- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Osmanlıca Üzerinden Şahsiyet Üretmek

Aziz Terzi / Yazar
İnsanın şahsiyeti, akliyetten/düşünme tarzından ve nefsiyetten/ameli yönden ibarettir. Yüz şeklinin, fiziksel görünümünün veya bunların dışındakilerin şahsiyet ile alâkası yoktur. Bu faktörlerin şahsiyetten bir parça olduğunu veya şahsiyete etki ettiğini düşünmek ise yüzeysellikten başka bir şey olmasa gerek.
Akliyet/Düşünme tarzı; İnsanın, eşyayı düşünmede ve îman ettiği belirli bir bakış açısına göre vâkıa hakkında sonuç çıkarmada esas olan keyfiyettir. Ne zaman ki insanın eşyayı düşünmesi ve vâkıa hakkında hükümler çıkarması tamamen İslâmî Akîde üzerine kurulu olur, işte o zaman o kişi İslâmî Akliyete sahip olur. Eğer bu şekilde olmazsa, o zaman başka bir şeyin akliyetine sahip olur.
Nefsiyet/Ameli Yön; İnsanın içgüdülerinin ve organik ihtiyaçlarının giderilmesinde/tatmininde, îman ettiği belirli bir bakış açısına göre giderilmesidir. İşte, insanın içgüdü ve organik ihtiyaçlarını gidermesi tamamen İslâmî Akide üzerine kurulu olursa o zaman insan İslâmî Nefsiyete sahip olur. Eğer bu şekilde olmazsa, o zaman başka bir şeyin nefsiyetine sahip olur.
Ne zaman insanın akliyeti ve nefsiyeti için tek bir kaide olursa, onun şahsiyeti seçkin bir şahsiyet olur. Eğer insanın akliyetinin ve nefsiyetinin esası İslâmî Akîde ise onun şahsiyeti İslâmî olur. Buna göre insan, İslam’a göre eşya ve fiiller hakkında doğru yargılara sahip olabildiği, hükümleri kavrayabildiği, helâl ve haramı anlayabildiği, fikirde ve uyanıklıkta olgunluğa eriştiği ve böylece güçlü ve etkileyici bir konuşmayla konuşabildiği ve sağlıklı bir tahlille hâdiseleri tahlil edebildiği akliyetinin tek başına İslâmî olması yetmez. Bununla birlikte içgüdü ve organik ihtiyaçlarını giderdiği nefsiyetinin de İslami olması gereklidir. Namaz kılar, oruç tutar, kendisini temizler ve hac eder, helâli alır ve haramdan kaçınır. Allah’ın kendisinden olmasını istediği gibi olmaya çabalar. Kendisine emrettiği farzlarla O’na yaklaşır ve Allah Subhânehu’ya olan yakınlığını daha da artırmak üzere nafileleri işlemeye hırslı olur. Olaylar karşısında, iyiliği emredip kötülükten sakındırarak sadık ve muhlis davranışlarla tavır alır. Allah için sever ve Allah için buğz eder. İnsanlara güzel bir ahlâk ile davranır. İşte o zaman şahsiyet tamamlanmış olur.
İnsanın, İslâmî bir akliyete sahip olmaksızın yalnızca İslâmî bir nefsiyete sahip olması da doğru değildir. Allah’a cehaletle ibadet etmek insanı doğru çizgiden saptırır. Dolayısıyla oruç tutulması haram olan bir günde oruç tutabilir, mekruh olan bir vakitte namaz kılabilir. Kötü bir iş yapan kimseyi gördüğünde onu muhasebe edip yaptığı bu kötü işten onu sakındıracağına Lâ Havle ve Lâ Kuvvete illâ Billâh diyerek geçiştirebilir. Fâiz ile uğraşabilir, ama sonra bunu, günah bataklığında bulunuyor iken kendisini Allah’a yaklaştırır zannıyla sadaka olarak hayra harcayabilir. Diğer bir ifadeyle, iyi bir şey yaptığını düşünürken kötü bir iş yapar. Allah’ın adını anarak haram kılınan kanı akıtabilir. İşte o zaman Allah Subhânehu ve Resulünün emrettiği yola aykırı bir biçimde içgüdü ve organik ihtiyaçlarını gidermiş olur.
Akliyet İslâmî olmadıkça şahsiyet yine tamamlanmaz. Dolayısıyla kendisini bağlayıcı olan hükümleri bilmeli ve İslami bilgisini olabildiğince artırmalıdır. Aynı zamanda sadece bilmekle kalmayıp gereğince hareket edeceği İslâmî bir nefsiyete de sahip olmalıdır. İster Rabbine yönelirken ister kendisiyle ilgili bir karar verirken isterse diğer insanlarla olan alakalarında olsun tüm meselelerde bu hükümleri Allah’ın seveceği ve razı olacağı bir şekilde uygulamalıdır.
Böylece insan akliyetini ve nefsiyetini İslam’a göre düzenlediğinde, İslâmî bir şahsiyete sahip olduğu söylenebilir. Fakat bu, birtakım davranış bozuklukları olmayacağı anlamına gelmez. İstisna olarak kaldığı ve asıl haline gelmediği sürece bunlar şahsiyete etki etmezler. Bu, insanın melek olmamasından dolayıdır. Bilakis insan hata yapar, mağfiret diler, tövbe eder, pişman olur ve merhameti ve hidayeti için Allah’a hamd ederek kendisini düzeltir.
Üstelik Müslüman, akliyetini geliştirmek için İslâmî kültürünü artırırken nefsiyetini kuvvetlendirmek için de taatlerini çoğaltır. Yalnızca bulunduğu seviyede sabit kalmaz, aksine yükseklerin yükseğine tırmanışını sürdürür. Ona ne dünyaya tapanların sıfatları ne hind çilekeşliği ne de dünyadan elini eteğini çeken kimsenin hali etki edebilir. Müslüman liderliği ve fakihliği bir arada bulundurur. O güçlü olduğu zaman mütevazidir. Hayatını hakkıyla idare eder ve bir mü’min olarak ahireti için dünyayı imar eder. O, mihrabın dostu, aynı zamanda hayatın tam ortasında, mücadele eden Allah-u Teâlâ’nın bir kuludur.
Tüm bunlardan bahsetmenin elbette bir nedeni var. Son günlerin yeni polemiği! Osmanlıca tartışmaları. İslam’ı kendisi için referans olarak görmeyen laik / seküler cenah için Osmanlıcanın yaptığını çağrışımları, neden karşı bir duruş sergilediklerini hangi devrimci dürtülerle konuştuklarını, içlerine düşen endişe ve korkunun elbette farkındayım. Ama benim dikkat çekmek istediğim nokta ise bizim mahallenin sakinlerinin! Osmanlıca üzerinden oluşturdukları İslami şahsiyet güzellemeleri olacak. İşte tam da bu yüzden İslami şahsiyet ve onun dinamiklerinden neyin kastedildiğini bilmek, daha doğru bir duruş sergilememize yardımcı olacaktır.
Ayrıca Graham Fuller’in Yeni Türkiye Cumhuriyeti kitabında aktardığı bir tespiti sizlerle paylamak isterim;
“ Türkiye’deki Müslümanlar hiçbir dönemde Ak Parti dönemindeki kadar sekülerleşmemiştir.”
İsterseniz o kadar uzaklara gitmeyelim, başınızı kaldırın ve bakın, Müslümanların giyimlerine, konuşmalarına, amellerine en önemlisi yönelişlerine bakın, bakalım ne göreceksiniz?
“ …. belki düşünürsünüz. ” Zariyat-49
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terör ve İslami Beldelerdeki Terörizm Üzerine25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Oryantalist Bir Yaklaşım; Hadis ve Sünnet İnkârcılığı22 Ocak 2016 Cuma 06:00
- Bir Sonraki Dönemi Görebilmek13 Kasım 2015 Cuma 06:00
- Makyavelizm ve İslamcılık11 Eylül 2015 Cuma 06:00
- Yeni süreç, roller ve Ak Parti07 Temmuz 2015 Salı 08:55
- İslam ümmetinin stratejik vizyonu01 Temmuz 2015 Çarşamba 08:48
- İslam akidesinin özelliği üzerine bir bakış30 Mayıs 2015 Cumartesi 09:17
- Değişen Batı Öykünmeciliği ve Neo-Aydınlarımız!08 Mayıs 2015 Cuma 06:03
- Kelime-i Tevhid ve Biz Müslümanlar10 Nisan 2015 Cuma 06:42
- 5. Yılında Suriye Devrimi ve Çanakkale20 Mart 2015 Cuma 06:43
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












