• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Osmanlıca Türk Kültürünün Bir Parçasıdır.

18.12.2014 08:00
Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

 

         Osmanlıca denilen şey Osmanlı Türkçesi'dir. Bugün Çağatay Türkçesi'ne

Kazakça denildiği gibi Osmanlı Dönemi Türkçesine de Osmanlı Türkçesi veya  daha yaygın şekliyle Osmanlıca denilmektedir.

Osmanlıca denildiğinde  bunu ayrı bir dil olarak anlayanlar varsa bu onların bir yanlışıdır. Ortada yanlış olmayan şey ise 1000 yıllık Türk tarihinin Osmanlı alfabesi ile yazılmış olduğudur.

Osmanlıca temelde Türkçe’dir.  Batı Türkçesidir. Karahanlılar, Selçuklular, Osmanlılar bu alfabeyi kullanmışlardır. Atatürk de, İnönü de hatta Kenan Evren de bu alfabe ile okumayı öğrenmişlerdir.

1928 yılında yapılan harf devrimi gerekli olmasına rağmen acele alınmış bir karardı. Yeteri kadar ön hazırlığı yapılmamıştı. Harf devriminden  sonra bazı kraldan fazla kralcı kişiler çıkarak "Eski Harflerle" yazılmış her şeyi yok etmeye çalıştılar. Bazı binaların kitabelerinin, mahkeme sicillerinin bile bundan nasibini aldığı söylenir. Bunlar yanlıştı. Bugün de sanki aynı yanlış bir başka şekilde devam ettirilmeye çalışılıyor. Yeterli ön hazırlık yapılmadan bu şekilde büyük işlere girişilmesi faydadan çok zarar getirebilir. Gereksiz tartışmalar başlatabilir.

Her şeyden önce bu girişimin gerekçeleri halka ve aydınlara iyi anlatılmalıdır. Bir lise öğrencisinin aldığı temel Osmanlıca ile mezar taşı okuyabileceği düşünülüyorsa bunu düşünenler hayal kırıklığı yaşayacaklardır. Ancak Ömer Seyfeddin, Halide Edip gibi yazarlarımızı, Atatürk , İnönü, Kȃzım Karabekir gibi devlet adamlarımızı kendi kalemlerinden belki okuyabilirler. Atatürk'ün 1928'de yapmış olduğu Büyük Nutuk'u  anlayabilirler.

 Biz de OTAM (Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü ) olarak yıllardan beri Osmanlıca Kursları düzenliyoruz. Pek çok meslekten insanlar gelip bu kurslara katılıyor. Hem de ücret ödeyerek bu eğitimi alıyorlar. Bunu bir ihtiyaç olarak gören lise öğrencilerinin de bu dersi almaları yararlı olacaktır. Ancak zorunlu yapılmasının şu aşamada yararlı olacağını sanmıyorum. Sosyal Bilimler Liselerinin ayrı bir konumu var. Onlarda zorunlu olması anlaşılabilir bir şey. Ancak normal liselerde şu anda bu uygulanamaz.

Öncelikle Osmanlıca derslerini verecek öğretmenlerin yetiştirilmesi gerekir. Edebiyat mezunlarının Osmanlıca öğretmenliği için tek kaynak olarak gösterilmesi de yanlıştır. İşin bir ayağı edebiyat ise bir ayağı da tarihtir. Bu bakımdan Üniversitede 3-4 yıl Osmanlıca dersi okumakta olan tarih mezunlarının bu işin dışında tutulmaya çalışılması anlaşılır bir şey değildir.

Bugünkü programlarda ele alınan konu sadece eski harfli belgelerin okunmasına yönelik. Farklı yazı türleri "el yazısı" ile ilgili bir mesele. Şu aşamada böyle bir şey söz konusu görünmüyor. Okunması ve öğretilmesi istenilen sadece matbaalarda yazılmış eski harfli kitap ve belgeler. Veya ben öyle biliyorum. El yazısına girilebileceğini sanmıyorum.

Osmanlıca Dersleri’nin liselerde okutulmasına karşı çıkanlardan bir kısmı maalesef bu konuda hiçbir “bilgisi ve ilgisi” olmayan kimseler. Efendim, lise öğrencisi Osmanlıca’yı öğrenecek de ne olacak? Bu dili kiminle konuşacak? şeklinde  düz mantıkla fikir yürütüyorlar.  Avrupalılar yıllardan beri çocuklarına Latince öğretiyorlar. Niçin? Bugün bu dili konuşan bir millet mi var? Ama Avrupa kültürünün ortak dili Latince. Bunun için Latince okuyorlar, okutuyorlar. Bizim de ortak kültürümüzün dili Osmanlıca. O olmadan biz bugünkü Türkçemizi bile anlayamıyoruz. Doğru ifade edemiyoruz. Doğru telaffuz edemiyoruz. Artık çocuklarımız 300-500 kelime ile konuşur hale geldiler. Oysa ki Osmanlıca sözlüklerde 100.000 kelime var. Spiker hanım askerlere “resmî geçit” yaptırıyor. Doğrusu tabii ki resm-i geçit, yani geçit töreni.  Mecliste milletvekilimiz “muhattab almam” diyor. Aslında “muhâtab almam” demek istiyor. Bugün "sehpa" diyoruz. Öğrenci bunun anlamının "Üç ayak" olduğunu bilebilir.  Çarşamba'nın aslında "Çehar-şenbe" den bozulduğunu "4. gün" demek olduğunu öğrenebilir. Ben iyi yönetilirse bu girişimin öğrencilerin görüş ufkunu genişletebileceğine inanıyorum.

İşte size XIX. Yüzyılın ikinci yarısında yazılmış bir tarih kitabından bir cümle: Kaptan-ı Derya Gazi Hayreddin Paşa’nın Kanunî’ye sunduğu hediyeleri anlatıyor:

“Çünki mukaddemleri bir cânibe serdâr olarak gönderilen vüzerâ ü ümerâ fütûhâtları ganâyiminden olmak üzere pâdişâh-ı ‘asra hediyye takdîm etmek kā‘ide-i devletden olub hattâ Kapudân-ı Deryâ Gâzî Hayre’d-dîn Paşa bir def‘a sefer ‘avdetinde omuzlarında birer pestal çuka ile iki bin esîr ve kezâlik omuzlarında birer kise akçe ile iki yüz gulâm ve ellerinde gümüş tepsi içinde atlas kiseler ile biner altunu hâmil def‘a yüz gulâm ve yine ellerinde altun tepsiler içinde incü ve mercan tesbîhler ve gerdânlıklar ve altun kadehler ve sâ‘ir eşyâ-yı nefîseyi şâmil iki yüz câriye takdîm eylemiş idi”.

Bunu hiç olmazsa  Latin alfabesinden okuduğumuzda anlayabilelim. Kötü mü olur?

Bir de şunu eklemek istiyorum. Bu girişim harf devrimine karşı bir hareket olarak görülmemelidir. Artık Türk alfabesi Latin alfabesidir. Hiçbir şekilde Arap alfabesine de dönemeyiz, Göktürk alfabesine de. Bundan başka bir şey olamaz.

Osmanlıca Dersleri, 1000 yıllık kültürümüzü daha iyi anlama çabası olarak görüldüğünde Türk toplumu için daha yararlı olacaktır.

 

Prof. Dr. Yılmaz KURT

E.mail: ykurt@ankara.edu.tr

E.mail, Facebook, Twetter :  yilmazkurt2002@yahoo.com

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim