• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Örnek bir başarı hikayesi; Prof. Dr. Orhan ŞEN

30.06.2015 08:00
Örnek bir başarı hikayesi;  Prof. Dr. Orhan ŞEN
A.Niyazi SERTKALAYCI ile ARKA PLAN...

            Sevgili okurlar bu hafta ARKA PLAN'da,  ekonomik zorluklarla geçen  öğrencilik yılları. Okul olarak belirli bir noktaya gelmiş insan sayısının az olduğu bir çevrede, doğup büyüyen birinin, bugün bütün imkanlarının olmasına rağmen, okumak istemeyen veya okuyupta arkasını getirmek istemeyen, getiremeyenlere örnek alınacak bir hayat hikayesi...

            10 yıl önce başlamıştı herşey. Hani 10'da yaş vardı aramızda. Aynı sıraya oturmuştuk. Yan yana. Aynı dersleri görüp, aynı projelerde çalışmıştık. Şimdilerde çalışmıyoruz değil. Hiç ayrılmadık o gün, bugündür. Ortak paydamızdı bizi buluşturan. Bir gün, koskoca kalabalığın ortasında, soframızda her zaman bir tabak fazla vardır. Bir tek kapı numaramız farklı diyerek, birlikteliğimizi nasılda güzel ifade etmişti. .  Abim, onun değimiyle evimizde 3 erkek kardeştik, artık 4. sen oldun.

gazete-1.gif

             Hep dediği güzel insan olmak kavramı, bu kavramla beraber FOTOĞRAF camiasında  bir çok kararı beraber aldık, ona yapılan bana, bana yapılan ona oldu . Aslında özüne baktığımızda birçok insanın örnek alması gereken eylem ve söylemlerle dolu. Ben kendisini tanıdığımdan beri, gördüğümde bu zaten. Sadece ve sadece işini yapar, zaman zaman öfkeli birisini gördüğü anda,  herhangi bir şekilde birşeylere küsüldüğü zaman, yada zaman zaman bazılarının bilerek gelip tahrik ettiği durumlarda, abim dediğim Orhan Bey'in bana söylediği cümleler şunlar;  boşver bunları kimseyle kavga etme, kimseyle kısır çatışmaya girme. Sen sadece işini yap. işini ne kadar iyi bir şekilde yaparsan, bunu da insanlara en iyi şekilde sunarsan, kimse senin bileğini bükemez. Bu toplum kendisine değer verene, değer vermesini bilir.

            Sevgili Dostlar; Değerli olmak için sadece işini layıkıyla yapman, insana değer vermen yetiyor. Onun dışında herhangi bir üyelik, ünvan, sıfat, asla senin değerine değer katmıyor. Ama  bu sıfatı bu ünvanı, bu üyelikleri, eğer yaptığın işin güzelliğiyle perçinliyebiliyorsan, değerine değer katmış oluyorsun.  Abimin bütün bir hayat öyküsünde aslında bunları görüyorum. Çoğu arkanda dayın varsa bir yerlere varabilirsin. Baba, sadece ilkelerinden taviz vermeden, çocuk yaştan itibaren, belirli iş disiplinini, hayata belirli bir bakış açısını yakalayıp, okulların hepsini birincilikle bitiren, halen öğretmenlerinin hepsini tek tek görüp, diyaloğunu devam ettiren, ve hiç kimsenin yaptıklarını eleştirerek veya kötüleyerek değil sadece kendi yaptığı işle var olabilmeyi herkese gösteren örnek insan...

gazete-2.gif

            Meslek Lisesine gidişi, annesinin çocuk yaştan beri, doktor olursan sevinirim. Seni doktor olarak görmek istiyorum demesiyle, annesinin o isteğine karşılık, lise başlangıcında babasının, oğlum abin zaten üniversitede, İstanbul'da okuyor. Ne olur ne olmaz ölümlü dünya, birşey olursa, elinde altın bileziğin olsun deyip gönderdiği meslek lisesi, elektronik bölümünde, bir yandan meslek lisesinin hakkını verirken, bir yandan da meslek lisesinde olmayıp diğer liselerde olan, derslerin açığını yardımcı ders kitapları üzerinden kapatmaya çalışması. 3. yılında dersaneye gitmeden 1. dönemde kendi imkanlarıyla üniversitenin 1. aşama sınavlarına hazırlanıp, oldukça iyi bir not elde edince 2. basamak sınavına dersanede hazırlanması. Tüm bu öğrenim hayatı boyunca, bununla ilgili babasından hiç para almaması. Ehliyet sınavına girerken dahi, babasının arabasıyla gidip direksiyon eğitimi almayan bir insan. Kendi biriktirdiği harçlıklarıyla, Keresteciler Sitesinde bir taksiciyle anlaşıp,evlerine yakın olduğu için orada direksiyon kursu alması. Ağzından duyduğum kelimeler, "Babamın arabasına zarar vermek, benimle tüm bir ailenin ekmeğine zarar vermekti. Kazancına zarar vermekti. Kaza olursa o araba bağlanır, çalışmaz. Çalışmazsa eve ekmek gitmez. Hakkım yok böyle şeyleri düşünmeden hareket etmeye" diyen yüce insan.

gazete-3.gif

            Mütevazi yaşantısı, mutlu bir yuvası, eşi ve  dünyalar tatlısı kızı, sevgili Ayşen...  Onlara adanmış bir ömür. Arkadaşlarına baktığımız zaman, "BANA ARKADAŞINI SÖYLE, SANA KİM OLDUĞUNU" misali,  farkında olmadan veya olarak, belki de bilinçaltında vardır birşeyler. Zarar verecek insanlardan hep uzak durmuş. Bu illa fiziksel bir zarar değil. Zamanını çalma da bir zarar olsa gerek. Onu kötü şeylere alıştıracak, okulla, dersle, hayatla ilgili şevkini kıracak eylemlerde bulunma. Uzun lafın kısası kendisinin düşünsel evrimini engelleyecek tüm insanlardan hep kaçmış. İzlenimlerim gerek aile yaşantısında, gerekse hoca-öğrenci ilişkilerindehep vurguladığı en yakınınızda gördüğünüz, en sevdiğim dediğiniz arkadaşınız dahi, GERÇEKTEN SİZİ NE KADAR SEVİYOR? Ortak menfaatler çakıştığı anda, yada ikiniz bir başarıya ulaşmak adına bir yarışa girdiğinizde, gerçekten hakkıylamı yarışa katılacak, yoksa sizin ayağınızı kaydıracak eylem ve söylemlerde bulunarak mı? O zaman işte herkesin herkesi yeteri kadar sevmediğini, sadece anlık sevgilerin varolduğunu görüyorsun. Aslında başarıya ulaşmak adına elbette ki içinde var olduğumuz şu yalan dünyada herkesle konuşup görüşmeliyiz. Ama samimi olmalımıyız?. Bunu sorgulamak gerekiyor.

            Ergenlik döneminde eğer hormonlarınızın esiri oluyorsanız, hayatın ve bu yalan dünyanın esiri oluyorsunuz. Ama o hormonların esiri olmadan kötü alışkanlıklardan uzak durup, sorumluluklarınızın farkında olursanız, geleceğinize dair planları iyi yaptığınız zaman, hayat size bütün güzelliklerini sunuyor. Dolayısıyla doğru zaman da, doğru yerde, doğru kararları almak gerekiyor.  Planlı bir yaşam, sizi başarıya götürecek anahtardır. İşte o planlarda, size yanıbaşınızdaki arkadaşınız zarar veren değil, destek olan olmalıdır. İnsan olmak. Çünkü tehlikeyi hep en yakınınızdaki insandan görüyorsunuz.

gazete-4.gif

            Sevgili Niyazi "Hangi müdür makamını kaybetmedi?  hangi  vekil? ya başkanlar? yada Cumhurbaşkanı görev süresi dolmadı? hangi öğretmen emekli olmadı? sonuçta hepsini kaybediyorsunuz. Ve en son, tüm bunlar gittikten sonra 3-5 kadim dostunuzla kalıyorsunuz. Dolayısıyla o insanlarla samimi olurken, diğer insanlarla ilişkinizi profesyonelce, iş ilişkisi çerçevesinde, hakkaniyete uyarak, ilkeli bir şekilde devam ettirmek gerekiyor.  İnsanlara vererek kendini sevdirmeyeceksin. İnsanlara bilgini vererek, insanlara iş ahlakında en iyi üreterek kendini sevdir. Bununla birlikte insanlara zamanını vererek, yapman gerek başka önemli işlerden fedakarlıklarda bulunupta,  yapabileceğin güzel bir işin zamanından çalarak veya üretebileceğin bir andan çalıp, üretmeyen bir insanın kazancından para vererek sana değer vermesini isteme. Hayatın gerçekleriyle beraber seni anlayabilen insan sana değer versin. Bu anlamda seçici olmak gerekir."

            Fotoğrafta olduğu gibi başarının altında yatan bu. Bakmakla görmek arasındaki fark. Bir insan hayatın içerisine dair olayları, bakarken göremiyorsa, onu yorumlayamıyorsa, oradan iyi bir fotoğrafçı çıkması zor.  Çünkü ayrıntıyı yakalıyamıyor.  Abimin ilkesi; kendi mesleğimde hasta geldiği zaman radyolojik sonuçlara göre, hastanın yakınmalarını, muayensini harmanlıyamıyorsam , hastanın ameliyattan önce ve sonraki sonuçlarını karşılaştıramıyorsam hangi başarıdan bahsedebiliriz. Orada da bakmakla görmek arasında fark var. Bütün işlerinizde detayları görüp, bu farkı kavradığınız zaman siz bir adım öne geçeceksiniz. Şans bir , bilemediniz iki defa gelir karşınıza. Kullanabilirseniz.

gazete-5.gif

            Evet, ARKA PLAN'da baktığımız zaman tüm akademik çalışma ve kariyeri boyunca, arkasında herhangi bir dayı olmayan bir insandı abim Prof. Dr. Orhan ŞEN. Görünen o ki hep kadim dostları olmuş. Belirli bir şeyleri kaybettiğinizde yanınızda bulunan insan sayısı 3-5 kişiyi geçmez demiştim. Onlarla beraber akılı paylaşmış hep. Dağa küsülmüş haberi olmamış misali yapmamış. Doğru hangisiyi hep konuşarak,  tartışarak, kaçmadan, gizlenmeden başarı elde etmiş.  İşini dört dörtlük yapıp, hakkını vermiş. Görüyoruz ki başarı onu bulmuş. Sektörün önemi var mı. Yeter ki fırsatları iyi değerlendirelim. Abimin yaşadığı birçok şey acı vermiş, ama o acılar onu hep güçlendirmiş. Çünkü onlardan ders çıkarmayı bilmiş. O acıların sayesinde kendisini korumayı öğrenmiş. Ama o olaylardan sadece acı duyup, ders çıkarmasaydı inanıyorum ki, aynı olaylar yine gelip onu bulurdu.  Tüm akademisyenlere örnek olacak şekliyle, kendi yaşayıp ve doğduğu şehirde, akademik ünvanını elde edemiyorsa, Ona o şansı veren Karabük Üniversitesine, her hafta kendi cebinden ödeyip, Ankara'ya kadar uçakla, oradan Karabük'e araç kiralayıp, öğrencilerine ders anlatıp, bunu da büyük bir keyifle yapıyorsa,..  Ünvan mı? tarifi varmıdır ki bu kadar aklı,onuru, şerefi  ve bileğinin hakkıyla almaya uyan. Dolayısıyla insanların akademik ünvanlarının belirli bir yerleri tutmuş insanların iki dudağının arasında olmamalı  gerçeği ortaya çıkıp, olsa da bunun arka planda nasıl yok edildiği görülüyor. Yazı yayınları  tam, akademik çalışmalar tam, yetkinliği tam, bunu birileri görüp değerlendirip, kabul etmişse, bedelide varsa, birilerine muhtaç olmamak adına o bedeli ödeyip ünvanının sahibi olmuş. İlkeli duruşunu hukuk çerçevesinde sergileyip, beklemediği insanlardan gördüğü acılarla harmanlanıp ders çıkarmış. Tecrübelerini hep böyle yorumladı. 2 yıl olan normal süresini doldurmasına rağmen, halen Karabük yollarında. Neden mi?  yine bir farklı erdem. Akademik kadro eksik, taki akademik kadro kurulur o zaman dönerim diyor her sorduğumda...  Bayrağı sağlam teslim edene kadar gidip geleceğiz Niyazi. Biz işimizi gördük dersek, bize yakışmaz. Biz, bize fırsat sunanları, bize kıymet verenleri, saygı ve sevgiyle selamlayıp işimizi dört dörtlük yaparak onurlandırmalıyız. Bırakarak değil. Sabır, sadece sabır sevgili dostlar...

            Sevgili dostlar bütün bir iş yaşamında, beraber iş yapmaya çıktığınız insanların başarı öyküsüne bir bakın. Ne başarmış? Gerçek başarı öyküsü olmayan bir insan ki, buradaki başarıdan kastımız, oldukça yüksek rakamlarda maddi ve manevi başarıdan bahsetmiyoruz. Ayaklarının üzerinde duran her insan başarmış demektir. Mevcut şartlar içerisinde kendi imkanları dahilinde, hayatını o bulunduğu ortama göre en iyi şekilde devam ettiren başarmış demektir.  Bunun içindir ki otobiyografiler yazılıp, tecrübeler paylaşılmıştır. ARKA PLAN bilindiği zaman gerçek başarı beraberinde gelecektir. Atölye eğitimlerimizin başında Orhan abimin yakaladığı bir detay, atölyemiz kurulurken, bildiğim bir gerçek var. Hayatın kendisinin Arka Planını anlatmak istiyorum demiştin. Hayatın kendisini Arka Planını anlatırken, tek bir fotoğraf karesinden yola çıkarak, o karede eğer kendinin arka planı sağlamsa, mesajı net olarak verebilirsiniz. İyi bir kompozisyon çıkar ordan.  İşte bizim şu an bulunduğumuz noktanın Arka Planıda tam olarak bu. Ve o Arka Plan içerisinde sevgi, saygı, hoşgörü, iş disiplini, planlı olma, insanlarla kavga etmeden, gereksiz yere zamanınız ve cebinizden vermeden, diyalog kurarak, birlikte çalışarak, birlikte yaşayarak, ötekileştirip, kin ve nefret tutmadan başarıya giden yolda yürümek...

gazete-6-kesin-olacak.gif

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Van'da hain saldırı: 6 asker şehit24 Mayıs 2016 Salı 20:49
  • Anadolu Lisesi'nden sergi23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:32
  • Kadın hurafeler ve gerçekler19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlıkları referanduma götürür mü?18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:54
  • Adana Sedat Memili’ye borçlu18 Mayıs 2016 Çarşamba 09:00
  • Kaçak tur ve rehber denetimi11 Mayıs 2016 Çarşamba 16:01
  • Adana'da elektrik kesintisi08 Mayıs 2016 Pazar 19:00
  • Akyürek'in kızı dünya evine girdi03 Mayıs 2016 Salı 11:08
  • Kadın ve yaşam sayfası02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
  • Kızılay'a kan bağışı otobüsü26 Nisan 2016 Salı 16:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim