“Bu çok sağlam surlu şehirden de geçtim
Beni yalnız yarasalar tanıdı
Az kalsın bir bağ bekçisi beni yakalayacaktı
Adım hırsıza da çıkacaktı
Her evde kutsal kitaplar asılıydı
Okuyan kimseyi göremedim
Okusa da anlayanı görmedim
Kanunlarını kâğıtlara yazmışlar
Benim anılarım gibi(Sezai Karakoç, Hızırla Kırk Saat; I)”
Amman sabahlar olmasın modunda uyan uyanmakla uyumak arasında elektrik çarpmış suratınla aç mübarek ağzını. Bin bir türlü küfür sırala yüzünü yıkarken. Efendi görünmen, iş yeri adabı muaşaratı gereği traş ol! Dudaklarında iyi kötü çirkin müziğinin ıslığı ya da “Karadayı”nın ıslığı olsun! Yine de bir işin var! Otobüse, dolmuşa vapura, trene metrobüse metroya tramvaya yetiş. Kim tutar seni! Çocuklarınla kahvaltı yapacak vakit mi var? Durma koş, koştur!
Toplu taşımalarda seni taşıyan makinaya mı bindin omu sana biniyor bilinmez ama mal mal otur;
Mal mal oturmayacaksan ayakta kaldıysan kıl kıl etrafı kestir! Yandaki mal mal bakınan birisi ile mal mal belediye başkanının çok çalışmadığından veya hükümetten dem vur! Son cümlen “hepsi hırsız ama!” olsun.Koyun koyuna gidersiniz işte Mal gibi Malca muhabbet et;
Onu da yapmayacaksan kulaklığını takıp mal mal hiçbir zaman anlayamayacağın dilde şarkılarıyla rihanna dinle Müslüm Babanın kemiklerini sızlat(!) müzik dinle;
Yeni bir iş gününe başlamak üzere pohaça falan ye;
Bilgisayarı aç;
E-postaları kontrol et; Facebookta bildirim oku. Okkalı bir laf savur tweetera retwitlemesi için geyik muhabbetli dostlara mesaj at muhafazakâr dualarla.
Öğle yemeğine kadar başkasının (işvereninin, patronunun, çobanının, sahibinin) buyrukları doğrultusunda yapman gereken otomatize işleri yap;
Bu sırada fırsat bulursan etrafındaki senin gibi mal birileri ile mal mal muhabbet et son aldığın mobilyanın renginin erguvan olmasının ne kadar isabetli olduğunu ve değerinden ucuza kaç taksitle aldığını söyle mesela. Ya da kilo almaya başladığını, bunun için yürüyüş sporu-nasıl bir sporsa- yapman gerektiğini söyle. aptal bir diziyi salak bir dizi ile karşılaştır, bir prodüksiyon malı şarkıcı, oyuncu ya da bilmem ne olan bir idolün senin için ulaşılamaz geri zekalı hayatıyla ilgili bir şeyler söyle, hafta sonu huşu içinde koridorlarını tavaf ettiğin alışveriş merkezi tapınağındaki mukaddes zaman dilimlerinden her ne kitabı mukaddesten pasajlar bilmesen de ameldeki çabalarının seni kurtaracağını düşün ve mutlu ol. Cuma namazında hutbenin hemencecik bitmesinin sende bıraktığı şeytani keyf kadar güzel di mi? orada gördüğün kokona birinin yürüyen merdivende neredeyse düşecek olmasının komikliğinden bahset!
Öğle yemeğine sen gibi mal olan kravatlı dik adamlarla yemeğe git! yemekler arasında topu topu bir kaç tane olan kombinasyondan beyninin mideye saldırttırdığı hormonlar ve salgılar doğrultusunda birini seç, seçtiğin kombinasyon hakkında her zamanki gibi anlamsız anlamsız telefon görüşmeleri yap! Konuş, yemeği beğen, yemeğe laf de geğir! Veya ezberindeki başka bir şey de; çık bir kaç dakika dolaş, ama sakın ha mesai başlangıcını kaçırma!
Sahiplerinden hiyerarşik olarak bir üst titre sahip kendi de bir köle olan efendinin direktiflerine ve beklentilerine uygun olarak, sen olmasan yerine geçecek büyük dişlinin başka bir parçasının da rahatlıkla yapabileceği, senin için dünyanın en önemli işini yapmaya devam et ve ne kadar önemli bir insan olduğunla gurur duy! Ne kadar da coolsun. Şekilsin be!
Arada “3 in 1″ bir kahve iç ya da poşet çay iç veya zayıflatıcı olduğu söylenen adı “Meyve çayı” olan yüzde yüz katkısız renkli sıvılardan iç, bu arada muhabbet et (işlerin aslında Slk-Mnyk Yöntemi ile daha verimli olacağından bahset, CRM, NLP gibi aptal bir üç-dört harfli kısaltmanın yeni trend olduğunu falan söyle;
Microsoft’tan, Google’dan, Japonlardan, maksimum verimden, yeniliklerden, en son çıkan tool’lardan bahset, bahset ki herkes senin ne kadar bilgili olduğu görsün, bahset ki yeri doldurulamaz bir köle olduğun fark edilsin, bahset ki hiyerarşik olarak bir üstünde bulunan efendi-köle (veya köle-efendi)nin gözüne giresin de bir gün birine ihtiyaç olursa akla gelecek ilk kişi sen ol, sen ol da önüne konan mamanın miktarı artsın, mama miktarın artsın ki araba alabil, ya da üst modele geç, ya da alışveriş mabedinde daha havalı görün, ya da daha tarz ol, ya da herkesin göremediği alengirli markaların logoları ilk kez senin olan elbisende, eşyanda görülsün, ya da bir gün gerçekleştirmeyi düşündüğün bir hayalin -hâlâ aklına gelebiliyorsa- ona ulaşabilme yolunda bankadaki hesabın biraz daha büyüsün, ya da bir gün emekli olduğun zaman -bir gün bir sebeple değişmeyerek kalırsa- yapmak istediğin o çok “anlat anlat bitmez” şeyi yap, Mısır’daki devasa piramitleri gez, Moğolistanın ayak basılmamış bozkırlarında dolaş, Fransa’nın köle kanı bulaşmış elmaslarla yapılmış muhteşem ara sokaklarında prostatlı hâlinle gez, menopoz olup kırışmış ama onlarca merhem karışımı acayip kimyasallarla gergin gibi duran fakat aslında mumyadan farksız makyajlı suratınla gülücükler saçarak Hindistan’ın otantik mekanlarını dolaş, yürümekte zorlandığın için zar zor gidebildiğin tatil beldesi sahilinde yürüdükçe sallanan varisli bacaklarınla tur at!
Daha çok çalışırsan daha fazlasına sahip olacağını düşün ve motive ol;
Sen çok Modern düşünen bir muhafazakârsın. Dini bütün bir adamsın sen ne büyük insansın!
Mesainin sonlarına doğru çok çalışmış da biraz internette takılma hakkı elde etmiş gibi hareketler yap, internette gördüğün komik bir şeyi (tabi efendinin efendileri filtre koymamışsa web’e) dünyanın en mutlu insanı edası ile dünyanın bir başka en mutlu insanı olan alttan alta gıcık olduğun arkadaşınla paylaş;
Bir karikatürü bir arkadaşına göster ve “ayy bayılıyorum bu adamın karikatürlerine” de;
Mesai bitme vakti geldiğinde Pavlov’un evlatlıkları kuralı gereği hemen açık olan programları bitir, bilgisayarı kapat;
Her defasında yaptığın gibi hızlı adımlarla servise git;
Serviste gayr-i ihtiyari olarak çok mütebessim ol, “oh be bir gün daha işin sonu geldi” de, “oh be eve gidiyorum” sayıkla;
Evde akşam yemeği yerken bir yandan da televizyon izle, televizyondaki aptallıkları ağzını açarak seyret, programlarla ilgili yorumlar yap “Bu adam gerçekten çok yetenekli ya” “Aa dizinin kahramanı meğersem diğer karakterle şöyleymiş..bıdı bıdı bıdı..” falan gibi şeyler konuş;
Haberleri seyret, -eğer dandik işinden başka konuşmak istediğin bir şeyler varsa ve gerek duyuyorsan- ülkenin gidişatı hakkında sohbete dal, “Şunlar aslında böyle, bunlar aslında şöyle, diğerleri de şey olabilir, aslında ülkenin kurtulması için şunu yapmak yeter artar bile, sonra bak bakalım sorun kalır mı” falan de, -eğer aklına gelirse- akşam yemeğinden sonra çay içerken çocukluk günlerine git, eski güzel günlerden bahset;
Amcandan, dayından, şimdi rahmetli olmuş dedenden, ninenden ve eski zamandaki fakir ama gitgide hiç bir tortusu kalmamak üzere olan mutlu günlerinden bir şey kalmamış mâzine git, ama fazla dalma. Az sonra “O SES Türkiye var! onu kaçırmaman lazım, kaçırırsan yarın işyerinde herkes, herkesin bildiği şeylerden bilmezsen kara cahil kalırsın be! Yapma bunu senin gibi aydın ülke insanı bunu yapmamalı!
Yatmadan önce “Abooov, saat ne hızlı geçmiş” diyerek bir gün sonrasının planlarını yap, “Ütülü gömlek var mı?”, “Pantolonla gömlek birbirine uyar mı?”, “Banyo yapmalı mıyım?”, gibi şeyleri gözden geçir, depresyon terapinle ilgili bir daha düşün, sosyalleşmek için etkinliklerine katıldığın dernek faaliyetlerini hatırla, “anti-depresanın bitmek üzere miydi?” bunu anımsa;
Sabah her zamanki vakitte çalacak olan saatine son bakışını yap, lambayı kapat ve bir gün sonraki yepyeni gün dinç olmak üzere uyu..
–hafta sonu–
Bugün saat kurma, çünkü haftalık uyku şarzını en iyi haftasonu yapabilirsin, 11:00 gibi kalk; bugün traş olmana, üniformalarını giymene (takım elbise, kravat, gömlek, ütülü pantolon) gerek yok, rahat eşofmanlarınla kal, “ohhh, özgürlük bu işte!”;
Beş gündür yapmak için hayal kurup durduğu şeyleri yap (alışveriş merkezine git, ama bu sefer farklı bir alışveriş merkezine git, “Silly Planet Market”e gittin mi hiç, orası manyak bir yermiş, 50 tl ve üzeri alışverişlere çekiliş yapıyomuş, Apptal Store da Türkiye’de ilk kez orada açılmış daha önce gitmediysen kaçırma, haa bir de sempatik bir isme sahip Gerr’zk Outlet’de süper indirim varmış 230 tl lik huniyi 79,99 tl’ye satıyorlarmış Gabi Kart’a 6+3 taksit, üstelik ödemeye iki ay sonra başlıyorsun;
Sinemaya git, o çok yakışıklı dediğin yedinci kez evlenen adamın ya da güzeller güzeli “Weriggy Kashar ” adlı kadının -gerçi geçen gördüğün makyajsız hâli çok kötüydü ama olsun hayallerini sınırlama- son çıkan filmini izle;
Büyüklerini ziyaret edecektin, babanı en son dört buçuk ay önce bir cenazede görebilmiştin, yeğenlerin falan vardı hani bebekken görmüştün de şimdi ilkokula başlamış olanlar var ya! Amaan boş ver müsait bir zamanda gidersin, devasa alışveriş mekânında fazla yürüdün ya çok yorulmuş olmalısın veya evden dışarı hiç çıkma hafta sonu zaten hemen geçiveriyor. Düşündüklerini haftaya yaparsın.
Alakan yok ama kitabın birinden bir not bir gün işine yarayabilir. Sana son söz olsun.
“İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil’. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!” (ELİF ŞAFAK AŞK)