MANİFESTO

Yazarımız Hüseyin Acarların kaleminden..

31 Aralık 2013 Salı 18:01

Dostlar ben bir rüya gördüm. Hayır, rüya olması imkânsız. Olsa ola bu bir kâbustu.

Bakışlarımız beyaz bulutlara karşı oburlu, Ay karşısında kahkahalarımız küstah, marşlara ayarlanan sesimizin yerini Marche Funebre Chop’in  op.35 si-bemol minor no.2 piyano sonatıyla kısılmıştı.  Şehirdeydik. Masada İngiliz viskisi bailes crushed ice ve rendelenmiş çikolatayla  duruyor, Fransız şarabına yaltaklanıyorduk…

  Arsa imar devşirmelerinde oldukça mahir arkadaşlarımızın Belediye makamına getirilişini kutluyorduk…

  O akşam akınlarda çocuklar gibi şendik!  O akşam dev gibi bir orduyu yenmiştik…

 KETEM(kanser tedavi merkezleri) cihazlarından milyon dolarlar devşiren “kurban”  masrafları çekiyordu…

 Asfalt yollara kilit parke faturası kestirenler kapıda kendilerine verilecek makam için bekleşiyorlardı…

 Çokta muttakilerdi. Ne kadar masum duruyorlardı…

 Biryandan medya maydanozlarına servis edilecek haberler, ulufeler diğer yandan da cihad hareketimizin nişanesi pozlar takınıyorduk…

  Ajitasyon tonlaması ayarlanmış ağlamaklı sesler kadraja giriyor, deklanşöre basılıyordu…

 Yan masada harıl harıl raporlar döşeyenler başka bir âlemde… Cephe gerisi  lağımcılar gibiydiler. lağımcımı dedim? Pardonatı kesira, levazımcılar gibiydiler.   Nede çok vatan millet için didiniyorlardı;

Avukat bayan dostunun badiresini üzerinden hala atamamış iffet yoksunu kıblesi geniş zat; erdemli insanlara iftiralar döşemekle meşgul…

 Yerel yönetimlerden cukkanın yollarını en iyi bilen zat, o saftirik görünümünün ardındaki tilki zekâdan fırlamalık harikası kelimeleri devşiriyor…

 Enerji nakillerinden yolunu yol etmiş aday; Bilo Ağa pozlarıyla memlekete kendinden başka hizmet edeninin olamayacağına ihlaslı yalanlar betimlemekle meşgul…

Yerini garantilemekle meşgul yeni memur ağabey, şeyh efendinin rüyasının tevilini yaparken çiğköfte servisini ihmal etmiyordu…

Kapıcıya verilmiş Fizilali Kuran Tefsirine ihtiyaç yoktu yaşasın florensalı makyevelli… Sen kimsin ki Ebu Zer?

“Ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu… Hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
kokak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak için saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri
meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola.”

Kan ter içinde uyandım. İyi ki bu bir kâbustu.

*İsmail Karanın Önemli eserinin ismidir “şeyh efendinin rüyası”

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.