eğlencesi düğündü. Bir apartmana bir düğün davetiyesi gelir, çoluk çocuk hep giderler. O düğün boyunca hiç olmazsa onlara gurbeti unutturduğumu, Türkiye’mizi yaşattığımı düşünüyorum. Gönüllerine ve kendi gönlüme göre böyle bir hizmetimin olduğunu düşünüyorum.

GEÇMİŞE DÖNÜP BAKTIĞINIZDA BU SÜRE İÇERİSİNDE SİZİ EN ÇOK MUTLU EDEN OLAY NEDİR?

Şahsım itibarıyla beni mutlu eden, bugüne kadar söylemiş olduğum türkülerin karşılık bulduğunu görmek oldu. Ben gerçi otuz seneye kadar yurtdışındaydım. Biz okula gidemedik. Çoluk çocuklarım oradalar hala. Onların okumasını istemiştim. Dünya kültürü alsınlar istedim. Şükür o muradım yerine geldi. Çocuklarım okudular, okullarını bitirdiler, evlendiler, çoluk çocuğa karıştılar. Üç torunum oldu.

BOZLAKLAR DIŞINDA HANGİ YÖRENİN TÜRKÜLERİNİ DİNLERSİNİZ?

Beni her şeyden evvel, bir türkü ya da şarkı olsun her ne olursa olsun havası etkiler. Bir de o havaya uygunsa içindeki sözler etkiler. Müzik ruhun gıdasıdır. Dünya kabul etmiş bilinçli olarak, ben de ruhuma uygun gıdayı hangisinde buluyorsam onu dinliyorum.

NİYE TÜRKÜLERİNİZDE İSMİNİZİ KULLANMIYORSUNUZ, BENİM DEMİYORSUNUZ?

Hiçbir şey bizim değil. “Aydın gerçeğin sözleri / Gerçeğin yitmez izleri..” O sözü senin için söylemiyorsun ki karşındaki için söylüyorsun. Eğer yerini bulduysa o kaybolmaz. Hiçbir şey bizim değil. Hepimiz birer ruhuz. Bu can biz değiliz. Bu canlı haptır. Ana rahmine gelirken ruh olarak ne getirdik ki giderken ne götüreceğiz buradan? Eğer ki insanlığı yaraştı, doğru bildiğimiz bir şey varsa, söyledikçe o da yerini bulduysa tamamdır. Bütün kalpler Allah’a bağlı, o kaydını almıştır. Babam da söylemedi. O bir yerde bencilliğe geçiyor gibi geliyor bize. Bencillik hoşuma gitmediği için kabul etmiyorum, ismimi kullanmıyorum.

71 YILLIK SANAT HAYATINIZDA GÖNLÜNÜZÜ KIRAN NE OLDU?

İnsan eşitsizliği, aşağılanmak... Kırıldığımız bu. Sen aşağılandığın yerde ne kadar huzur bulabilirsin?

DİLLERE DESTAN OLAN TÜRKÜLERİN HİKAYESİNDEN BAHSEDELİM Mİ?

Zahidem

 

Biz dedelerimizden beri düğünlerde çalıp söyleriz. 13-14 yaşındayken bizim Kırşehir’in Çiçekdağı kazasının bir köyündeki düğünde elime bir şiir yazılı kağıt verdiler. Sonradan öğrendiğime göre öksüz bir çocuk yazmış bu şiiri. Bu öksüz çocuğu bir aile evine almış, o da o evin kızına aşık olmuş. Kızın adı Zahide imiş. Çocuk askere gidince kızı başkasına vermişler. Ben bu dörtlükleri düzelttim, 45 yıl önce plağa okudum.

Acem Kızı

Bizim sazcılardan Selli Yusup vardı... Bir gün tiyatroya gitmiş, orada hep dansözler varmış. Birinin takma adı ‘acem kızı’ imiş. Bakmış kızlar güzel, gözleri sürmeli, allı yeşilli giyinmiş; Selli Yusup orada birkaç dörtlük karalamış. Mesela türküdeki ‘şan ova’ sahne anlamında. Bu dörtlüğü ben düzelttim ve bu hale getirdim.

Neredesin Sen?

1960’lı yıllarda TRT sanatçılarıyla Almanya’ya gitmiştim. Otomobilim vardı ama ne ehliyetim vardı, ne de kullanmayı biliyordum. Bazıları dönünce mecburen ben kullandım otomobili. Dönüşte kaza yaptık. Beni cezaevine koydular. Üç ay hapis yattım. Kağıt, kalem de vermiyorlardı. Bu türkünün sözlerini sigara kağıtlarının üzerine kibrit çöpünün barutlu kısmını tükürükle ıslatarak yazdım.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Tutuklanan savcının ev ve ofisinden 22 tabanca çıktı21 Temmuz 2016 Perşembe 16:26
  • Fidan Erdoğan'a neden bilgi vermedi21 Temmuz 2016 Perşembe 12:52
  • Bayrak satışı patladı21 Temmuz 2016 Perşembe 09:56
  • Bu vatan Astsubay Ömer Halisdemir'e minnettar20 Temmuz 2016 Çarşamba 12:05
  • İlk tutuklama Şırnak'ta16 Temmuz 2016 Cumartesi 17:10
  • Uludere'de sokağa çıkma yasağı13 Temmuz 2016 Çarşamba 11:06
  • Şemdinli’de hain tuzak: 4 şehit10 Temmuz 2016 Pazar 14:26
  • Giresun'da helikopter düştü!05 Temmuz 2016 Salı 18:54
  • Zehra Çilingiroğlu tatile çıktı05 Temmuz 2016 Salı 15:14
  • Tunceli- Elazığ karayolunda askerlere bombalı saldırı04 Temmuz 2016 Pazartesi 12:26
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim