- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
“Osmanlılarda Yurtluk ve Ocaklık Sistemi”

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
Osmanlılar XVI. Yüzyılda yeni kazanılan bazı topraklarda yurtluk ve ocaklık sistemi adıyla farklı bir yönetim sistemi uygulamışlardı.
Özellikle Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran zaferinden sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da uygulamış olduğu bu sistem Osmanlı timar sisteminin değişik bir şeklidir.
Yurtluk ve ocaklık sistemi sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da değil Çukurova ve Bosna’da da uygulanmıştır.
1501 yılında Şah İsmail, Şii inançları üzerine yükselen Safevi devletini kurdu ve Doğu Anadolu'da genişlemeye başladı. Çoğunluğu Sünnî/ Şafii mezhebine mensup olan Doğu Anadolu halkı Şah İsmail zamanında büyük baskı ve zulüm gördü. 1514 yılında Şah İsmail'in Yavuz Sultan Selim'e Çaldıran ovasında yenilmesi Doğu Anadolu halkı için bir umut oldu. Heştbehişt isimli ünlü tarih kitabının yazarı Bitlisli İdrisî Osmanlı Padişahından aldığı boş beratları istediği isme doldurarak yörenin ileri gelen beylerine dağıttı. Bu şekilde Osmanlılar Doğu Anadolu'da kan dökmeden hâkimiyetlerini kurmuş oldular. Artuklular, Ahlatşahlar, Danişmendoğulları’ndan sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaklaşık 500 yıl sonra Türk birliği yeniden sağlanmış olmaktaydı.
Osmanlı'nın uyguladığı sihirli formül yurtluk ve ocaklık idi. Çoğunluğu Kürt asıllı olan yerli beylerin bu topraklar üzerindeki yönetim hakkı Osmanlı tarafından belirli şartla kabul edilmekteydi. Bunlardan Bitlis, Eğil, Genç, Palu, Cezire (Cizre), Hakkâri, Hazro (Hazzo), Tercil gibi sancaklar en geniş muafiyete sahip yönetim şekli olan "hükümet" sancaklar olarak veriliyordu. Bu sancaklarda Osmanlı tahrir eminleri (ilyazıcıları) girip arazi ve nüfus tahriri yapamıyor, yeni gelir kaynaklarının ortaya çıkıp-çıkmadığını araştıramıyorlardı.
Hükümetlik sancakları yöneten beyler, her yıl devlete belli bir miktarda vergi vermek ve savaş çıktığında belli sayıda askerle beylerbeyinin bayrağı altında sefere gitmekle yükümlüydüler. Bu kişiler ecelleriyle ölecek veya herhangi bir suçtan dolayı asılacak olurlarsa hükümetleri oğluna veya kardeşlerinden birisine verilmekteydi. Ancak bu ailenin nesli kesilirse o zaman devlet istediği bir kimseyi buraya tayin edebilirdi.
Bu sancaklarda genel olarak kapıkulu askeri ve devlet görevlisi bulunmuyorsa da yargılamanın ne şekilde işlediği konusu pek de açık değildir. Köy odalarında toplanan ihtiyarlar divanının pek çok hukuki meseleyi, kadıya hacet kalmaksızın çözüme kavuşturduğunu prensip olarak kabul etmek gerekir. Miras paylaşımı, evlilik akdi, boşanma davaları vs. davalar için kadıya gitmek zaten pek de pratik bir yol olarak görülmüyordu. Zorlu kış şartlarının hüküm sürdüğü Doğu Anadolu topraklarında adli sorunların kendi aşiret yapısı içerisinde çözüme kavuşturulması bir tür zorunluluktu.
Bitlis Hâkimi Şeref Han olayında olduğu gibi devlet İran tehdidi karşısında bu kişileri kendi safında tutabilmek için gerekli fedakârlıkları yapmaktan da kaçınmıyordu. Bu sancaklar hem sınıra yakın bölgelerdeydi, hem de yazılması ve gezilmesi güç olan sancaklardı. Osmanlılar Rumeli fetihlerinde sınır sancaklarını Gazi Evrenos Bey, Turahan Bey, Mihaloğlu gibi akıncı beylere mülk olarak veriyor ve bunlar da çoğu zaman bu toprakları vakfa dönüştürüyorlardı. Böylece bu akıncı komutanlar sınırda doğrudan doğruya kendi öz mülklerini korumak için gece gündüz çalışmak zorunda kalıyorlardı.
Adana sancağının Yurtluk ve ocaklık statüsü 1608 yılında Pir Mansur Bey'in kendi isteği ile! kaldırılmış olduğundan Ramazanoğulları sülâlesi bütün haklarını kaybetmiş sayıldılar ve Doğu Anadolu'da Yurtluk ve ocaklık sahiplerine veya yasal mirasçılarına aylık bağlandığı halde bunlara maaş bağlanmasına gerek duyulmadı.
Bu maaş bağlama işi biraz da İslâmiyetin ilk yıllarında görülen müellefetü'l-kulûb uygulamasını hatırlatmaktadır. Günümüzdeki köy koruculuğunu da -her ne kadar hizmet alımı şeklinde görünse de- yine bu kapsamda düşünmemiz için oldukça fazla sebep bulunmaktadır.
Doğu Anadolu'da Uzun Hasanla başlayan, Şah İsmail'le devam eden nüfüz mücadelesinde halkı yanına çekmenin en etkin yolu halkın liderlerini ve kanaat önderlerini kazanmaktı. Bu yüzden Osmanlı hem siyaseten bölgenin hâkimi olan ağalara ve beylere; hem de halkın saygı duyduğu şeyhlere ve dedelere gereken ihtimamı göstermekten uzak kalmadı.
XVI. Yüzyılda başlayan Yurtluk ve ocaklık uygulaması Tanzimat dönemine kadar devam etti. Tanzimat döneminde Yurtluk ve ocaklık köylere devlet el koyarak bunların sahiplerine maaş bağladı. 1851 yılında Çıldır sancağında 35 kişinin Yurtluk ve ocaklıklarına el konulmuş ve kendilerine aylık toplam 10.567 kuruş maaş bağlanmıştı[1]. Çıldır, Hakkâri, Muş, Hizan ve Bayezid sancaklarında isimleri tespit edilebilen bazı beylere yurtluk ve ocaklık karşılığında bağlanan maaşlar toplamı aylık olarak 500.000 kuruşun üzerinde idi[2].
Maaşa hak kazanan kişi öldüğünde bu maaş miras olarak çocuklarına kalıyordu ve bu durum 1894'de değiştirilmek istenilmişse de başarılı olunamamış ve İmparatorluğun sonuna kadar devam etmiştir.
Cumhuriyet döneminde belediye başkanlarına verilen yetkiler de Türk siyasilerince bir tür “özyönetim” olarak değerlendirilmiştir. Özal döneminde çıkarılan belediyeler yasası ile belediye başkanlarına verilen bu yetkiler daha da genişletilmiş, belediye başkanları Ankara’ya daha az bağımlı hale getirilmiştir.
Bugün bazı ilçelerde belediye başkanlarının “özyönetim” uygulamaya kalkması silahlı başkaldırının bir devamı olarak görülmektedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












