Düşman Sendromu..!

.

18 Kasım 2013 Pazartesi 19:15

150 yıldır korkuyla yönetiliyoruz. ’’Biz gidersek kimler gelir’’ sorusu kafamızın üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Çatışma, düşman üretme ve buna dayalı korku üretimine dayalı siyasal sistemimiz, şimdiye kadar değişik argümanları kullanarak bizleri korkuttu.

     Komünistler geliyor, Faşistler kapıya dayandı, Şeriatçılar geldi gelecek, Aleviler, Kürtler, Ermeniler vs. vs. Birde bu argümanlara dayalı komplo teorileri, uyduruk hikayeler, kahvehane matbuatının tezviratı eklenince, bizi yönetenlerin ne kadar önemli, gerekli, vazgeçilmez olduklarını öyle bir belledik ki,6 defa giden Süleyman DEMİREL’i 7 defa geri getirdik.

     Tarihi tecrübe ile sabit oldu. Sistemin sabit düşmanlarının yanında ayrıca iktidara gelen siyasi partilerin oluşturduğu görünen, ‘’cahil halkın’’ göremediği düşmanlar ihdas edildi. Ak Parti bu düzeneği eleştirdiği için iktidar oldu ancak, geldiğimiz nokta itibariyle artık Ak Partinin de düşmanları var. Bu ruh hali maalesef iktidarı sarmalamış durumda.

     Başbakan, Bülent ARINÇ meselesini ima ederek ‘’Düşmanları sevindirmeyelim’’ dedi. Başbakan düşmanlarının olduğuna inanıyor. Bu öyle bir ruh hali ki; en samimi, en candan ,en hasbi eleştiriler dahi, bundan böyle Düşman konseptin de değerlendirilecektir. Elde bu hali besleyecek yeterince malzeme de mevcut.

    Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalar maalesef bu yönlü istismar da edilmiştir. Kasıtlı yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ama bu süreç Ak Partinin ruh halini etkilemiştir. Korku geleneğine yeni bir halka eklenmiş, Ergenekoncular bu Milletin yeni korkusu olmuştur. Ergenekoncular kapıya dayandı ,ha geldi ha gelecek korkusu yerleşmiştir. Biz gidersek onlar gelir telakkisi yeniden siyasetin ana unsuru olmuştur.

     Bizzat şahit olduğum çirkinlikleri hatırlıyorum. Bürokrasi de bir çok temiz insan ,şark kurnazı şebelek takımı tarafından ,yerlerine kendi adamlarını getirmek için Ergenekoncu yaftasına muhatap olmuşlardır. Adana da Ak Partide Milletvekilliği yapmış bir ağabeyimize ,önemli zevatın bulunduğu bir ortamda Ergenekoncu dendiğini şahidim.

    Bu ciddi bir sendromdur, 150 yıllık gelenek Ak Parti de böyle tezahür etmiştir. Dava süreci tamamlanınca kurtulduk diye sevinirken, sendrom bu sefer Gezi olayları münasebetiyle hortladı. Ak Partinin yeni düşman üretme nedeni zuhur etmiş oldu. Öyle konular anlatılıyor ki, Başbakan dahi anlam veremiyordur. Her gün yeni bir yalan üretiliyor.

     Komplo teorileri, istihbarat yalanları, uluslararası tezgah teraneleri havada uçuşuyor. Muhteris bürokratlar, basın, ve yer kapmak amacında olan siyaset esnafı artık utanmayı kaldırdı. Gezi eylemlerini Cemaate yıkmak isteyen dahi çıktı. Cadı avı başladı.

    Artık her ne olursa olsun , Ak Partiyi eleştiren herkes Ergenekoncu ve Gezi eylemcisi oldu. Kamuoyuna yansıyan ,yansımayan büyük zulümler yapıldı. Adana da namusu müseccel bazı bürokratlar, gezi eylemine destek veriyor gerekçesiyle, sudan bahaneler üretilerek görevden alındılar.

     Şuan bir bürokratı görevden aldırmanın, bir siyasetçiyi sahneden silmenin tek bir yolu var; Ergenekoncu yada Gezi eylemlerine destek veriyor dediğiniz an ,sendrom devreye girer ve o insan biter. Tersi de mümkün .Her türlü alçaklık ve düzenbazlığı aşikar olan kamu görevlisi yada siyasetçinin can simidi ise ,Gezi eylemlerine sövgü ,Ergenekon davasına övgüdür.

     Dikkat edin Ak Partide yerini garanti altına alanlar, Gezi eylemlerinde en fazla bağıranlardır. Gezi sonrası danışman olanlar, belediye başkanlığı garanti olanlar, görevden alınması farz olup alınmayanları bir gözden geçirin ne demek istediğimi anlayacaksınız.

     Önümüzdeki günlerde başlayacak olan tasfiyelerde ise ,Gezi sürecinde itidal tavsiyesi yapanları göreceksiniz. Hülasa; Bu memleket düşmansız yapamaz.

  

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.