Sunay Karamık'ın Yeni Röportajı....
Babası babamın çocukluk arkadaşı rahmetli kalp cerrahı Prof. Dr. Ali Mert. Onunla da seneler önce röportaj yapmıştım. Bugün aynen onun gibi kalp cerrahı olan oğlu Prof. Dr. Ali Murat Mert ile röportaj yaptım. Boynuz kulağı geçmiş, eminim bir yerlerden Ali Amca onu izliyor ve onunla gurur duyuyordur. Murat Mert, İstanbul Üniversitesi, Kardiyoloji Enstitüsü Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanlığından oldukça iddalı ve yeni açılan Liv Hospital’a transfer oldu. Murat’a kalp ile ilgili aklımdakileri dobra dobra sordum...

Sınırlar zorlanıyor.
Hayır, şekil olarak kalplerin hepsi aynıdır. Büyüklüğü boy ve kilo ile orantılıdır. Kalp bir karakter göstergesi değildir.
Kesinlikle var. Duygu hayattır. Kalbimiz de kan pompalayarak vücuda hayat verir. Nasıl arabayı çalıştıran motorudur, kalp de vücudun motorudur. Vücudumuzdaki her organ kalp sayesinde çalışıyor. Bir takım organların yokluğunda hayat sürebilse de kalp olmazsa olmaz. Kalbin pompaladığı kan olmazsa da düşünemeyiz, hissedemeyiz.
Ben bu iş içinde, evde babamın hastalardan gelen telefonlara verdiği cevapları, doktor sohbetlerini dinleyerek büyüdüm. Sanırım bilinç altıma girdi. Babam dahil hiç kimse hiçbir zaman empoze etmedi. Başka bir şey düşünmedim. Sen de bilirsin bizim zamanımızda üniversite sınavı öncesi 24 tercihlik bir liste yapardık. Babam hiç karışmadı ama merakından son gece sordu ‘Ne yazdın?’ diye. ‘Hepsini tıp yazdım’ dedim.
Yok hiç memnun olmadı. ‘Keşke bir kaç tane işletme yazsaydın.’ dedi. ‘Çok zahmetli bir meslek, okuması da uzun ve zahmetli. Bir yerlere gelmek için hayatını adaman gereken bir iş’ dedi ama ben tercih listemi değiştirmedim. İlk tercihim olan Istanbul Tıp Fakültesini kazandım.
İlk sene bir heves derslere çalıştım hep. İkinci sene bir baktım ki ben ders çalışırken diğer lise arkadaşlarım her gece bir yerdeler. Şikayet de edemiyorum, babam beni uyarmıştı sonuçta. Altı sene okuduktan sonra bir de üniversite sınavı gibi bir ihtisas sınavımız var bizim. Altı tercih yapabiliyorduk. Yine aynı senaryoyu yaşadık, altısına da kalp cerrahisi yazdım. Babam beni yine uyardı ‘Madem bir halt yedin bari araya bir kaç kardiyoloji yazsaydın’ dedi ve ben yine onu dinlemedim. Altı ay boyunca gün aşırı nöbet tuttum.
Yok o kadar da değil, onları da fazlasıyla yaptığımı düşünüyorum. Uykumdan fedakarlık ettim diyelim.
2002’de. İhtisas çoktan bitmişti. Aynı meslekten değiliz, eşim mimar,. Bizim işin mesaisi yoktur. Ameliyat ettiğin hasta ne zaman iyileşir, o zaman eve gidebilirsin. Bir kızım var; Ayşegül sekiz buçuk yaşında ve Türkiye golf şampiyonu.
Bakabileceğin kadar çocuk diyorum. Bu meslekte daha fazla çocuğa kaliteli zaman ayıramam.
Her şeyden önce cerrahım. Bir cerrah için en önemlisi sürekliliktir. Yaptığımız iş çok ince bir iştir. Mesleğe verilen ara kişiyi geri götürür. Bu yüzden hiçbir zaman yöneticilik vasfımı ön plana çıkarmadım. Yöneticilik görevlerimi cerrahi işim bittiktien sonra gerekirse fazla mesai yaparak yerine getiririm. İstanbul üniversite gibi Türkiye’nin en önemli kurumlarından birinin kalp cerrahisinde ana bilim dalı başkanlığı yaptım. Şimdi de yeni açılan ve Türkiye’nin en iddalı hastanesi olan Liv Hospital’da bu görevdeyim.
Her şey sizden sorulur. Kadronun kurulması, yönetimi, kiliniğin işleyişi sizden sorulur. İş işleyişinde oluşan bir aksaklığin bizdeki bedeli hayattır. Sakat kalma, işlerin uzaması gibi diğer branşlarda olduğu gibi değildir. Her şeyin kusursuz yürümesi gereklidir. Bunun için de yöneticinin her şeye hakim olması gereklidir.
Özellikle yok. Kişinin kollestrol seviyesi önemlidir. Buna göre diyet programı belirlenir. Mesela kırmızı et veya yumurtanın ne kadar yenebileceği buna göre belirlenmelidir.
Hergün bir veya iki ameliyat ama ekibinize ve kendi kapasitenize bağlıdır. Ekibiniz iyi ise dört hatta beş ameliyat yapabilirsin. Bu iş ince ve manipilasyon gerektiren bir iştir.
Kesinlikle bir dezavantaj. Çok tehlikeli buluyorum. İnternette bir by-pass ameliyatı izleyip ameliyattan vazgeçebiliyorlar. Birtakım profesyonel bilgilerin profersyoneller tarafından yorumlanması gerekir. İyi niyetle bekli ama çok yanlış yönleniyor hastalar. Meraklarından buradan çıkar çıkmaz bilgisayarın başına oturuyorlar. Sonra akşam bir telefon geliyor ‘Hocam bu iş robotla yapılıyormuş, niye bana robotla yapmıyorsun?’ ya da ‘Bu iş stent ile de oluyormuş, neden stent takmıyorsun?’ diye. Profesyonel yazıları amatörce okuyorlar. Stent takılacak hasta grubu başkadır, ameliyat edilecek hasta grubu başkadır. En doğrusu hastanın güvendiği doktordan gereken bilgiyi almasıdır.
SUNAY KARAMIK
sunay@sunaykaramik.com