- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
"Ömer Şerif ve Mayerling Faciası"

Sedat MEMİLİ / Yazar
Prens Rudolf, babası İmparator Franz Jeseph’in zoru ile evlendiği karısını hiç sevmemişti. Prens Rudolf, Maria Vetsera adlı bir kadına aşıktı ve onunla gizlice Mayerling Şatosunda buluşuyorlardı. Prens Rudolf, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun tek varisi idi ve aşkı uğruna bu tahtı reddediyordu. Hatta daha da ötesi, imparatorluğa karşı, sosyalist bir dergide takma adlarla yazılar yazıyordu.
İlkeleri ve aşkı öylesine güçlüydü ki bunlar uğruna İmparatorluktan vaz geçmişti.
30 Ocak 1889 günü Prens Rudolf, sevgilisi Maria Vetsera ile yine Mayerling Şatosu’nda buluştu. Sevgilisinin gözlerine baktı. Eline silahını aldı ve diğer eliyle sevgilisinin elini tutuu. Sevgilisinin ışıltılı gözlerine bakarak onu alnından vurdu ve silahı kendi şakağına götürüp yeniden ateş etti. Bu olay tarihe “Mayerling Faciası” olarak geçti.
Filmi yapılan bu olayın son sahnesini yaşamım boyunca unutamam. 1968 yapımı filmde Prens Rudolf’u, Mısırlı Aktör Ömer Şerif Maria Vetsera’yı ise Catherine Deneuve canlandırmıştı.
Ömer Sherif’in son sahnedeki performansı hala gözlerimin önündedir. Bu sahne bana Avrupa tarihi’ne merak salmamı sağlamıştı.
O yıllar, Apollo uzaya çıkmış, Tom Jones dünyayı kasıp kavurmaya başlamış, Coca Cola şişesini ilk kez gördüğümüz yıllardı.
Ve Boris Pasternak Ve Dr. Jivago…
Bu isimler gençlere neyi hatırlatır veya hatırlatır mı bilemem?
Psternek, Dünya Edebiyat tarihi’nde “şairlerin şairi” olarak adlandırılan bir sanatçıdır. Onu dünyaya tanıtan eseri, Doktor Jivago’dur.
Yine 70’li yıllarda izlediğim bir filmdi.
Ömer şerif Dr. Yuri Jivago’yu canlandırıyordu. Rusya’da Bolşevik İhtilalin hemen ardından patlayan iç savaşta şair ruhlu bir doktorun aşkı etrafında dönen olaylar zincirini anlatan bir film. Ömer Şerif dünyayı kasıp kavuruyordu.
O zaman mersin’in Atatürk caddesi’nde tek tük araçlar vardı. Tanıdığım en yetkili kişi cankurtaran şşoförü idi. Yaşım 12.
Sonradan, emekli bir komiser ile tanıştım, öğretmenlerimden sonra bana marematiği sevdiren insandı.
Radyolarımız, klasik Türk Müziği ve halk Türküleri çalardı. Ama biz bantlardan Batı Müziği’de dinlerdik.
Cem karaca “resimdeki Gözyaşları” ile ünlü oluyor; Aliye Akkılıç, Muazzez Türing herkesin gönlünde yer ediyordu.
İlk kez hamburger ile tanışmıştım. O yıllar “Joan Baez” devrimci şarkıları söylüyor muydu? Veya Bob Marley, Bob Dylan, ezilmişlerin sesi olarak var mıydı? Hatırlamıyorum.
Ama Ömer Şerif’in Mısırlı bir aktör olması gururumuzu okşuyordu.
Öyle ya! Ben Hur”ların, “Lord Jim”lerin akıp geçtiği bir dünyada, anlamadığım şarkılarla devrimcilik yaparken, Ortadoğu ezilmişliğimizi Ömer Şerif ile kapatmaya çalışıyorduk.
Hatta bazı filmlerinde kötü rolde olan Ömer şerif’i eleştirmiştik.
Ömer Şerif sanki babamızın oğluydu.
Aç gözlü bir kapitalisti canlandırdığı, köylüleri kandırıp buğdaylarını aldığı filmde buğday deposunda boğulmasına bile sevinmiştim.
Ömer Şerif 10 Temmuz 2015 tarihinde öldü.
Toplumumuz öylesine meşgul, öylesine yoğun ki, ne Oktay Sinanoğlu’nun ölümünden haberi oldu ne de Ömer Şerif’in…
Ruhsal çöküşün seslerini duyuyorum; Toplumsal bir facianın eşiğindeyiz.
Mayerling Faciasını gündeme taşıyan Ömer Şerif’in ölümü ülkemde toplumsal faciayı gündeme getirmiştir.
Ölü toplumların ölülerden haberi olmaz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












