Yapılmak istenen düzenlemeler; ister seçim yatırımı, ister önceden planlanan bir çalışma, ister yılların verdiği acı ve kahredici birikim sonucu sırası gelmişken yapılan sessiz bir tercih ve müdahale olarak görülsün, sonuç itibariyle gelinen nokta, kimi aykırı düşünen kendi insanımıza rağmen, kahir ekseriyeti oldukça sevindirmiştir.
Pak olmayanı pak etmek için vurulan bir neşterdir yapılan. Paketi bir de bu perspektiften değerlendirebilirsek, içimizde biriken dertlerden çok daha çabuk kurtulmuş oluruz.
Yapılan tartışmalar, ortaya konan tepki ve muhalefet tarzı ve dozu, eskisinden pek de farklı değil. Bildik manzaralarla karşı karşıyayız.
Herkesi ve her kesimi memnun edecek “uzlaşı kültürü”, ülkemizde en çok karaborsası çekilen bir değer maalesef.
Bu hayati konu sadece hükümet ve muhalefetin müzmin bir sorunu değil. Bireysel ve toplumsal anlamda, aile bireylerimiz de dâhil olmak üzere, ülkemizi kendi çıkılmaz sarmalına almış durumda. Bugünlerimiz dâhil, yarınlarımız ve gelecek nesillerimiz açısından, sosyolojik müdahaleler başta olmak üzere, eğitim alanlarımızın gerekli kademelerinde, bilim ve ilim adamlarımızın ciddi bir “eğitim seferberliği” yapmaları lazım bu konu için!
Kaosu sevenler kadar, bundan vazgeçmeyip tutsağı olanlar bir yana, buna zemin olmanın farkında bile olamayanlarımız var!
Kendi beklentilerinden uzak bir paketin açıldığını söyleyenler, hiç açılmayacak başka paketlerin olmayacağını nasıl düşünebilir? Bunun son olduğunu kim iddia edebilir?
Aslında, beklentilerin tümünü içermiyor iddiası haklı bir söylem! Peki, bundan önceki paketlerin içeriği bundan büyük müydü? Kapsamı küçük diye halkın yararına “olması gereken” düzenlemeler yapılmasa mıydı? Bu paket; kirli ve ıstırap veren, insanlarımızın vicdanlarını derinden sızlatan bütününün, kangrene dönüşmüş olan parçalarını kesmek ve pak etmek adına kötü bir teşebbüs olarak görülmemeli. Aksine, sahip olunması gereken olgunluk ve uzlaşı kültürünün muktezası sayılan sabır erdemi, paylaşımcı anlayış ve katkı düşüncesiyle, sırf başörtüsü mağduru sayısız insanımızın dinmek bilmez acılarına son vermesi açısından bile olsa, bizlerin mutlu olması gerekmez mi? Diğer ayrıntılar, yazıyı daha da uzatır diye es geçiyorum.
Fikirlerin karşıtlığı, karşı fikirlere saygısızlığı ve hakareti içinde barındırmamalı. Yıllardır süregelen yanlış alışkanlıklar, fikir ayrılıkları vesile kılınarak, “atışmalardan çatışmalara” dönüşürse tehlikelidir. Bunun da arka planında uzlaşı kültürümüzün zayıflıktan da öte ondan yoksunluğumuz yatmaktadır.
Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarından beri süregelen kimi yanlışlarımızı düzeltme fırsatını yakalamış olan siyasiler, hayırlı işlerin altına ortak imza atmasını bir türlü bilemediler. Bunu koalisyon dönemlerinde bile zorlanarak yapanlar, tek başlarına kaldıklarında işi daha da zorlaştırıyorlar. Bu da kendilerinden çok, milletin işini ve içini tüketmekten öteye gitmiyor.
Lütfen! Hayırlı işlerin altına birlikte imza atmayı beceriniz!
Sevgi ile kalın..
akt