Dün akşam saatlerinde, Muhsin Başkanın kabrini ziyaret ettim. Ömrünü idealleri için harcamış, karanlıkları aydınlığa kavuşturmak için çabalamış Rahmetli Yazıcıoğlu, şu anda yine karanlıklar içinde yatırılıyor. Kabrinin bulunduğu alanda, aydınlatma olduğu halde lambaların yakılmamasının nedenini anlamış değilim…
Vefatı hakkındaki şaibeler çözülmeden Türkiye gerçek aydınlığa kavuşamayacaktır.
Ankara, İstanbul kadar olmasa da, bağrında misafir ettiği büyük insanlar gittikçe çoğalmaktadır. Taceddin dergahında yazılan İstiklal marşımıza, şimdi bir de İstiklal şehidimizi misafir bıraktık. Rahmetli Yazıcıoğlu’nun verdiği hayat mücadelesindeki vatan ve millet motifleri, özel yaşantı diye bir ayrım bırakmamıştı.
Vefatındaki akıl almaz olaylar, ülkemizin ne denli karanlıklarca itilip kakıldığını gösterdi. Bu vahim hadise ne çapta bir felakettir ki, Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahi, olayın aydınlatılmasın da yetki kullanamadılar. Olayın çözülmesini istediklerinden hatta, kendi bilgilerinde olayın gerçek mahiyetini çözdüklerinden hiç şüphem yok ancak, bence olay o kadar pis ve iğrenç ki, açıklamakla ülkenin daha çok kirleneceğinden endişe ettiler.
Sağlığında yaşadıklarının bile bir kısmını örttü merhum Başkan, anlatamadı. Sadece şiirlerinde dert yanarak, bizlere mesaj verebildi. İdeallerinin zirvesinde bir hayat ve bu hayata anlam kazandıran, zalimlerin elinden şehitlik…
Uzakların özlemi, onun hayatındaki çırpınışların sessiz isyanı idi. Bir derviş gibi, Allah’ın tüm yarattıklarını bitkileri ağaçları dinliyordu, kargaşa içindeki sükunetli hayatında… Rabbini çok sevmişti, inanıyorum ki Rabbimizde onu çok sevmişti. Nasıl sevmezdi sonsuzluğun sahibini…
Onun özlemi memleketi için sonsuz bir başarı ve o sonsuzluk içinde, O’na kavuşmak arzusu idi. Allah onun özlemine karşılık verdi ve genç yaşında onu yanına aldı. Gönül isterdi ki, “Yapma be Muhsin Başkan, isteme sonsuzluğu bırakma bizi, sana bu vatanın daha çok ihtiyacı var” diyebilse idik…
Devlet adamlığının vakurunu, kul olmanın tevazusunu, hassasiyetin zirvesini onda görmüştük. Şimdi cennetin muhteşem ikliminde bizi unutma Muhsin başkan, unutma senin açtığın yolda ilerleyen yüz binler sana dua ediyor. Sen nasıl bir hayat yaşadın ki, bu ülkenin karanlık güçleri seni bize fazla gördü.
Allah’ım şehidimizi rahmet ve minnetle sana emanet ediyoruz. Bize senin yolunda yaşamayı, senin yolunda iken can vermeyi nasip eyle…