ABD’de yayınlanan Washington Post gazetesinin köşe yazarlarından David Ignatius, Ankara’nın 2012 yılında, Mossad için çalışan 10 İranlı ajanı Tahran’a ihbar etiğini iddia etti. Ignatius, Başbakan Erdoğan’ın “One minute” dediği ünlü Davos zirvesindeki oturumun moderatörüydü.
David Ignatius’un iddiasına Türkiye’den yanıt gecikmedi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Mustafa Varank Twitter hesabından yaptığı yorumda, yazıyı “psikolojik harp” olarak nitelendirdi. Varank, “Ignatius yazısı o kadar tutarsız ki. İstihbarat dünyasında işler anlaşmalarla yürür, ‘ummazdı’, ‘hayal etmezdi’lerle istihbaratçılık mı olur? Sonbahar sıcak geçecekti ya hani? Baktılar olmuyor, hükümetin ve istihbaratın itibarına yönelik uluslararası kampanyaya hız verdiler. Hükümete ve istihbarata karşı uluslararası psikolojik harp harekatından önümüzdeki uzun seçim döneminde vazife çıkaranlar mutlaka olacaktır” ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Dışişleri Bakanı Davutoğlu da, son dönemde Türkiye’ye karşı kampanyalar yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: “Bu bir kara propagandadır. Bunların esas hedefi sadece kişiler değildir. Sayın Başbakanımıza ve MİT Müsteşarımıza, değişik mevkilerdeki arkadaşlarımıza karşı sürdürülen kampanyaların esası yürütülen misyondur. Bu ülkeye gösterilen hedeftir. Biz bu kampanyalara karşı diyeceğiz ki, bu yürüyüş devam edecektir.”
David Ignatius’un köşesinde dün yayınlanan yazıya göre İsrail’e çalışan İranlı ajanlar Mossad temsilcileriyle yaptıkları görüşmeleri Türkiye’de gerçekleştiriyordu. Bunların ihbar edilmesinden de MİT Müsteşarı Hakan Fidan sorumluydu. Ignatius’un “Türkiye, İsrail’in gizli İran casusluk ağını ifşa etti” başlıklı yazısı şöyle: “Türkiye-İsrail ilişkileri 2012 başında öylesine zehirli bir hal almıştı ki, söylenenlere göre, Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığındaki Türk hükümeti, Türkiye içinde operasyon sorumlusu Mossad ajanları ile görüşen yaklaşık 10 İranlının kimliğini İran istihbaratına ihbar etti. Bazı kaynaklar, Türk hükümetinin bu eylemini, ‘önemli istihbarat kaybı’ ve ‘İsraillilere tokat atma çabası’ diye niteliyor. İlk kez bu köşede açıklanan bu olay, İran ile Batılı uluslar arasında İran’ın nükleer programının kısıtlanması anlaşması için yürütülmekte olan müzakerelerin gerisindeki haşin, çok boyutlu casusluk savaşlarının bir örneğini oluşturuyor.
İsrail’in gözündeki zanlılardan biri, İran ile dostça ilişkilere sahip addettiğinden ötürü, MİT Başkanı Hakan Fidan. Birkaç yıl önce, İsrail istihbarat yetkililerinin, Fidan’ı, “İran’ın Ankara istasyon şefi” diye nitelediği söyleniyor... Amerikalı yetkililer, istihbarat şebekesinin açığa çıkarılmasını talihsiz bir istihbarat kaybı saymalarına rağmen, Türk yetkililere doğrudan protestoda bulunmadı. Bilakis, geçen yıl Türk-Amerikan ilişkileri, Erdoğan’ın Obama’nın kilit sırdaşlarından biri haline geldiği noktaya dek ısınmaya devam etti. İstihbarat meseleleri ile daha geniş çaplı politika geliştirmeyi birbirinden ayrı tutmaya yönelik bu uygulamanın, ABD’nin uzun zamandır devam eden bir yaklaşımı olduğu söyleniyor.
Amerikalı yetkililer, bu olayı, kötü casusluktan ziyade, güvenin boşa çıkmasından kaynaklanan bir sorun olarak değerlendirdi. Bir kaynağın sözlerine göre, Mossad’ın, Türkiye ile 50 küsur yıllık işbirliğinden sonra, Türklerin İsrailli ajanları düşman bir güce ‘satacağını’ aklının ucundan geçirmediği yönünde akıl yürüttüler.
MİT Başkanı Fidan, Erdoğan’ın kilit danışmanlarından biri. Wall Street Journal’ın geçenlerde yayımladığı Fidan portresine bakılırsa, bu göreve geldikten sonra, ‘İddialara göre ABD ile İsrail’in topladığı hassas istihbaratı İran’a vererek, Türkiye’nin müttefiklerini sarstı.’ Journal, ABD’nin Hakan Fidan’ın Suriye’deki cihatçı isyancıları silahlandırdığına dair korkularına da dikkat çekti.”
Hakan Fidan’la ilgili başka bir değerlendirme de geçtiğimiz haftalarda Wall Street Journal’da yayınlanmıştı. “Türkiye’nin istihbarat şefi Suriye’de kendi yolunu çizdi” başlıklı haberde Fidan’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla birlikte Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki politikasının en önemli mimarlarından olduğu vurgulanıyordu. Haberde şu ifadeler kullanılmıştı: “ABD Türkiye’nin Suriye’ye ayrım gözetmeden silah ve savaşçı akışına izin verdiğine inanıyor ve zaman zaman bunlar aralarında Batı karşıtı cihatçılar da olan yanlış isyancıların ellerine geçiyor.”
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Türkiye’yi bölgede yalnızlaştıran Suriye politikasının mimarı olduğu yönündeki haberlerin Wall Street Journal’da yer almasını değerlendiren Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Bağımsız politika çizmeye çalıştığımızda hemen İran faktörü gibi yakıştırması yapılır” demişti. Atalay şu değerlendirmede bulunmuştu: “Neticede, ‘Türkiye istihbaratına ve istihbaratın başındaki kişiye güvenmiyoruz’ diyorlar. Bu haberin özü o. Rahatsızlar.”