- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
On Kasım ve Ana Yüreği

Sedat MEMİLİ / Yazar
Kim demiş Atatürk ölmez diye; Atatürk ölür…
Ölmeyen Atatürkçülüktür, Atatürk ilkeleridir.
*
1812 yılının Haziran ayında Napolyon Bonaparte Rusya’ya bir sefer düzenler.
Napolyon, askeri dehasının zirvesindedir.
Yaklaşık – sonradan katılanlarla birlikte – 500.000 askerle Fransa’dan yola çıkıp, Rusya’yı yerle bir etmek amacıyla yürümeye başlar.
Yahova’nın Mısırlılar üzerine saldığı çekirge sürüsü gibi, Fransız Orduları Avrupa’yı silip süpürüyordu.
Bu ordu ciddi bir direniş ile karşılaşmadan neredeyse Rusya sınırına gelmişti.
Bu arada fark ettirmeden kışın soğuğu da gelmeye başlamıştı.
Fransız ordularının Rusya sınırına gelmesi ve Moskova üzerine yürümeye başlaması Rus halkının gururunu kırmıştı. Çar, Mihail Kutuzov’u Moskova’yı savunmak üzere görevlendirdi. Moskova’nın düşmesi, Rusya’nın düşmesiydi.
Kasım’ın ortalarında Napolyon, Moskova’ya girdi. Ama ilginç buraya gelinceye kadar hiçbir direnişler karşılaşmamıştı. İşgal ettiği ve el koyduğu Moskova’da, dilenciler, bir yere gidemeyen zavallı bir kaç köylü ile sokak köpeklerinden başka kimse yoktu.
Zafer kazanmıştı ama zaferini ilan edeceği bir düşman yoktu.
Onu karşılayan, teslim olduğunu bildiren, şehrin anahtarını teslim edecek yetkilerden eser yoktu.
Moskova kenti bomboştu ve teslim alınacak bir irade yoktu.
Napolyon, boşuna Moskova’nın ıssız sokaklarında teslim olacak bir düşman aradı…
Bulamayacaktı.
Rus Komutan Kuzutov ileride Mahatma Gandhi’ye örnek olacak pasif bir direnişle Napolyon ve ordularını kendi zaferi içinde tutsak etmişti.
Zorlu kiş şartları içinde Moskova’da tutunamayacağını anlayan Napolyon geri çekilmek zorunda kaldı ve geride 400.000 ölü 100.000 tutsak asker bırakarak Fransa’ya döndü.
*
Zaferler, yakma, yıkma, öldürme ele geçirme ve esir almayla olmaz; Ancak ve ancak iradelerin teslimi ile elde edilir.
Şehirleri alabilirsiniz, yasaları değiştirebilirsiniz, borunuzu öttürebilirsiniz, polis ve askerleri geçici olarak emriniz altına alabilirsiniz, bir gecede 6.000 zeytin ağacını kesip ardından pardon diyebilirsiniz, hepsi olabilir…
Halkın iradesinde taht kurmamış iseniz, kazandığınız hiçbir zafer yoktur. Nitekim sizi iktidara taşıyan bu halkın iradesiydi ama aldatıldığını anlaması uzun sürmedi.
Sakın On Kasım’ı anmayın. Anma törenlerinde halkı yanınızda görmeyeceksiniz.
Halk kendi matemini sizin yardımınız olmadan tutar.
Halk kendi anmasını kendi yüreğinde yapacaktır.
“…Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak…”
İşte o ocak annelerin yüreğidir. Annelerin yüreğinde ölmeyen hiçbir şey ölmüş sayılmaz…
O yürek hiçbir gücün teslim alamadığı “insanlığın en yüce iradesidir”.
Atatürk ölür, o yürek ölmez…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












