• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

“ PKK Terörü Nereye Koşuyor?”

10.08.2015 08:46
Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Türkiye Cumhuriyeti,  92 yılının son 32 yılını PKK terörünü bitirmek için harcadı. Ancak terörün nasıl bitirileceği konusunda devleti temsil eden askerȋ ve siyasȋ kanatlar hiçbir zaman tam olarak anlaşamadı.

Askere verilen brifinglere göre “Kürt diye bir millet yoktu. Bunlar Dağlı Türkler’di. Türk halkını bölmek isteyen dış güçler PKK’yı maşa olarak kullanmaktaydı”. Dolayısıyla asker kendi prensipleri gereği bu işin askerȋ tedbirlerle bitirileceğine inanıyordu. Halkı kazanmak konusunda bir takım projeler geliştirilse de bu yeterli olmadı. Sadece medya organları için renkli bir haber olarak kaldı. Asker kanalıyla yürütülen bilimsel temel arayışları ve bazı köklü tedbirler ise istenilen hedefe ulaşma başarısını maalesef gösteremedi. Bu son başarısız projede askerler kadar bilim adamlarının da payı olduğunu samimȋ olarak itiraf etmeliyim.

Siyasȋ kanat ise askeri kanada göre çok daha değişik, çok başlı, çok sesli bir yön izlemekteydi.  Mesut Yılmaz ve bazı siyasilerimiz PKK sorununun çözümü için yolun Diyarbakır’dan geçtiğini savunuyorlardı. 1990’ların parlayan yıldızı Tansu Çiller, radikal bir karar ile PKK sorununu ve Ermeni terörünü biteceğine inandırılmıştı. Mehmet Ağar’ın da imzasının olduğuna inanılan bu projede temel fikir şu idi: “Terör doğası gereği kanun ve nizam tanımayan bir harekettir. Öyleyse teröre karşı alınan tedbirlerin de kanuna ve nizama %100 uyması zorunluğu yoktur. Gayr-ı nizamȋ harp kuralları işletilmeli ve devlet teröristle onun anlayacağı dille konuşmalıdır”.

1990’larda ortaya çıkan JİTEM tartışmaları günümüze kadar sürüp geldi. Bu dönem PKK’nın gözünün yıldığı ama bir anlamda halk ile daha çok bütünleştiği yıllar oldu. “Şiddete karşı şiddet” adeta freni olmayan bir araba idi. İstediğiniz zaman istediğiniz yerde durduramıyordunuz. İzmit- Sapanca yolunda esrarengiz cinayetler; İstanbul ve Ankara’da esrarengiz cinayetler; Veli Küçükler, İskender Büyükler bu dönemin önemli olayları ve isimleri olarak tarihe geçti. Özel Harekȃtçı Polisler bu proje ile terörün bitireceğine samimi olarak inanmışlardı. Ne var ki Binbaşı Ahmet Cem Ersever cinayeti ve Yeşil (Mahmut Yıldırım) halen bir sır olarak duruyor.

İşin bilimsel yönünün araştırılması da elbette ki Üniversitelerimize düşen bir görevdi. Üzülerek söylemeliyim ki en başarısız olan grup da Üniversiteler oldu. Üniversitelerimizden çok azı bu meseleyi milli bir mesele olarak ele alıp üstüne gitmek ve bir şeyler yapmak istediler. Bu çaba o kadar cılızdı ki hiç yok bile sayılabilirdi. Açıkça söylemek gerekirse terör meselesi sadece askerlerin ve siyasiler meselesi olarak görüldü ve bilimsel olarak incelenmesi nerede ise hiç yapılmadı. Bu hüküm bazı akademisyen arkadaşlarımız tarafından ağır bir yargı olarak görülebilir. Ama benim kanaatime göre gerçek bu şekildedir. Türk Tarih Kurumu’nun yayınlarını lütfen inceleyiniz. Binlerce yayın arasında Kürt ve Kürtçülük, Terör ve Anarşi konusunda kaç tane eser bulacaksınız? Sayın Metin Hülagu zamanında yapılan “Tarihte Türkler ve Kürtler Sempozyumu”nu çıkarırsak neredeyse sıfır yayın. Peki Üniversiteler? Onlar yayın yaptılar mı? Benim bildiğim kadarıyla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi belki birazcık çaba gösterdiler. Ama o kadar...

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından hazırlattırılan 155 Numaralı Diyarbekir Mufassal Tahrir Defteri ise hakkında hiçbir mahkeme kararı olmadığı halde, bütün kurumların onayını aldığı halde 15 yıldan beri depolarda çürümeye terk edildi. Hem de Barış Süreci’nin sabır taşını bile  çatlatan toleranslarına rağmen.. Selam olsun dönemin “acar” bakanına; selam olsun baş müşavirimize.

AK Parti iktidarının son 3 yılında PKK terörünün bitirilmesi için farklı bir yol izlendi: İlk defa terör elebaşısı ile doğrudan ve dolaylı görüşmeler yapıldı. Bir iktidar için bunun taşıdığı risk çok açıktı. İktidarın başı bunu “gerekirse baldıran zehiri içmek” olarak özetledi. Ancak iktidarın en büyük destekçisi olan Cemaat, teröre karşı mücadele konusunda siyasi iktidar gibi düşünmüyordu. Cemaat bir anlamda 1992 kadrolarını destekliyor, bir yandan da 28 Şubat’ın rövanşını almaya çalışıyordu. Sonunda hükümetle ipler koptu. Görünen sebep Dershanelerin kapatılması idi. Ancak  dershaneler buz dağının görünen kısmı idi. Görüş ayrılığı askerlerin korunması-cezalandırılması ekseninde derinleşti. Hükümet asker kanadını tuttu. Bunda çok sessiz bir şekilde iş bitirme özelliği olduğuna inandığım Nejdet Özel Paşa’nın da özel bir rolü ve etkisi olduğunu bir gün tarihler yazacaktır umarım.

28 Şubat Süreci, Türk Devlet Yapısında önemli kırılganlıklar yarattı. Devlet tarafından desteklenen Cumhuriyet Mitingleri sayesinde ne kadar genç cumhuriyetçi oldu bilinmez ama muhafazakȃr kesimler ile  Kemalist Cumhuriyetçiler arasındaki ayrılık uçurum şeklini aldı. Bu ayrışma sırasında muhafazakȃr Kürt kesim de etkilenerek bir anlamda PKK’ya servis edildi. PKK’nın halk tabanı ile bütünleşmesinde JİTEMCİ/ Kemalist etkisi katalizatör rol oynadı ve süreç hızlanmış oldu. AKP başlattığı Osmanlıcı uygulama ile bu kesimden bir kısmını, bir süreliğine saflarında tutabildi. HÜDAPAR üyelerinin başına gelen korkunç olaylardan sonra artık hiçbir canlı organizmaya PKK’nın onaylamadığı bir yaşam alanı bırakılmamış oluyordu. 7 Haziran seçimlerine giden yolda ve 7 Haziran’dan sonra yaşadığımız acı olaylarda  Doğu ve Güneydoğu’da devletin ne derece ikinci plana itildiğini ve terörün ne kadar güçlendiğini açık örnekleri ile görmüş olduk.

Barış Süreci bitti mi yoksa PKK’ya rağmen devam edecek mi? Bunu ileriki günlerde hep birlikte göreceğiz. Dileğimiz PKK’ya rağmen devam ettirilmesidir. Ama Osmanlı formülü ile, ama İngiliz formülü ile.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim