• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 28 °C
  • Ankara : 25 °C

O saatte orada ne işi vardı

11.02.2016 06:00
O saatte orada ne işi vardı
RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

Gecenin yarısı dışarıda ne işi vardı? Kırmızı giymiş, ruj sürmüştü. Eteği kısaydı, pantolonu dardı. Bir erkeğin arabasına binmişti. Kısacası tecavüzü hak etmişti. Toplumun büyük bölümü tecavüz mağduru kadınlar hakkında işte bunları düşünüyor. Yani tecavüz eden değil tecavüze uğrayan yargılanıyor. Hal böyle olunca da tecavüz olayları, gece yarısı saatlerinden, kuytu köşelerden çıkıp kentin en işlek caddelerinde yaşanılan rutin olaylar haline dönüşebiliyor. Peki bu eril yaklaşımlar son bulur mu, cezalar caydırıcı hale getirilebilir mi ve kadına yönelik tecavüzler engellenebilir mi? Hepsini Avukat Yasemin Tanır’a sorduk.

Bağdat Caddesi’ndeki tecavüz olayı gösterdi ki artık bu vahşet öyle tahmin ettiğimiz gibi kuytu köşelerde, ıssız yerlerde ya da şehir dışında falan olmuyor. Ülkenin en büyük kentinin en huzurlu diye bilinen, en kültürlü, en gelişmiş yerlerinde de yaşanıyor. Terörün kırsaldan kente inmesi gibi. Bu noktaya nasıl geldi tecavüz terörü?

Kadına karşı cinsel saldırılar ne  yazık ki hep vardı. Ancak son zamanlarda sizin de belirttiğiniz üzere artık "ıssız yerlerde", "kenarda, kuytu köşelerde" değil artık en lüks semtlerde, en köklü mahallelerde, hatta en işlek caddelerde bile pervasızca olmaktadır. Bu cinsel saldırıların bu kadar pervasızca yapılmasının ana nedeni ; ataerkil toplumun erkek egemen zihniyetinin "istediğini alma" özgürlüğü olarak gören ham zihniyetin giderek yaygınlaşması, toplumda teknolojik gelişimle ters orantılı olarak ahlaki çöküntünün yaşanmasıdır. Bir diğer önemli faktör ise, kent yaşamından uzak bir kültürün yani daha muhafazakar olan köy kültürünün yaşanılan göç sonrasında, bu kültürün kent kültürüne adaptasyonu sağlanmaksızın köy kültürünün "erkek egemen" eril zihniyetin baskın olması sonucu bu vakalar şiddetle artmıştır. Cinsel suçların  bu kadar artması, sizin deyiminizle "tecavüz terörünün" artmasının toplumda yaşanılan ahlaki çöküntü dışında başka bir açıklaması bulunmamaktadır.

Biz toplum olarak tecavüze uğrayan genç kızın yaşadığı travmanın yerine “O saatte dışarıda ne işi vardı” sorusunu tartışıyoruz. Bu tecavüze destek anlamına gelmiyor mu?

Evet ne yazık ki cinsel saldırıların bu kadar artmasının nedeni tecavüz sanığının kamuoyunda eylemi ayıplanacağına, tecavüz mağdurunun "o saatte dışarıda ne işi vardı?", "o kadar kısa giymeseydi", "yemeğe gitmeseydi", "buluşmasaydı", "arabasına binmeseydi" gibi daha çokça sayabileceğimiz nedenler yaratılarak, tecavüzün haklılığına neden yaratılmaktadır. Bir kadın kırmızı elbise giydi ya da ruj sürdü ise bu kadının tecavüze zemin yarattığını bile düşünülebilecek seviyede toplumda yargılar oluşmaktadır. Bir kadının giydikleri, eylemleri, sözleri hiçbir şekilde cinsel tacizi ya da cinsel saldırıları haklı gösteremez. Bu bağlamda toplumda yaşanılan ahlaki çöküntünün nedenleri sosyologlar tarafından irdelenmeli ve bir hükümet politikası olarak "kadın erkek eşitliğinin" "kadının insan haklarının" ilköğretimden itibaren ders olarak okutulması ve yetişkinlere de kamu spotu olarak TV lerde izletilmesi gerekmektedir.  

Sizce bu tür sapıklara uygulanan cezalar yeterli mi? Sürekli kanunların değişikliğinin gündeme getirildiği ülkemizde bu konuda bir kanun değişikliğinden hiç bahsedilmiyor? Neden?

Türk Ceza Kanununda cinsel suçlar, cinsel taciz ve cinsel saldırı suçu olarak ikiye ayrılmaktadır. Cinsel taciz, "cinsel amaçlı olarak mağdurun farklı rahatsız edilmesidir". Cinsel bir amaçla mağdura yönelik ıslık çalmak, cinsel içerikli laf atmak, cinsel ilişki teklifinde bulunmak, cinsel içerikli SMS veya e-posta göndermek, cinsel amaçlı olarak takip etmek, cinsel organ teşhir etmek birer cinsel taciz suçudur. TCK’da bu suçun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak yer almaktadır. Cinsel saldırı ya da tecavüz suçu Türk Ceza kanunun da 102.maddesinde düzenlenmekle, bu suç da mağdurun vücut dokunulmazlığının ihlal edildiği bir suç nevi olmakla 5 ila 10 yıl arasında hapis cezası Kanunda bulunmaktadır. Cinsel saldırı suçunda mağdurun vücuduna organ veya başka bir cisim sokmak suretiyle gerçekleşmiş ise bu suçun cezası 16 yıl hapis cezasından başlayacaktır.Ayrıca 18 yaşından küçüklere uygulanan cinsel saldırı suçları cinsel istismar olarak adlandırılmaktadır. Buna göre de bu suça ağırlaştırılmış cezası uygulanacaktır.

Görüldüğü üzere, cinsel taciz ve cinsel saldırılara Kanun da hükmedilen cezalar aslında yeterince ağır olmakla birlikte, her iki suç tipinde de hakime geniş oranda takdir yetkisi verilmiş ve suçlara verilen cezaların en hafif ve en ağır ceza arasında geniş bir sınır bulunmaktadır. Cinsel taciz suçunun cezası 3 ay ila 2 yıla kadar hapis ya da adli para cezası olarak yer aldığından arada geniş bir takdir hakkı vardır. Bu bağlamda Kanunların kimler tarafından nasıl uygulandığı önem arz etmektedir. Cinsel taciz suçunun sanığına hakim en hafif hadden cezasını verir ise bu cinsel tacizin mağduru için ceza, sanığı için ise ödül olacaktır. Bu bakımdan bu suçlarda uygulanan cezaların en ağır had üzerinden cezalandırılması, bu suçlar için caydırıcılık yaratacaktır. Ancak uygulamalardan görmekteyiz ki ; mağdurun giydiği, kaçta nasıl nereden geçtiği irdelenerek kamuoyunda mağdurun hatası olduğu sanrısı yaratılmakta, doğal olarak da suçun sanığı olan cinsel saldırı suçlusuna en hafif had üzerinden ceza verilmektedir. Ayrıca "iyi hal indirimleri", daha önce suç işlememiş olması gibi indirimler ile İnfaz Kanunun gereğince de verilen cezadan indirimler yapılarak, sabıklar 1yıl içerisinde tahliye olmaktadır. Bu uygulamalar ve cezaevinde ıslah edici cezalar uygulanmayıp, yaptırımlar yapılmadığından tecavüz suçlusu ödül gibi cezalar alabilmektedir.

Aslında birçok olayda tecavüz ya da şiddet geliyorum diyor. Kadınlar koruma istiyor, savcılığa başvuruyor vs. Ama kaçınılmaz sondan kurtulunamıyor. Kadınlar yeterince korunamıyor mu?

Ne yazık ki şiddet mağduru Polis merkezlerine ya da Cumhuriyet Savcılıklarına başvurup koruma istediğinde, yeterince hızlı olarak koruma sağlanmamakta, bundan dolayı da şiddet mağduru kadın sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Tecavüz mağdurları aile ve toplum baskısından korktukları için bu tür olayları gizleme yoluna gidiyor. Bu durum tecavüz vakalarının artmasında etken olabilir mi?

Cinsel istismara maruz kalan küçük ya da cinsel saldırıya maruz kalan mağdur ne yazık ki toplumda tecavüze uğrayan kişinin "ayıplanması" nedeniyle toplum baskısından kaynaklı bu taciz ve tecavüz çoğu zaman gizlenmektedir. Bundan dolayı da tecavüz zanlısı "tehdit, ifşa etme vb." yollarla mağduru korkutup çoğu zaman tecavüze devam etmektedir. Yaşanılan bu toplum baskısı nedeniyledir ki gizlenmesinden kaynaklı tecavüz vakalarının artmasına neden olmaktadır. Tecavüz mağdurunu korumak için mağdur koruma altına alınıp ismi, ailesi saklanmalı tam tersine tecavüzcü ifşa edilmelidir. 

Benzer vakalarda farklı cezalar uygulanabiliyor. Bu neden kaynaklanıyor?    İyi hal indirimi diye, insanı çileden çıkartan bir uygulama var ülkemizde. Bir tecavüzcü sapığın iyi hali ne olabilir. Bu uygulama neden bir türlü sonlandırılmıyor?

Önceki sorularda da açıkladığım gibi Türk Ceza Kanunu'nda cinsel saldırı suçlarına verilen cezalar yeterince tatmin edici olmasına rağmen kanunu uygulayan Hakimler ne yazık ki toplumda infial uyandıran ve mağdurun yaşam boyu üzerinde travma bırakan böylesi bir suç da "iyi hal indirimi" "yeniden suç işleme meyilinin olmadığına" ya da "daha önce sabıkası olmadığına" dayanarak yapılan indirimleri uygulamaması gerekmektedir. Ancak ceza hakimlerinin bu konuda geniş takdirleri bulunmakta olduğundan umut edilen bu konuda duyarlı hakimlerin bu indirimleri uygulamamasıdır.

Tecavüze uğrayanlar için ailenin ya da toplumun öngördüğü çözüm, tecavüzcüyle evlendirilmek. Bu durum tecavüzü sürekli kılmıyor mu? Bu uygulama da neden yasaklanmıyor ve normal bir çözüm gibi algılanıyor?

2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu'nda tecavüz mağdurunun tecavüzcüsü ile evlenmesi kaldırılmış ise de hala önceki Yasa döneminden kalan ve tecavüzcüsü ile evlendirilip bu travmayı ömür boyu üzerinde taşıyan ve doğan çocuklarını da bu durumun yansıdığı aileler mevcut. Ne yazık ki tecavüz zanlısını koruma adına yeniden TCK na ekleme çalışmaları başlamıştır, kadın kuruluşlarının karşı olmasına rağmen.

Gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar ya da yaptırımlar nelerdir?

Aslında bizim kanunlarımızda cinsel suçlara verilen cezalar yabancı ülkelerde ki cezalar ile aynı olmasına rağmen kanunları uygulayan hakimlerin kadına bakış açısı, eril düşünceye sahip olmaları gibi nedenlerle verilen cezalarda indirime gidilmektedir. Ayrıca cezalar ıslah amaçlı olmaktan uzakta, cezaevlerinin suçlulara yetmemesi adi suç olarak nitelediğimiz bu tip suçların sanıklarının tahliye edilip iyi hal indirimleri ve Ceza İnfaz Kanunu doğrultusunda verilen cezaların yarıya düşmektedir. Bu da ne yazık ki tecavüzcü için ödül olmaktadır. Bu açıdan Avrupa da cezalar tam olarak uygulanmakta, bazı ülkelerde ise ilaçla hadım yoluna gidilmektedir. İnsan haklarına aykırı olan bu uygulamanın suçlu üzerindeki olumsuz etkilerinin de düşünülmesi gerekmektedir.

Tecavüze uğrayan bir kişinin ya da ailesinin hukuki anlamda yapması gereken şeyler nelerdir?

Tecavüz mağduru ve ailesi  polis merkezine ya da Cumhuriyet Savcılığına başvurmalı akabinde adli tıptan rapor alınmalıdır. Tecavüzcü kaçmış ise tecavüzcüden ve tecavüzcünün ailesinden korunmak için tedbirler alınmalıdır. Bu cinsel saldırılara yönelik haber yağarken basının daha duyarlı davranması gerekmekte, ailenin ve mağdurun rencide edilmesi engellenmelidir. Ayrıca mağdur ve ailesinin psikolojik yardım alması da gerekmektedir.

Tecavüzün kaynağını tecavüz mağdurunda aramanın tecavüzü haklı kılacağını unutmayarak ahlaki değerlerin teknolojiye ve sosyal medyaya yenilmediği eğitime dayalı reformların acilen yapılması gerekmektedir. Kaldı ki 2011 yılı Kasım ayında TBMM’de de geçen uluslararası (Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Anlaşması)  İstanbul Sözleşmesi ile Türkiye Cumhuriyeti devleti yükümlülük altına girmiştir. Buna göre, taraf devletlerin, kadınların aşağı bir cins olduğuna ve kadınlarla erkekler için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargı, örf, adet, gelenek ve ter türlü farklı uygulamayı ortadan kaldırmak için gerekli önlemleri alma yükümlülükleri vardır. TBMM’de de kabul edilip Kanun hükmünde olan bu anlaşmanın yürürlüğe geçirilmesi ile yaşanan bu tecavüzler engellenebilecektir.

           

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim