Ak Parti’nin haklı yada haksız biçimde zor durumda kaldığı zamanlar da, belli başlı insanlar ön plana çıkararak , olası taarruzlara karşı kendilerini siper etmişlerdir. 10 yıldır Ömer ÇELİK hiç şüphesiz , böylesi durumlar da ön plan da görmeye alıştığımız önemli figürlerden birisi.
Ak Partiye açılan kapatma davası sürecinde tavrını net hatırlıyorum. Hatta sözüne güvendiğim değişik şehirlerin eski Milletvekilleri, Kapatma davasına karşı yayınlanan sert bildiride bariz şekil de Ömer Bey’in dahli olduğunu söylediler.
Daha sonra Ak Parti eksenli tartışmalar da ortaya koyduğu tavır kamuoyunun malumu. Kendisiyle yapmış olduğum bir sohbette, karşımız da oturan felli kelli Ak Parti kurmaylarını gösterip ‘’Bunlar Başbakanın çalışma arkadaşları, biz ise Kader arkadaşlarıyız ‘’demişti. Karşılıklı olarak bu ‘’Kader arkadaşlığının’’ tezahürlerini gördük.
Yukarda resmetmeye çalıştığım istikrarlı serüven, Ömer bey’in Kültür ve Turizm bakanı olmasıyla birlikte akamete uğradı. Bakan olduğun da Şehrini seven bir Adanalı olarak tabi ki sevindik ve bu minvalde yazılar yazdık. Lakin ben bakan olmasını tenzili rütbe olarak gördüm.
Başbakanla sabah akşam beraber olmak yerine, yirmi beş kişiden biri olmak arzu edilecek bir durum değildir. Bu durumun Ömer ÇELİK’in isteğiyle olmadığını her geçen gün daha iyi anlıyorum. ÇELİK bakanlıkta mutsuz ve isteksiz. Bakanlıkla doğru dürüst ilgilenmediği artık aşikar. Çoğu kez kamuoyun da, bakanlık dışında kendisiyle alakalı olmayan konular da açıklama yapıyor. Dış işleri , Milli siyaset ve benzeri konular da açıklamaları devam ediyor.
Lakin son aylar da tamamen sessizliğe büründü. 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonu sonrasın da oluşan Ak Parti’nin yeni konseptin de Ömer ÇELİK sesi duyulmuyor. Bu arada bir şerh düşeyim . Geçmişte Ak Parti’nin mücadele ettiği haksız uygulamalar ile bugünkü 17 Aralık operasyonunu aynı kefede değerlendirmiyor, bugünler de Ak Parti’nin tartıştığı konularda kahir ekseriyet haksız olduğuna inanıyorum.
Asli konumuza dönecek olursak; sözüne güvendiğim insanlar ve sıradan bir hesap olmadığına kanaat getirdiğim Twit Ankara hesabında yazılanlar, Ömer ÇELİK’in rızası dışında gelişmelere muhatap olduğu yönündedir.

Başbakanı çok ciddi şekilde etkileyen Yalçın AKDOĞAN’ı ömrümde bir defa Adana’ya geldiğinde tanımış, yarım saat sohbet etmiştim. O günden bu yana kaygılarım mevcuttur.
Ömer ÇELİK’in Adana siyaseti ,yerel hamleleri ve tercihleri bu köşeyi takip edenler bilir ki, tarafımızdan eleştiri nedenidir. Adana ölçeğinde yapmış olduğu hamlelerin tamamına yakınının yanlış olduğunu kendisi de görmüştür. 3. Dönemin sonunda yapmış olduğu son hamle Abdullah TORUN bey’in aday edilmesidir. Şu an için bu konu hakkında konuşmak erken, 1 Nisan 2014 Sabahı doğru tarihtir.
Ak Parti’nin genel siyasetinde etkili olan Ömer ÇELİK’in bakan olmasıyla bu etkiyi kaybettiği ve Baş Bakan’ın siyasi baş Danışmanı Yalçın AKDOĞAN’ın görüş ve önerilerinin geçerli olduğu gerçeği, Ömer bey’ in sessizlik nedeni olabilir mi? Son aylar da olup biten akla ziyan uygulamalar Ömer Bey’e böyle bir karar aldırmış olabilir mi?
Benim tüm olup bitenlerden anladığım, Son aylar da Ömer Bey’in Ak Partinin gidişatından memnun kalmadığı , olup bitenlere rızasının olmadığı yönündedir. Bakan yapılmasının da, saray çekişmesinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum.