Mandela'ya Sonsuz Saygı!

Dünyanın her yerinde saygı gösterileri yapıldı

07 Aralık 2013 Cumartesi 12:16

95 yaşında hayatını kaybeden Mandela için dünyanın her yerinde saygı gösterileri yapıldı

Sadece Güney Afrika’da değil tüm dünyada özgürlük ve barışın öncüsü Nelson Mandela’nın, önceki gece 95 yaşında ölmesinin ardından, tüm dünya saygı ve sevgilerini sunuyor. Güney Afrika’daki apartheid (ırk ayrımı) rejimi tarafından 1963’te hapse atılan ve 27 yıl hapiste kaldıktan sonra 1990’da kendisiyle birlikte ülkesini de özgürlüğe kavuşturan Mandela, ülkesinin ilk siyah devlet başkanı olarak, hiçbir intikam gütmeden, siyahlarla beyazları birleştirmek için elinden geleni yaptı ve ‘gökkuşağı ulusu’ idealinin temellerini attı. Hapiste olduğu dönemde beyaz ırkçı rejimi destekleyen Batı dünyasından ‘terörist’ muamelesi gören Mandela, bugün zamanımızın hiçbir liderine nasip olmamış bir sevgi ve saygı seliyle uğurlanıyor.

ABD BAYRAKLARI YARIYA

Dünya liderleri Mandela’nın ardından saygıyla eğilmek için sıraya girerken, ABD, Brüksel’deki AB merkezi, Britanya, Fransa ve Hindistan’da bayraklar yarıya indirildi, Fransa Dışişleri Bakanlığına dev bir Mandela posteri asıldı ve Birleşmiş Milletler’de saygı duruşunda bulunuldu. Britanya başkentinde parlamento meydanında bulunan Mandela heykeli ve Güney Afrika’nın Londra Büyükelçiliği’nin önüne efsanevi lideri anmak için insanlar akın etti. Mum yakan ve çiçek bırakan pek çok kişi, buketlere Mandela’ya duydukları sevgiyi anlatan “Bir ülkenin babası, dünya için ilham kaynağı” gibi notlar iliştiriyor.

TATA MADİBA’DAN SONRA

Güney Afrika’da ‘ulusun babası’nın ardından siyahlarla beyazlar birlikte ağlıyor. Baba anlamına gelen ‘Tata’ ile Mandela’nın geldiği kabilenin ona koyduğu ad olan ‘Madiba’yı birleştirerek, Tata Madiba’nın ardından yas tutuyorlar. Ama kendi geleneklerine göre. Tata Madiba için şarkı söyleyip dans ediyorlar.

Ülke çapında Mandela’nın kaldığı evlerin, Johannesburg’ta son nefesini verdiği evin ve naaşının kaldırıldığı hastanenin önünde binlerce kişi nöbet tutuyor. Duygu ve düşüncelerini ifade ediyorlar. Asthyn Ariel gibi: “Ben 1994’te doğdum. Sadece özgürlüğü biliyorum. Mandela olmasa özgür olamazdık.” 28 yaşındaki Sharon Qubeka ise endişelere tercüman oldu: ‘’Bence bundan sonrası iyi olmayacak. Daha ırkçı bir ülke olacağız. Herkes birbirine düşecek. Ülkeyi birarada tutak tek bir kişi vardı, o da Mandela’ydı.’’ Joseph Nkosi de ‘’Madiba’sız zenginler daha zenginleşecek ve bizi tümden unutacaklar. Biz kimsenin umurunda değiliz. Şimdiki siyasilerimize bakın, Madiba gibi kimse yok’’ diye konuştu.
Hepsi Mandela’yı örnek almış

ABD: Başkan Obama, kendisinin ABD’nin ilk siyah başkanı olmasının bir nevi taşlarını döşemiş olan Mandela’nın ardından duygusal bir konuşma yaptı. Obama, Mandela’nın hayatı ve eserleri üzerinde çalıştığını belirtip ’’Onun gibiler artık gelmiyor. Kendisini bir daha göremeyeceğiz. O artık çağlara ait’’ dedi.

AB: Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso, “Mandela tüm dünyada iz bıraktı. Onun ismi sadece kitaplarda kalmayacak; uzlaşı ruhunun, toleransın, özgürlüğün, cesaretin sembolü olarak bütün ulusların akıllarında ve kalplerinde yerlerini alacak” dedi.

Almanya: Başbakan Merkel, Mandela’nın ardından bir konuşma yapıp, “O bir insandan beklenebileceklerden daha fazlasını başardı. Ben de, onun hayatından esinlenmiş milyonlarca insandan biriyim”dedi. Almanya’da yas ilan edileceği ve kamu kurumlarında bayrakların yarıya indirileceği açıklandı.

Fransa: Cumhurbaşkanı Hollande, ‘yorulmaz savaşçının küresel özgürlük mücadelesinde bir ilham kaynağı olarak yaşayacağını’ dile getirdi.

Türkiye: Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan taziye telgrafları gönderdi. Gül, ‘’İnsanlık ömrünü barış, özgürlük, eşitlik, adalet, şeref ve haysiyet gibi evrensel değerlerin savunulmasına vakfeden bir demokrasi havarisini kaybetti” mesajı verirken, Erdoğan, “Afrika uluslarının olduğu kadar tüm dünya uluslarının kolektif hafızasında unutulmaz bir iz bıraktı. Halkı için verdiği onurlu mücadele yüzyıllar boyu saygıyla hatırlanacak’’ dedi.

Filistin: Hem Filistin Yönetimi Başkanı Abbas hem de Gazze’deki Hamas hükümeti, ayrı mesajlarında, ‘’Filistin halkı, Mandela’nın ‘Güney Afrika devrimi, Filistin halkı özgürlüğünü elde edinceye kadar hedeflerini tamamlamış olmayacak’ şeklindeki tarihi sözünü asla unutmayacak” dedi.

Muhammed Ali: Efsanevi boksör, ‘’Yüzyılda ondan önemli lider gelmedi. Mandela’nın ruhu asla ırksal veya ekonomik adaletsizlikler ya da nefret, intikam duygularıyla kirlenmedi. O bize affetmeyi öğretti, tüm kardeşlerimizin tüm renklerden geldiğini fark ettirdi’’ dedi.

Brezilyalı efsane futbolcu Pele: Dünya barışı için savaşan bir kahramandı, benim arkadaşımdı.

Real Madrid’in Portekizli forveti Cristiano Ronaldo: Twitter’dan Mandela ile beraber çektirdiği fotoğrafı yayımlayıp “Bizlere örnek bir miras bıraktın, hep senin yolunu takip edeceğiz’’ dedi.

Britanyalı efsane golcü Gary Lineker: Gezegenin en büyük lideri öldü.

“Gerekirse ölürüm”

1964’teki vatan hainliği davasında savunmasından: “Beyaz egemenliğine karşı savaştım, siyah egemenliğine karşı savaştım. Bütün insanların uyum içinde beraberce yaşadığı ve eşit fırsatlara sahip oldukları, demokratik ve özgür toplum idealini yaşatmaya çalıştım. Uğruna yaşamayı ve sonunda başarmayı umduğum bir ideal bu. Ancak gerekirse bu ideal için ölmeye hazırım”

1985’te Soweto mitinginde okunan mesajı: Afrikalılara çok fazla acı çektiren hükümete, şiddete son vermesi için vaaz vermek politik olarak doğru mudur?

1994 başkanlık konuşması: Birinin diğeri üzerinde egemen olduğu dönemi, bu güzel ülke asla, asla ve bir daha asla yaşamayacak. Bırakın özgürlük hüküm sürsün. Afrika, çok yaşa.”
Eskiden ‘terörist’ diyorlardı

Britanya’nın Demir Lady lakaplı eski başbakanı Margaret Thatcher, Mandela’yı ‘’Terör örgütü lideri’’ olarak niteleyip, Güney Afrika’daki apartheid rejimine uluslararası ambargo uygulanmasına yıllarca engel oldu. Beyaz ırkçı rejimin 1962’de Mandela‘yı yakalamasında CIA önemli rol oynadı. ABD Başkanı Barack Obama’nın selefi George W. Bush şimdi Mandela’nın ardından gözyaşları dökerken, Yardımcısı Dick Cheney ‘’Mandela’yı terörist diye nitelemekte sakınca görmüyorum’’ demişti. Niye mi demişti? Mandela, Obama’nın başkan seçildiği yıl olan 2008’e dek, ABD’nin ‘terör zanlıları’ listesindeydi.

IRAK İÇİN İSYAN ETTİ

‘’Dün bir terörist olduğumu söyleyenler bugün bana hayranlıklarını dile getirİyor’’ diye durumla alay eden Mandela, 2003’teki Irak işgaline sesini en çok yükselten lider oldu: “Başkanı basiretten yoksun, düzgün düşünemeyen bir gücün, dünyayı bir soykırıma sürüklemek istemesini kınıyorum. Hem Bush, hem de Blair, BM idealiNİ zayıflatıyor... Ağza alınamaz katliamlar işlemiş bir ülke varsa, orası ABD’dir. Onlar için insanların önemi yok. Japonya’da masumları öldürmeye karar verdikleri için mi şimdi dünyanın jandarmasıymış gibi davranıyorlar?”
15 Aralık’ta defnedilecek

Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma, sadece bir dönem başkanlık yapmış özgürlük lideri Nelson Mandela’nın, 15 Aralık’ta doğduğu köy Kunu’ya defnedileceğini duyurdu. Bir haftalık yas dönemine girildi. Yarınki ulusal dua ve tefekkür gününün ardından, 10 Aralık’ta Johannesburg stadyumunda anma töreni düzenlenecek. Naaş 15 Aralık‘a dek Pretoria’daki hükümet binasında katafalka konulacak.
Önce savaştı sonra barıştı

1918 doğumlu Nelson Mandela 1950’lerede arkadaşlarıyla birlikte apartheida karşı siyasi mücadeleye soyundu. 1960’ta Afrika Ulusal Kongresi’nin (ANC) yasadışı ilan edilmesiyle, diğer parti üyeleriyle beraber saklanmak zorunda kaldı. Bu sırada polisin 69 siyahı öldürdüğü Sharpeville katliamı, barışçı direnişin sonunu getirdi. ANC’nin başkan yardımcısı Mandela, ordu ve hükümet hedeflerine karşı silahlı mücadele başlattı. Hükümeti devirmeye çalışmaktan tutuklanıp yargılanan Mandela, 1964’te 46 yaşındayken ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Ama Mandela’nın 27 yıllık hapis hayatında direniş güçlendi. Mandela’nın hapsedildiği Robben Adası, eğitim merkezine döndü. Rejime tam uluslararası boykot ancak 1990’da sağlandı ve hükümet Mandela ile uzlaşmak zorunda kaldı. Devlet Başkanı FW de Klerk, ANC’ye yasağı kaldırdı, Mandela bırakıldı ve tüm ırkları temsil eden bir demokrasi için görüşmeler başladı. 1993’te de Klerk ile Nobel Barış Ödülü’nü alan Mandela, 5 ay sonra ilk demokratik seçimlerde ezici çoğunlukla başkan seçildi. 1990’da hapisten çıkarken hislerini “Beni özgürlüğe kavuşturacak kapıdan geçerken, öfke ve nefreti geride bırakmazsam, hapiste kalmaya devam edeceğimi biliyordum”diye aktaran Mandela, müzakere stratejisini “Düşmanınla barış istiyorsan, birlikte çalışmak zorundasın. O ancak böylelikle ortağın haline gelir” diye açıkladı. Beyazlara kin ve öç gütmek yerine onlarla eşitlik içinde bir hayat kurmaya çalışan efsane lider, kendisini azizleştirmeye çalışanlara da “Hep deneyen bir günahkarım” diye itiraz etmişti.
“Öcalan uzaktan Mandela’yı andırıyor”

Britanya’nın The Gurdian gazetesi, dünkü başyazısında, Mandela ile hapiste siyasi mücadele veren liderler arasında benzerlik kurarken PKK lideri Abdullah Öcalan örneğini de verdi: “Uzaktan bir benzerlik de, ada hapishanesinden destekçileri üzerinde olağanüstü hakimiyet kuran ve hatta şimdi Türkiye hükümetiyle bir anlamda eşit şartlar için müzakereler yürüten Kürt lider Abdullah Öcalan’la kurulabilir. Fakat, Öcalan’ı kült benzeri takip eden yandaşları Mandela’nın şablonuna uymuyor. Öcalan korkulan ve tapılan biri; Mandela ise saygı duyulan, sevilen biriydi.”

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.