• BIST 77.779
  • Altın 128,079
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 29 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Ankara : 26 °C

Özyönetim: tanım,yorum ve ilanı

08.10.2015 07:15
Özyönetim: tanım,yorum ve ilanı
Dr.Ömer Uluçay yazdı

Ağustos 2015 tarihinden beri Türkiye'de ve özellikle Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde önemli olaylar olmaktadır. Türkiye'de Merkezi Basın bunlara karşı duyarsız kalmakta ve kalması istenmektedir. Hal böyle olunca ancak ve maalesef ölüm olayları ile gündeme gelmektedir. Dağlıca olayındaki toplu şahadet toplumu derinden etkiledi, akabinde Iğdır'da bombalama ve ölümler oldu. Çözüm sürecinin "buzdolabına konması", inkâr edilmesinin ardından yapılan operasyonlar ve karşı eylemler Ülkeyi asayiş sorunuyla karşı karşıya getirdi. 1 Kasımda yapılması kararlaştırılmış Milletvekili Genel Seçiminin bu ortamda nasıl yapılacağı tartışma konusu olmuştur. Güvenlik ve çok kar yağacağı gibi gerekçelerle, seçim sandıklarının köylerden ilçe merkezlerine alınması YSK'ya teklif edilmektedir. Seçimlerin yapılması, güvenliği ve sonuçların kabulü tartışmalı olacaktır.

Bu gergin siyasi ve güvensizlik ortamında, Doğuda 16 Yerleşme Biriminde Kürt Hareketi tarafından "Özyönetim" ilan edilmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara karşı açıklamalar yapmış ve güvenlik güçleri operasyonlar yapmışlardır. Uzun süre önce ve yine çatışmalı bir ortamda gündem olan Özyönetim, gereğince tartışılıp değerlendirilmedi. Bu seferki açıklamalar da yine çatışma ortamında oldu ve ilçelerde kazılmış hendeklerle anılır oldu.

Bu Özyönetim, aslında bir yönetim modelidir. Parlamento bunu düzenleyebilir.

Türkiye Demokratikleşirse ve bunun getireceği değişiklikler içselleştirilirse ancak Özyönetim mümkün olacak. Böylece yetkiler ve sorumluluk çevreye geçecek ve hizmetin etkinliği ve verimliliği daha tatminkâr olacaktır. Oysaki Türkiye giderek Merkezileşmek ve Otoriterleşmek yol ve gayretindedir.

Özyönetim, tanımı, yorumlar ve ilanları, bu siyasi eylemlerin amaçları ve seyri incelendi, derlendi, değerlendirme yapıldı.

*

Çağıl Kasapoğlu ve Damla Ugantaş Özyönetim tanımı ve süreci, ilanları ile ilgili geniş bir derleme yapmış ve konunun anlaşılmasına katkı sağlamışlardır:

Güneydoğu’da “Özyönetim” ilanları Silopi'de yaşanan çatışmaların ardından toplanan Şırnak Halk Meclisi’nin açıklamasıyla (10 Ağustos 2015)  başladı.

12 Ağustos 2015 tarihindeki KCK açıklaması, süreçte bir dönüm noktası oldu:"Kürdistan halkı için öz yönetimden başka bir seçenek kalmamıştır" mesajını vermesiyle Şırnak'ın, Silopi, Nusaybin, Cizre ilçesinin ardından, Batman, Bitlis ile Hakkâri'nin Yüksekova, Muş'un Varto, Bulanık, Van'ın Erdemit, Ağrı'nın Doğubayazıt, Diyarbakır'ın Sur, Silvan, Lice, İstanbul; Gazi ve Gülsuyu Mahallelerinde(toplam 16 birim) "öz yönetim ilan edildiği" açıklandı. 

Hükümet bu açıklamalara sert tepki gösterdi.

Özyönetim tanımları:

DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, "Özerklik ve öz yönetimle kastedilen aynıdır. Bölge halkının kendisiyle ve yaşadığı coğrafyayla ilgili kararları kendisinin vermesidir. DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna: "Belediyelerimiz, seçilen belediye eş başkanlarımız, halkın belediyeleridir. Biz Ankara’dan Diyarbakır’ı, Silvan’ı yönetmeyeceğimizi söyledik. Seçilen belediye başkanlarımızın çalışmalarını yürütürken Ankara’ya göre değil, belediye başkanı oldukları yerin halkına göre hareket edeceklerini söyledik ve oy istedik. Bu halk da bu nedenle belediyelerimize oy verdi. Özyönetim dediğimiz şey yönetime ortak olmaktır.

HDP Seçim Bildirgesinde Özerklik ve Yerel Demokrasi[3]

HDP, demokratik yerel yönetimler anlayışını ilke kabul eden düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirecek, halkların kendi kendini yönetmesine imkân tanıyan, tüm Türkiye'de demokratik bir idari yapının oluşmasının zeminini oluşturacak.

HDP, yönetimde merkeziyetçiliği değil, yerel demokrasiyi esas alacak, bütün Türkiye için yerinden yönetim modelini savunacak.

Demokratik özerklik, Kürt sorununun çözümünde, Türkiye'nin demokratikleşmesinde, toplumsal barışın gerçekleşmesinde, halkların özgür ve gönüllü birliğinde önemli bir rol oynayacak.

Halkların yönetime doğrudan katılmasını sağlamak için kent, halk, mahalle, kadın, gençlik meclisleri, ekoloji meclisleri, toplumsal ağlar, platformlar gibi gerekli mekanizmaların kurulmasının önü açılacak.

Merkezin yerel üzerindeki vesayetini ortadan kaldıracak adımlar atılacak.

Vali dahil yerel yöneticilerin seçimle işbaşına gelmesi için gerekli yasal ve yapısal düzenlemeler yapılacak.

Yerel kaynakların kullanımında yerel yönetimlerin yetkileri artırılacak.

Yerellerdeki dil, kültür, inanç, hafıza ve ihtiyaç farklılıklarını gözeten çoğulcu politikalar geliştirilecek.

Türkiye'nin tamamını kapsayacak şekilde sosyal, siyasal, kültürel, ekolojik, doğal, ekonomik ve coğrafi nitelikler göz önüne alınarak bölgeler ve bölge meclisleri oluşturulacak. Yeni oluşturulacak bölge meclislerinde adem-i merkezi yönetim sistemine geçilecek.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan şerhler kaldırılacak ve ilgili ek maddeler imzalanacak.

*

HDP Mardin milletvekili Mithat Sancar ise Doğu illerinde seçimin ve çatışmasızlığın sona ermesinin ardından Kürt siyasi hareketine ve yerel yönetimlere baskının arttığı ve öz yönetimin de bu baskıyla ilintili olduğu görüşünü dile getiriyor:

"Bir bağımsızlık ilanı gibi değerlendirilmemeli. Çatışmalar başladıktan sonra yerel yönetimlere yönelik ciddi baskılar var. Her gün belediye eş başkanları gözaltına alınıyor. Araçlarına el konuluyor. Bir tür sivil itaatsizlik eylemi olarak öz yönetim çağrısı yapıyor. Öz yönetim çağrıları, belediyeleri çalıştırmayan, yöredeki insanlara güvenlik kuvvetleri dışında kamu hizmeti götürmeyen, sadece güvenlik güçleriyle var olan devlete ve politikalara karşı bir tür sivil tepki. Biri, öz yönetim talebinin daha çok gündeme taşınmasını sağlamak, ikincisi baskılara karşı ses yükseltmek. Bu iki boyut çerçevesinde değerlendirildiğinde aslında durumun demokratik siyaset ve çerçeveyi hiçbir şekilde aşmadığını görebiliriz. Asıl kötü olan, bunun şiddetli bir şekilde kriminalize edilmesi."

AKP Diyarbakır eski milletvekili Abdurrahman Kurt : "öz yönetimin bir hak, hatta insan hakkı olduğunu" savunuyor ve ekliyor. Bu çağrıların 'öz yönetim değil, bağımsızlık ilanı olduğunu,  kriminal yaklaşımların Kürtlere zarar verdiğini “söylüyor.

Emine Ayna:  'Öz yönetim, yalnızca doğu illeri için değil, Türkiye geneli için yapılan bir çağrıdır. Özyönetim çağrıları,  HDP'nin 'Türkiyelileşme' tavrına da ters düşmüyor. Ayrışma talebi yok burada, bölgenin sınırlarının çizilip ayrılması talebi yok. Kendimizle ilgili kararları kendimiz verelim. Bunu söylerken de devletten bağımsız verelim denmiyor. Yönetime ortak olunmak isteniyor. Halk bunu HDP aracılığıyla yapmak istedi ama devlet bu aracılığı kabul etmiyor. 'HDP ile olmaz, DBP ile olmaz, Türkiyelileşme ile olmaz' diyor devlet, peki neyle olur? Halk devlete 'ben seni tanımıyorum' demiyor, devlet halka 'ben senin iradeni tanımıyorum' diyor. 'İlla beni seçeceksin' deniyor, tekrar seçime gidiliyor. Ama halk iradesini HDP ile ortaya koydu. Onu kabul etmiyorsan o zaman 'ben de burada kendi irademi açığa çıkartırım' diyorlar."

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, ilk defa, 14 Temmuz 2011'de "Ortak vatan anlayışı temelinde, Kürt halkı olarak demokratik özerkliğimizi ilan ediyoruz" açıklaması yapmıştı.

Abdullah Öcalan’ın 2011 seçimleri nedeniyle ilan ettiği ateşkes, 15.Temmuz 2011 de bitmekteydi. ”Özerklik”in ilan edildiği günde,  Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde operasyona çıkmış askerler ile PKK arasında çıkan çatışmada 13 asker şehit olmuş ve 7 asker yaralanmış, 7 gerilla öldürülmüştür.

Ağustos 2015’te yapılan Özyönetim ilanlarının ardından tutuklama, ilçe merkezlerine saldırı ve ölümler, sıkıyönetim uygulaması olmuştur.

Bu son Özerklik ilanları için farklı yorumlar yapılmaktadır:

DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, Silvan saldırısının ise 'süreci sabote eden bir provokasyon' olduğu görüşünde:"O da sivil bir çağrıydı, bu da sivil bir çağrı. Fakat aynı gün Silvan'da bir provokasyon gerçekleştirdiler. Yine ateşkes süreciydi ama askeri operasyonla gerillaların olduğu bölgeye asker gönderdiler, operasyon yaptılar ve asker ölümleri açıkladılar. Bunun üzerinden süreci yine sabote ettiler. Silvan provokasyonu olmasaydı, (özerklik) çok farklı tartışılıyor olabilirdi. Şu görülsün artık, Kürtler ulusal, siyasal kimlikleriyle yönetime ortak olmak istiyorlar."

Vahap Coşkun:"Bu birçok açıdan sıkıntılar oluşturuyor. Birincisi, HDP ve DBP yöneticileri özerklik ilanının gerçekleşmesi sürecinde yer aldıkları için her iki parti de kriminalize ediliyor. İkincisi, bu ilanlar, halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getiriyor. Üçüncüsü bu ilanların pratik anlamda herhangi bir faydası veya herhangi bir sonuç üretmesi söz konusu değildir. Bunlar çözüm süreciyle yakından bağlantılı. Çatışma süreci daha derinleşirse, bir meydan okuma olarak bu planların artması söz konusu olabilir, yine de pratikte bunun bir anlamı olacağı kanaatinde değilim" diyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim