Hiçbir insan doğduğu,yaşamını sürdürdüğü şehrini,ülkesini terk etmek istemez.Sıla duygusu,gurbet hasreti kötüdür.Bırakın kıtalararası,ülkelerarası göçün getireceği travma tik durumu;köyden şehre,şehirden şehre göçün bile çok acı sonuçlarını, son 30 yılda tecrübe ederek gördük.Göçle şehrin varoşlarında tutunmaya çalışan garibanların ,ellerine güç geçtiği vakit, nasılda canavarlaştıklarına yakinen şahit olduk.
Dünyanın bir çok yerinde durum böyle.Göçle gelen insanların psikolojisi her anlamda ülkeleri sıkıntıya sokuyor.Mülteci dediğimiz sınıf, bir çok ülkede ciddi sorunlar üretmeye devam ediyor.Bunun için gelişmiş ülkelerin vize diye ellerinde önemli bir kartları var. Özellikle sorunlu,gelişmemiş ülkelerin insanlarına vatandaşlık vermeyip ülkelerine almıyorlar.
Tabi ki alan ülkelerde var,onlar da bu insanları emek-yoğun sektörlerde değerlendiriyorlar.Ancak aklı başında hiçbir ülke, sorunlu ülkelerden iltica talebinde bulunan insanlara kapılarına açıp,sorunu içine almayı kabul etmiyor.Zaten, sorunsuz bir ülkenin,sorunsuz insanlarının başka ülkelerde gezinmesi akıl karı değildir.
Zannediyorum 3 yıl önceydi,Adana’ya Birleşmiş Milletler vasıtasıyla Afgan mülteciler gelmiş,arkadaşlarımızda iyi niyetle komisyon kurmuşlar beni de davet ettiler.Fikrimi net ortaya koydum;belirlenen sürede misafir edip,1 saat bile bekletmeden ülkelerine gönderelim dedim.Arkadaşlarım vicdansızlıkla itham edip ,bana tepki göstermişlerdi.
Yine aynı fikirdeyim.Kendi ülkemiz sınırları içerisinde,kırsaldan gelen insanları 30 yıldır şehir hayatının gereklerine adapte edemeyen,varoşlarını rehabilite edememiş bir ülkenin;bedevi bir hayattan gelen yüz binlerce insanı sınırları içerisine alması akıl karı mıdır?
Umreye gittiğimde müşahede ettim .S.Arabistan, İslam dünyasından gelip,Arabistan da çalışan yüz binlerce göçmene vatandaşlık vermiyor hatta;Arap bir kefil olmadan hiç kimse oturma izni alamıyor.İlk önce garipsemiştim ancak,şuan haklı olduklarını düşünüyorum.
Mülteci sorun demektir ,neden sorunu içerisine alsınki ?
Peki bize ne oluyor?Neden aç kabadayılığı biz yapıyoruz?Neden etrafımızdaki ülkelerde vuku bulan mülteci krizinde ilk liman Türkiye oluyor?Rusya,İran,Yunanistan neden kimsenin aklına gelmez?
Yeni bir belayı göz göre göre yine başımıza aldık.Her yönüyle iflas eden Suriye politikamızın ürünü olan Suriyeli mültecilerin sayısı böyle giderse 100.000’i bulacak.
Geçen günlerde mülteci çadırlarındaki olayları hepimiz takip ettik.Suriye deki Türkmen mültecilerinde bu çadırlarda barınması nedeniyle isyan çıktı.Yedirip içirdiğimiz,tüm imkanları seferber ettiğimiz Suriyeli mülteciler; 3 polisimizi rehin aldı,2 polisimizi yaraladı.Geçen günlerde de yine isyan çıkardılar.
Bunlardan 2000’e yakını da, şuan Adana da,öğrenci yurtlarında kalıyor.Olacaklar belli aslında…
Göreceksiniz bunların hepsi başımıza bela olacak,yakında isyanlar başlar.Ülkemizi ziyaret eden Fransa dışişleri bakanı dahi, Hatay da ki kampı ziyaret etti.Çok yakında BM ve AB’den heyetler gelir ,bir güzel ağzımıza tükürüp giderler.
AB Parlamentosundan da ‘’insan hakları ihlalleri’’ nedeniyle kınama kararı çıkar.Çadırdan aklı başında kurnaz bir tip bulunur,AİHM’e gider orada da mahkum oluruz.
Türkiye kendi kendine yeni bir azınlık grup yaratmıştır.
Bu kadar tarihi geçmişimiz ve yediğimiz kazık ortada iken neden böyle bir hataya düştük?
Her yönüyle yanlış giden Suriye politikasına dur diyecek kimse yok mu?