- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Ombudsmanlık'ın tanımı

Talat Özyürek / Yazar
Türkiye’de maalesef tam manasıyla oturtulamamış bir görev alanı olan ombudsmanlıktan bahsetmeye çalışacağım dilim döndüğünce.
Ombudsmanlık genel anlamda yönetimin ağır baskısı altında ezilen vatandaşların, haklarını daha kolay yollardan aramasını sağlayan bir kurumdur. Kötü yönetimden kaynaklanan birtakım usulsüzlükler sonucunda vatandaşların zor durumda kalması, onların haklarını koruyacak güvenilir bir korunağın bulunmaması, her daim sorun olmuştur. Görevini kötüye kullanma, rüşvet, rant sağlama, hırsızlık… Gibi yolsuzluklar hep kötü yönetimler sonucunda ortaya çıkmaktadır ki iyi yönetilememenin doğurduğu bir sistematiğin ürünüdür. Ombudsmanlık bir oturtulabilse demokrasinin gelişmesine, sivil toplumun oluşmasına çok ama çok önemli katkılar sağlayabilir aslında. Avrupa da parlemento ile halk arasında köprü olmak, halkın savunucusu, sivil haklar savunucusu, halk avukatı, arabulucu olarak tanımlanırken Türkiye’de ise kamu denetçisi olarak tanımlanıyor maalesef.
Türkiye’de hırsızlık, rüşvet, zimmet, dolandırıcılık, kayırmacılık, yiyicilik… her türlü yolsuzlukla mücadelede başarı kazanılması imkansız gözükmektedir. Ülkede rejimi tehdit eder boyutlara varan bu hastalık birçok kurumu sarmış durumdadır. Her hükümet değişiminde bir önceki hükümetin yolsuzluklarını ortaya çıkarmakta, buna karşı duyulan tepki ve infial bir süre devam etmekte daha sonra gündem değişerek yapılan çalışmalar, alınan önlemler rafa kaldırılmaktadır.
Görünen o ki şu anda yolsuzlukla mücadele edecek olan yargının eli kolu bağlanmıştır ki sorumluları elbette bürokrat ve siyasetçilerdir. Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in bir ifadesi var ki günümüze ışık tutuyor. ‘Yolsuzlukların temelinde siyasetçi, bürokrat ve yargı ayağının bulunduğunu, yolsuzluklar karşısında çaresiz kalındığını’ bizatihi Sn. Çiçek’in kendisi ifade etmiştir.
Ombudsmanlık kurumu tüm dünyanın ilgisini çekmesine ve birçok ülkede uygulanmakta veya uygulanması yolunda çalışmalar yapılmasına rağmen bizim için hala bilinmeyen, üzerinde fazla kafa yorulmamış yabancı bir kurumdur. Avantajları diğer denetim sistemlerine göre daha hızlı olması, bürokrasinin hantallığına takılmaması, halkla daha çok el ele olmasıdır. Madem böyle? Bizde neden bu kurum kurulamıyor? Demek ki kurumlarda kokuşan ve yıllardır süren ahlaksızlıkların önlenmesi istenmiyor yada ombudsmanında mı yolsuzluk yapmasından, eşine dostuna rant sağlanmasından, taraf tutmasından, hakka hukuka riayet etmemesinden mi çekiniliyor? Ama ben inanıyorum ki vatanımızda liyakatli, bilgili, güvenilir, namuslu ombudsmanlığı yaşam biçimi yapabilecek nice dürüst kimselerde var.
Aslında işin ta evveliyatına baktığımızda uygulanabilirlik konusunda Avrupa ya özendiğimiz ombudsmanlık kurumu; Osmanlıdaki Ahilik kurumundan esinlenerek kurulmuştur.
‘Adalet yokken bağımsızlık’ organize soygundan başka nedir?
Sevgi ve Dua ile…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Demokrasi nöbetinde düşündüklerim28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Türk Sosyoloji Devrimi ve Recep Tayyip Erdoğan25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz demokrasi bayramı18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- İnsanlığın felaketi: 'Emeklemeden yürümek'15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye liderliğinde barış rüzgarı12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ne mutlu Adanalıyım29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Kalp’te Allah’ın Hatırı Çoktur28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Eski ve samimiyet24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Efendimizin gözünde insan talebe idi20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Milli birlik ve tefrika14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Milli birlik13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












