As Platform'dan Açıklama

40 yıldır silahla ve güvenlik politikalarıyla bu sorunun çözülmediği artık açık

25 Nisan 2013 Perşembe 14:31

İnsan haklarının ve onurunun başköşeye konulduğu bir Türkiye; ülkenin bütün bireylerinin kendisini eşit vatandaş görebilmesini gerektirir. Eşit vatandaşlığı gerçekten yaşanan bir değer haline getirmekse, insanı ve onurunu esas alan bir siyasal sistemle mümkündür. Böylesi bir siyasal sistem, huzur ve güven ortamı, öncelikle aynıcoğrafyada yaşayanların ortak iradesine ve mücadelesine ihtiyaç duyar. Bu ülke insanlarının huzura, sükûnete ve güvene ihtiyacı vardır. Ve bugün bunun zamanıdır. Kavgalar ile, savaşlar ile huzur mümkün değildir. Huzur ortamını sağlamak için güven, birlik beraberlik ve sükûnete ihtiyaç vardır. Türkiye’nin kendisi ile kendi insanları ile kendi halkaları ile barışmasının zamanıdır. Öldürmek ve ölmek yerine birlikte yaşamanın, üstünlük taslamak yerine medeniyet değerlerimizi mukim kılma mücadelesinde üst sorumluluklar almanın bizlere yakıştığına inanıyoruz.

Bölge ve insanı uzun dönemdir ihmal edilmiştir. Yüz yılı aşkın süredir kültürel, ekonomik ve sosyal olarak ihmal edilen bölgenin üzerine karanlık eller sürekli bir şekilde oyunlar oynamaya ve bölge halkları üzerinde hâkim güç olmaya devam ettiler. Devlet şefkat eli ile değil sürekli şiddet eli ile bölge insanına yaklaşmıştır. Bu tür tutumların sonucu da bugünkü ortamı sağlamıştır. Bölge sürekli sistemin ve başkalarının kötü yönlendirmeleri ile baş başa kalmış ve sürekli başkalarının yönlendirmelerine müsait hale getirilmiştir. Cumhuriyet’le birlikte, başta Kürt halkının ve diğer halkların hakları ve özgürlükleri hep engellenmiştir. Bölge eğitim alanında cahil bırakıldığı gibi ekonomik olarak ta sürekli ihmal edilmiştir. Yatırım yapılmamıştır veya yapılan yatırımlar birileri tarafından engellenmiştir.

Ve en önemlisi bölge insanının harcı olan, kaynaşmasını, dayanışmasını ve beraberliğini sağlayan İslam ve ümmet anlayışı etnik kimliklere indirgenmiştir. Bölgede yüzyıllardır bir arada kardeşçe yaşayan halklar birbirlerine düşman hale getirilmeye çalışılmıştır. Müslümanlık inancı bu ülkenin en büyük çimentosudur. Kürt halkı üzerinde Müslümanlık dışında başka bir irade oluşturulamaz. Uzun dönemden sonra devletin de, terör örgütünün de bunu görmesi güzeldir. Bu topluma hizmeti kendine şiar edinmiş sosyal hukuk devletini ortaya çıkarmanın ön şartlarından biri hiç kuşkusuz milli birlik ve beraberliğe (kardeşliğe) yönelen bütün tehditlerin el birliğiyle ortadan kaldırılmasıdır.

Bu süreçte Türkiye'nin hem insanları öldü, hem de 350 milyar doları gitti. 40 yıldır silahla ve güvenlik politikalarıyla bu sorunun çözülmediği artık açık. Bu sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve bu sorunun çözümü için kardeşçe yaşayan halklar üzerinde oyun oynayanların oyunlarından vazgeçmesi gerekmektedir. İstikrarlı bir Türkiye herkesin işine yarar. İnsan hakları, insan onuru ve ifade özgürlüğü esas alınarak bu sürecin yürütülmesi başarı ve sonuç getirecektir. Bölgenin ekonomik olarak kalkınması ile beraber eğitime verilecek önem ile daha da güçlenecektir. Bu süreç etnik temalı değil insan hakları, insan onuru ve ifade özgürlüğü esas alınarak temel hak ve hürriyetler temelinde yürütülmelidir.

Şiddet ve silah çağrısı içermeyen her türlü fikir ve eylem, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli ve buna ilişkin Anayasal teminat bütün bireylerce hissedilecek şekilde hayata geçirilmelidir. Anayasal güvence altına alınmayan hiçbir hak ve özgürlük geçicidir ve kalıcı olamaz. Onun için hakların anayasal güvence altına alınması şarttır. Terörden beslenen siyasilerin, grupların ekmeğine artık yağ sürülmemelidir. Kandan beslenenlere fırsat verilmemelidir. Kan üzerinden silah ile geçinen silah tüccarlarına da dur denmelidir.

Çocuklarımız, gençlerimiz ve gelecek kuşaklarımıza irfanla yoğrulmuş basiret iklimi, ilimle bezenmiş feraset siyaseti, adalet ve hukuk devletiyle taçlandırılmış sosyal refah devleti için terörden arınmış bir coğrafya, ayrımcılıktan kurtulma hedefinde uzlaşmış bir toplumsal mutabakat, huzur ve refahı birlikte üreten medeniyet değerleriyle inşa edilmiş bir zemin teslim etmek bizim elimizdedir.

Bizim bütün meselemiz; kendi vatandaşına ırkı, dili, rengi, dini ne olursa olsun hiçbir ayrım yapmadan hizmet eden, hürmet eden bir devlet anlayışının hâkim olmasıdır. Etnik kimliklerin öncelenmesine, önemsenmesine dayanan kan akıtmayı mahir sayan zihniyetlere sırtımızı dönerek yaradılışın, imanın, insanın, can bulması için, kardeşliğe inanarak kucaklaşması için yüzümüzü de gönlümüzü de birbirimize döndüğümüz yeni bir zemine ve yeni bir zamana ihtiyacımız var.

Barış sürecinin verimli ve kalıcı olabilmesi için herkesin ve herkesimin üzerine düşeni yapmasıgerektiğine inanıyoruz. Adil, ötekileştirmeyen, eşit vatandaşlığı önemseyen, insan onurunu koruyan, insan haklarını ilke edinen, kardeşliği pekiştiren ve bunu anayasal bir hak olarak gören bir anlayış ile birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeliyiz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.