Yasa dışı dinlemeden haberleri var mıydı?

Yasa dışı dinlemeden Erdoğan ve Gül'ün haberi var mıydı?

15 Ocak 2014 Çarşamba 13:23

Fethullah Gülen'in telefonlarının dinlenmesi ve konuşmalarının servis edilmesi sonrası Türkiye'de dinleme skandalları yeniden gündeme geldi.

Zaman Yazarı Bülent Keneş, Başbakan Erdoğan'a "bu dinlemeler sizin bilginiz dahilinde mi yapıldı ve servis edildi" diye sordu. Özellikle Hükümet çevrelerinden "kasetler ve dinlemelerle" ilgili ortada hiçbir delil yokken Cemaati zan altında bırakacak açıklamaları hatırlatan Zaman Yazarı  Keneş, "Gerek Baykal’ın, gerekse MHP’li vekillerin servis edilen mahrem görüntülerinin faillerinin aradan geçen 3 yıla rağmen hâlâ bulunamamış olması, hükümeti zaten zan altında bırakmaktaydı. Hocaefendi’nin yasa dışı dinlenen telefon görüşmelerinin servis edilmesi bu zannı şüphe bırakmayacak şekilde güçlendirmiştir. Üstelik bundan sonra servis edilmesi muhtemel tüm yasa dışı ses ve görüntü kayıtlarının da adresi artık tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır." ifadelerini kullandı.

Bülent Keneş yazısında sözkonusu dinlemelerle ilgili Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'e de bazı sorular yöneltti.

Başbakan'a "bu dinlemeler sizin bilginiz dahilinde mi yapıldı ve servis edildi" diye soran Keneş, Cumhurbaşkanı Gül'e de "Bu konuda herhangi bir bilginiz var mı" diye sordu.

İşte Bülent Keneş'in Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan'a yönelttiği sorular;

- Yasa dışı dinlemeler her alanda mikro düzeyde yürüttüğü yönetim anlayışıyla bilinen Sayın Başbakan’ın bilgisi dahilinde mi yapılmış ve servis edilmiştir?

- Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu konu hakkında herhangi bir bilgisi var mı?

- Şayet bilgileri varsa böyle bir şeye neden ihtiyaç duyduklarını kamuoyuna açık yüreklilikle anlatmalıdırlar. Yok eğer herhangi bir bilgileri veya talimatları yoksa bu yasa dışı dinlemeleri yaparak anayasal suç işleyen ilgili devlet kurumlarının yetkililerini ve bu yasa dışı dinleme kayıtlarını servis edenleri ortaya çıkarmaları, bu skandalın hukuki gereği neyse yapmaları gerekmez mi?

Öte yandan, organize ve koordineli bir şekilde yapıldığı görülen yasa dışı dinleme kayıtlarının internette servise konulmadan önce belirli çevrelere önceden ulaştırıldığı da anlaşılıyor. Erken baskı yaptığı için pek çok önemli son dakika haberini atlamakla bilinen Akit gazetesinin yasa dışı dinleme kayıtlarını sürmanşetten vermiş olması, bu şüpheyi güçlendirmektedir. Yasa dışı telefon dinlemelerini yaparak, servis ettiğinden şüphelenilen MİT ile Akit Gazetesi arasında belli ki çok sağlam bir iletişim ve işbirliği söz konusudur. Oldum olası en aşağılık şahsiyet cellatlığı örneklerine imza atmaklığıyla bilinen Akit Gazetesi’nin MİT’in tetikçiliğine gönüllü olması doğrusu hiç de şaşırtıcı değildir.

Hocaefendi’nin telefon konuşmalarını yasa dışı dinleyen ekipler, aslında uzunca bir zamandır Türkiye’de yasa dışı dinlemeleri ve hedefe konulan isimlerin gizli çekilmiş mahrem görüntüleri de kimlerin yaptığına dair güçlü bir fikir vermektedir. Başbakan Erdoğan ve çevresindekilerin bu konuda doğrudan ya da ima yoluyla sürekli Hizmet Hareketi’ni zan altında bırakacak şekilde yaptığı suçlamaların ve açık iftiraların içinin ne kadar boş olduğu da bu menfur vesileyle görülmüştür.

BAYKAL VE MHP'LİLERİN KASETLERİ...

Sahi eski CHP  Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’la ilgili gizli çekilmiş mahrem görüntüleri seçim meydanlarında bile kullanmaktan çekinmeyen bir çevreden ne beklenebilir ki? Gerek Baykal’ın, gerekse MHP’li vekillerin servis edilen mahrem görüntülerinin faillerinin aradan geçen 3 yıla rağmen hâlâ bulunamamış olması, hükümeti zaten zan altında bırakmaktaydı. Hocaefendi’nin yasa dışı dinlenen telefon görüşmelerinin servis edilmesi bu zannı şüphe bırakmayacak şekilde güçlendirmiştir. Üstelik bundan sonra servis edilmesi muhtemel tüm yasa dışı ses ve görüntü kayıtlarının da adresi artık tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.

Çıkarılan korumacı yasalarla dokunulmaz bir frekenştayna dönüştürülen MİT üzerinden dizayn edilen ‘Muhaberat Devleti’nin ülkeyi getirdiği durum nereden bakılırsa bakılsın dehşet vericidir. Yaşananlar “Acaba toplumun önde gelenlerinden ne kadarı MİT tarafından yasa dışı şekilde dinlenmektedir?” sorusunu da akıllara getirmektedir.

Belki binlerce masum insan gibi Hocaefendi’nin de telefon konuşmalarını hukuksuz bir şekilde takibe alan MİT’in 34 gencin öldürüldüğü Uludere katliamı, Başbakanlık’taki dinleme cihazları ve benzeri karanlık olaylardaki beceriksizliği de belli ki kasti bir beceriksizlik niteliğindedir. Ya da masum insanları yasa dışı takibe o kadar büyük enerji harcıyor olmalı ki MİT, asıl işini yapmaya ne vakti ne de imkânı kalmaktadır.

Peki bu hukuksuzluk karşısında sorumluluk makamında olanlar ne yapmayı düşünüyor?

- Yetkisi olmadığı halde tüm telefon görüşmelerini yasa dışı dinleyen ve aldıkları kayıtlardan hizmet ettikleri siyasî iradenin işine gelenleri manipülatif bir şekilde servis eden çevrelerin bu hukuksuzluğu karşısında Cumhurbaşkanı, Meclis ve ilgili devlet kurumları bir şeyler yapmayı düşünüyor mu?

- Bu güzel ülkenin keyfîliğin, kural bilmezliğin ve hukuk tanımazlığın yeni norm haline geldiği 5. sınıf bir kabile devleti görüntüsüne bürünmesine sessiz mi kalınacak?

- Herkesin gözleri önünde yapılanların bir anayasal suç olduğu görmezden mi gelinecek?

En temel hak ve hukuk ilkelerinin yanı sıra açık bir anayasa ihlali olan bu suç karşısında hak ve hukuka saygılı olan hiçbir çevre ve otorite sessiz kalamaz, sessiz kalmaları kabul edilemez. Çünkü Anayasa’nın 20. maddesinde geçen “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz”; Anayasa’nın 22. maddesinde yer alan “Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır” ve Anayasa’nın 25. maddesindeki “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” ifadeleri yasa dışı dinlemelerin ve bu kayıtların servis edilmesinin açık bir anayasal suç olduğunu ortaya koymaktadır.

Unutulmamalı ki, kimsenin mahreminin güvence altında olmadığı, siyasî emellerle kişi mahremiyetinin en hoyrat bir şekilde ihlal edildiği bir ülke belki hoş olmayan pek çok şekilde tanımlanabilir ama özgürlükçü bir demokrasi ve hukuk devleti olarak asla tanımlanamaz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.