• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Olayların içinden

29.08.2015 06:00
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

 

Rusya, Türkiye'nin PKK bombardımanına karşı tepki verdi. IŞİD'e karşı koalisyonda Güvenlik Konseyi by-pass edilerek hareket edilmekte ve bu arada PKK'ya karşı orantısız güç kullanılmasını eleştirmektedir. ABD, Türkiyenin IŞİD ile mücadeleye ilişkin yaptıkları açıklamaları tekzip etmektedir. KCK Konseyi üyesi Zübeyir Aydar,  herşeye rağmen sürecin bitmediğini ve ABD'nin devreye girmesi gerektiğini söylüyor. Cemil Bayık ABD ile ilişkilerin olduğunu bildirmesine rağmen ABD sözcüsü bunu yalanlıyor.

Nitekim Filipinlerde, merkezi hükümet ile Moro İslami Hareket arasında görüşmeler olmuş ve fakat bir sonuca varmamıştır. Bu nedenle 3.Göze ihtiyaç olmuş ve Türkiye'nin bu rolü üslenmesi karara bağlanmıştır. Başka devletin iç işlerinde çözüm üreten Türkiye kendi iç meselesinde direnmekte ve giderek sorunu komplike duruma getirmektedir.

14 ilde 100 bölge "askeri yasak Bölge" olarak ilan ediliyor ve Olağanüstü Hal Uygulamasına geçiliyor. Buradaki yaylalar, otlaklar, bağ ve bahçeler yasaklanıyor, hayvanlara mera, insanlara ekim sahası kalmıyor. Bu bölgelerdeki halkın köylerini, evlerini terk etmesi isteniyor. Yeniden köy boşaltmaları ve göç. Diyarbakır, Ağrı, Kars, Urfa, Tunceli, Van, Mardin, Siirt, Şırnak, Antep, Erzurum, Ardahan, Muş illeri HDP'nin Milletvekili çıkardıkları illerdir. HDP'nin %80-98 oy aldığı şu ilçelere de operasyon yapılmış ve sanki bir iç-savaş yaşanmıştır: Varto, ilvan, Silopi, ice, Yüksekova, Nusaybin, Cizre, Diyadin.

Van Valiliği, 10 Ağustosta Hakkâri'de kaçırılan 11 gümrük memurundan haber yoktur. Genel Kurmay Başkanlığı; yapılan hava operasyonlarında (20-21 Ağustos), 29 ve Uludere'deki harekâtta 12 PKK'lının öldürüldüğünü bildirmektedir. Bu hava operasyonları saat 03-04 arasında yapılmış ve PKK'ya ait 3 uçaksavar bataryası imha edilmiştir. Bu arada, PKK tarafından yollar kesilip kimlik kontrolleri yapılmakta, yollar-TIR ve arabalar yakılmakta ve bomba yüklü arabalarla karakol ve emniyet merkezlerine intihar saldırıları yapılmaktadır.

Bir grup ülkücü genç İstanbul/Bağcılarda HDP İlçe Merkezine saldırıp tahrip etmekte ve Tokattaki cenaze merasiminde Diyarbakırlının işlettiği lokanta ve eczane tahrip edilmektedir. İzmir'de, HDP'li genç ensesinden vurularak öldürülmektedir. Kırşehir ve başka yerlerde yine HDP binalarına saldırılar yapılmakta, bayrakları indirilip göstericilere teslim edilmektedir.

Erzurum/Tekman ilçesinde Kaymakam Lütfullah Ün, kamu kurumlarına gönderdiği tamimde Türkçe dışında bir dilin kullanılmasını yasaklamıştır. Halkın %99 Kürt olduğu bu ilçede, sanki kasıtlı olarak bir gerilim yaratılmış ve olay protesto edilmiştir.

Bu durum Kürtçenin yasal bir zemine oturtulmadığını da göstermektedir. Nitekim Üniversitelerde açılmış Kürsülerin adları "Yaşayan Diller" olarak geçmektedir. 24 saat Kürtçe yayın yapan TRT-6 (Kürdi) de yasal zeminden mahrumdur ve bir emirname ile yayına son vermek mümkündür. Çözüm Süreci içinde yapılmış iyileştirmelerde "Kürt" sözcüğü yoktur.

Batı illerinde tarım işçisi olarak çalışan Kürtlere karşı bir direnç ve hınç vardır, haksızlıklara maruz kalmaktadırlar. Şırnak'tan seneler önce göçe zorlanmış, canını kurtarmak amacıyla Adana/Karataş/Tuzlaya gelmiş tarım işçilerinin hali perişandır. Bunların arasına bir de Suriye'den gelenler katılmıştır. Senelerdir çadır yaşamı devam etmektedir.

Doğuda tarlalar ve ormanlar yakılmakta, çevre dengesi ve fauna yok edilmektedir. Yanmamış orman kısımlarına da, ağaca düşman olan tırtılın bu sahalara serpildiği bildirilmektedir.

Bunlar topyekûn imha etmenin işaretleridir. İnsanların göçe zorlanması, dağın taşın bombalanması, mayınlanması, otların yakılması, bağ ve bahçelerin tahribi, ekin sahalarının işgali-askeri alana dâhil edilmesi, göçerliğin ve hayvancılığın bitirilmesi, halkın şehirlere göçertilmesi, işsizlik, dilenme ve açlık, fuhuş ve uyuşturucu tuzağı, okuldan kaçmalar, gece yarısı tutuklama ve gözaltılar, bombalamalar, direnişler, yaralanma ve hastaneler, bu bir zincirdir, uzar gider.

Gider de ne zamana kadar gider? Bir sonu yok mu? Olamayacak mı? Denildiği gibi "kıyamete kadar mı? Habil ile Kabilin davası gibi mi? Ama artık yeter olsun!

Bu ortam içinde, yasaklanan bölgelerde canlı kalkan eylemleri yapılmakta ve Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık, PKK'dan kendilerine siyaset sahası açılmasını istemekte, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK'ya "ama-ancak" demeden hemen ve derhal ateşkes yapılmasını istemektedirler. HDP kurulacak Seçim Hükümetine katılacağını bildirmektedir.

Bu arada bombalar, mayınlar patlamakta, ağır silahlar kullanılmakta; sivil, asker, polis, gerilla, çocuk ve yaşlı insanlar ölmektedir. Polis postallarıyla gerilla cenazesine basarak foto çekilmekte, öldürülmüş kadın gerilla cesedi çırçıplak soyularak ortada bırakılıp teşhir edilmektedir. Askerler ve gerilla için taraflar, gösterilerle cenaze defin etmektedir. Bunlar, bu toprağın insanları ve Türkiye Devletinin vatandaşlarıdır. Bir yanlışlıkta ısrarın olduğu kesin. İnada binmiş iki tarafta zayiat artmakta ve yürekler dağlanmaktadır.

Tarafların anlaşması zor olduğuna göre, birisinin araya girmesi ve çatışmasızlık içinde mücadeleyi temin etmesi gerekmektedir. Kendi içimizden olacakların yetmediği daha işin başında anlaşılmıştır.

30 senedir devam eden ve giderek ordulaşan, NATO'nun 2.büyük ordusuna direnen bir terör örgütü var mıdır? Anlaşılıyor ki başlangıçta, "birkaç çapulcu" denilen güç, bugün bir başka noktaya evrilmiştir. Bir NATO ülkesi olan Türkiye, terörle mücadelede NATO silah ve mühimmatını ve hatta ordusunu kullanmaktadır. Buna rağmen sonuç bu noktadadır. Öyle ise artık rasyonel düşünüp karar vermek şart olmuştur.

Türkiye bu basireti göstermiş, Oslo görüşmeleri yapılmış, yasaların izin vermediği bu durum "gayri kanuni" olmaktan çıkarılmış ve terör örgütleri ile görüşmeyi mümkün kılmış, Abdullah Öcalan ile görüşülmüş, mesajlarının kontrollü olarak iletilmesi sağlanmış, Newrozlarda mesajları milyonlarca katılımcıya iletilmiş, sonunda Dolmabahçe Mutabakatı ile on madde kamuoyuna açıklanmış, diyalogun müzakereye evrilmesi için kamuoyunu hazırlamak amacıyla "akil insanlar heyetleri" oluşturulmuştur.

Bütün bu gelişmelere rağmen, 7 Haziran seçimlerinde Recep Tayip Erdoğan Kürtlerden beklediği desteği alamayınca; Kürt sorunu, yoktur, Çözüm süreci ve masası yoktur, Mutabakat yoktur, İzleme Komisyonuna gerek yoktur" demiş ve çözümden-barıştan vazgeçip "savaş" tercih edilmiştir. Cenazeler yurdun her tarafına dağılmış, feryat ve figan başlamıştır. "Seni Başkan seçtirmeyeceğiz" diyen HDP, "Saray için savaşa izin vermeyeceğiz" diyerek çatışmaya karşı çıkmış, ve ellerin derhal tetiklerden çekilmesini talep etmiştir.

Cenazelerdeki öfke ve protesto AKP'ye karşı olmaktadır. Buna rağmen, bazı gruplar HDP'ye yönlendirilmekte, parti binaları tahrip ile bayrak ve tabelaları indirilmektedir. Bu normal ve demokratik bir davranış değildir. Psikolojik tahrik had safhaya gelmiştir. Korkarım patlayacak artık.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim