- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Paylaşılmış düşler

Sedat MEMİLİ / Yazar
Size düşlerimi ödünç versem; en büyük düş kırıklığının “düşlere kavuşmak” olduğunu kabul eder miydiniz?
Gerçek mutluluğun, düşlere ulaşmak değil de, bu düşlere ulaşmak için harcanan emek ve yaşanan duygular olduğunu görür müydünüz?
Rüyamda bir kedi görmüştüm. Çok düşündüm; ben mi kediyi rüyam da gördüm yoksa kedi mi beni rüyasında gördü.
Gördüğümüz rüyalar bizim mi? Rüyalarımıza yabancılaştığımız anlar olmuştur yüzlerce kez. Bazen kendi rüyalarımıza dahi sahip çıkmayız. Çıkamayız. Tıpkı, bazı düşlere yabancılaştığımız gibi.
Kendime ait rüya görmeyi çok arzu ederdim. Arzu ettiğim rüyalar gerçekleşmiş olsaydı Thomas Moore’nin Ütopyası, ütopya olmaktan çıkar yaşam biçimine dönüşürdü. Ama ben kendime ait rüyalar göremiyorum;
Örneğin, çocukları sokağa düşüren koşullar yok benim rüyalarımda. Benim rüyalarımın aydını, karşılıklı olarak birbirlerinin karamsarlık çukurunu açmazlar. Benim rüyalarımın aydını, asla, mutsuzlukları, ilgisizliklerinin haklı bir gerekçesi olarak görmez. Rüyalarımda aydınlar, piyano çalmaz, şiir yazmaz, heykel yapmazlar; onlar el birliği ile burunlarının ucundaki yangına su taşımaktadırlar. Rüyalarımın aydını alevler ortasında bırakılmış Türkiye’m için el birliği etmişler ve hiç biri kendini bu kutsal mücadeleden soyutlamamıştır.
Ben kendime ait rüya göremiyorum gerçekten. Köylüm toprağı işlemektedir; işçim, sosyal güvenlik sorunları çözülmüş olarak ulusal sermayenin oluşturduğu fabrikalarda çalışmaktadır.
Yalan yoktur rüyalarımda. Hele alçaklıklarını erdemlere gizleyen hiç bulunmaz.
Rüyamda hiçbir parti başkanı “yahu toprakları yabancılar alıyor da ne oluyor, kaldırıp bir yere mi götürüyorlar?” demez; deme gafletinde bulunmaz. Hatta rüyalarımın gazetecisi “Asıl sorulması gereken, yabancılar niye bu kadar az toprak alıyorlar?” gibi, pervasız ifadeler kullanmaz.
Düş ile rüya arasında bir fark var mıdır? Kesin çizgilerini bilmiyorum. Ama bildiğim şudur; düşleri kendimiz oluşturabiliriz; rüyalarımızda irade yoktur. İnsan falanca rüyayı görmek için uykuya yatmaz; ama filanca düşleri kurabilir.
Düşlerimle rüyalarım arasında fazla bir fark yoktur. Ama rüyalarım düş kırıklığı yaratmaz. Düşlerim ise, elde ettiğim zamana kadar beni mutlu kılar.
Birçok arkadaş birçok çelişki görecektir bu görüşlerde; olsun. Düş ve rüyalardan söz ediyoruz.
Doğum günleri ya da başka kendilerince önemli zamanlar inanlar birbirlerine bir şeyler armağan ederler. Sevgilerini, armağanlarla dile getirmeye çalışırlar; paylaşım adına yaparlar bunu. Zaman zaman iyi bir şeydir.
Ama ben hayatımın en güzel armağanını bir dostumdan almıştım. “Düşlerini armağan etti bana”.
Kendisine bir iyiliğim dokunmuş. Ne olduğunu bile anımsamıyorum. Yaptığım bir şey, onun hayatında çok önemli ve olumlu bir kırılma yaratmış o da bir gün; “Senin yaptığının karşılığını bulamıyorum” diyerek beni mahcup etti ve “hayatımın en değerli bir şeyini sana armağan etmek istiyorum; düşlerimi” dedi. Dostlar, bana armağan ettiği düşü sizinle paylaşmak istiyorum: “Bir gün bir evim olursa, geniş duvarına Guernika’nın tablosunu yaptırmak istiyorum; sonra da karşısına geçip doyasıya seyretmek...”
Bu idi hayatımın en güzel armağanı…
Birbirimize somut eşyalardan çok düşlerimizi armağan edelim. Armağan edilmiş düşlerde göreceksiniz ki, gerçekte birbirinize yabancı ve uzak değilsiniz. Düşlerinizi paylaşmadığınız için birbirinizi anlamıyorsunuz.
Paylaşılmış düşlerce kalın...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












