- BIST 77.779
- Altın 127,998
- Dolar 2,9850
- Euro 3,3066
- Adana : 28 °C
- İzmir : 25 °C
- Ankara : 21 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Osmanlıda Meclis-i umumi

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Her toplum sorunlarla birlikte gelişmektedir. Sorunları çözebilenler ilerlemekte ve bocalayanlar geride kalmakta, halk mağdur olmaktadır. Her sorunun bir başlangıcı ve çıkış noktası vardır. Olumlu gelişmelerde bunlar destek olurken, olumsuz gelişmelerde köstek olmaktadır.
Osmanlıdaki Meşruti yönetim deneyimleri, bugünkü siyasal geleneğimizin temelini oluşturmaktadır. Cumhuriyet tarihimizin Osmanlı geleneği üzerinde geliştiğini unutmamak gerekir. Dolayısıyla siyasi gelenek karışıktır, zorbadır, merkeziyetçi ve tahammülsüzdür. Fikirlerden çok kişisel içeriklidir ve menfaat-yarışma noktasındadır. İktidara gelen nadiren terk etmekte olduğundan, zora ve emrivakiye dayalı yöntemler daima revaçtadır. Darbeler, seçimlerin iptali, parlamentonun iptali/kapatılması, mutlakıyet haklarının korunması ve sonra bunların sınırlandırılması mücadelesi vardır. Jurnal, sabotaj, baskı, rüşvet geçer akçelerdir.
Aslında bu konunun işlenmesi, güncel birçok anormalliklerin kaynağına da götürmektedir. Meşrutiyet düzeni, dönemi, olayları, kurumları incelenmiş[1] ve fakat gündeme çıkmamıştır.
Günümüzde siyasetin şerit değiştirmesi ve dalgalanması, baskının varlığı ve özgürlüklerin kısıtlanması, AKP'nin belirlediği hedeflerin gerisine düşmesi, "Tek Adam" yönetiminin gerçekleşmeye varması, Meşrutiyet yönetimini incelemeyi gerekli kıldı.
*
İlk Osmanlı Parlamentosu[2] “Meclis-i Umumi (Genel Meclis) adı altında ve iki dereceli meclis olarak, 20 Mart 1877 tarihinde çalışmalarına başladı.
1876 Anayasa’sına göre Osmanlı Parlamentosu Ayan ve Meclis-i Mebusan adında iki Meclisten oluşmaktadır.
Genel Meclis[3]in çalışmaya başlamasından kısa bir süre sonra 23 Nisan 1877’de Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Savaş sırasında, millet temsilcilerinin hükümeti eleştirmeleri ve sert çıkışları karşısında, Heyet-i Mebusan 28 Haziran 1877’de padişahça dağıtıldı.
Ardından yapılan seçimler sonucu 13 Aralık 1877’de, Türk tarihinin ikinci millet temsilcileri meclisi toplandı. Ancak, Rus savaşının kötü bir şekilde gelişmesi üzerine, bu yeni Meclis de 14 Şubat 1878’de padişah tarafından tekrar dağıtıldı.
1877-1878 tarihleri arasında yaşanan Türk-Rus savaşında (93 Harbi) Meclis, hükümet icraatını ve savaşın yönetimini görüşmeye başladı.
Eleştirilerin kendisine kadar uzamasından tedirgin olan padişah II. Abdülhamit, 14 Şubat 1878 tarihinde Meclis-i Mebusan’ı anayasanın 7. maddesinde kendisine tanınan yetkiye dayanarak ve Ayan Meclisi aldığı karar ile süresiz olarak tatil etmiştir.
30 yıl süren tatil sonunda hayatta kalan iki Âyan üyesi 1908'de toplanan meclise dahil edilmiştir.
Dönemin padişahı olan II. Abdülhamit 1878’den 1908 yılına kadar Meclis’i toplamadan ülkeyi idare etti.
1908 yılı başlarında giderek artan dış gelişmeler ve son derece şiddetlenen aydınlar muhalefeti nedeniyle, Meclis-i Umumi’yi 23 Temmuz 1908’de toplantıya çağırmak zorunda kaldı.
Böylece, II. Meşrutiyet dönemi başlamış oldu. Aynı zamanda Anayasanın yeniden uygulamaya konduğu bu dönem, Türk siyasi hayatında “Özgürlükçüler Partisi” (Ahrar Fırkası) dönemi olarak da anılmaktadır.
1876 Anayasası, 1909, 1912, 1914, 1916 yıllarında sekiz kez değiştirildi. Bu yolla 1876 Anayasasının yapısı çoğu kez önemli değişikliklere uğradı. İttihat ve Terakki Partisi’nin katıldığı seçimlerde çoğunluğu sağladı ve seçimleri kazandı. İttihat ve Terakki 4 Aralık 1908’de 3. Meclis-i Mebusan’ı açtı.
Bu parlamento, 31 Mart Olayı ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi sonrasında Mayıs 1909’da Anayasa üzerinde değişiklik yaparak padişahın ve Ayan Meclisi’nin yetkilerini daralttı, kendi yetkilerini arttırdı. Değişiklikler sonucunda, padişahın zararlı faaliyetleri iddiasıyla vatandaşları yurtdışına sürgün etme hakkı kaldırıldı. Basın özgürlüğü genişletildi ve sansür yasağı kaldırıldı.
Vatandaşlara toplantı ve dernek kurma özgürlükleri tanındı. Artık siyasi partiler de kurulabilecekti. Ayrıca, hükümet Meclis’e karşı sorumlu tutulmuştu. Padişahın dilediği zaman Meclis’i dağıtması hükmü sıkı kayıtlar altına alındı. Gensoru kurumu yerleşti. Padişahın yasama yetkisine belli sınırlar getirildi. Meclis üyelerine doğrudan doğruya kanun teklifi verme hakkı tanındı. Meclis Başkanını, padişah müdahalesi olmadan Meclisin seçmesi kabul edildi.
Bir padişah tahta çıktığı zaman, Meclis-i Umumi önünde Anayasa hükümlerine uymaya ve millete sadakat yemini edecekti. 1909 yılında yapılan bu anayasal değişikliklerin getirdiği demokratik parlamenter sistem, iç ve dış olaylar nedeniyle uzun süre yaşayamadı.
Yıpratıcı bir siyasal müdahale ortamına, 1911’deki Trablusgarp Savaşı ve Ekim 1912’de başlayan Balkan Savaşlarının acılı günleri de eklenince, 1914 ve 1916 yıllarında Anayasada yapılan değişikliklerle Meclis’i dağıtma yetkisi aşama aşama artırıldı.
Ayrıca, en güçlü parti durumunda bulunan “İttihat ve Terakki”nin tek parti diktatörlüğü, demokratik gelişmenin önünü tıkayan önemli nedenlerden biri oldu. İttihat ve Terakki 23 Ocak 1913’teki Bab-ı Ali Baskını ile iktidarı ele geçirdi.
Balkan Savaşları’nın 1913 sonbaharında yapılan antlaşmalarla sona ermesinden bir yıl sonra Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşına katılmak sorunda kaldı. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nin savaşa sokan da bu Alman taraftarı partidir.
Bu şartlarda tek parti düzeninde 1914’te seçime gidildi ve 5. Meclis-i Mebusan vekilliklerinin tamamını İttihat ve Terakki elde etti. Bu parlamento I. Dünya Savaşı boyunca bu haliyle faaliyetlerde bulundu. Savaşın bitim yılında, 3 Temmuz 1918’de VI. Mehmet (Vahdettin) Osmanlı Devleti’nin son padişahı olarak tahta geçti. Birinci Dünya Savaşı yenilgiyle sonuçlandı.
30 Ekim 1018 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra da Padişah VI. Mehmet, 21 Aralık 1918’de Meclis-i Mebusan’ı dağıttı. Padişah Meclis-i Mebusan’ı 12 Ocak 1920’de yeniden toplantıya çağırdı. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali üzerine, genel meclis, işgal güçlerinin baskısıyla 11 Nisan 1920’de resmen kapatıldı.
(Mondros Mütarekesinin geçerliliği için Meclis-i Mebusan tarafından onaylanması gerekiyordu. Fakat imzalanan antlaşma, genel hükümleriyle tam bir işgal antlaşması niteliği taşıdığı için vekiller tarafından reddedilmiş ve bu durum işgalci güçlerin hiç hoşuna gitmemiştir.)
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından Osmanlı Devleti resmen geçerliliğini yitirmiş ve Anadolu’nun dört bir yanından seçilerek Ankara’ya gelen vekillerle 23 Nisan 1920’de Ankara’da “Büyük Millet Meclisi” (BMM) faaliyetlerine başlamıştır.
*
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












