Başbakan'ın 'vaiz lobisi' sözlerine tepki yağdı

Başbakan Erdoğan’ın vaiz lobisi söylemine siyasiler ve sendikalar tepki gösterdi.

03 Şubat 2014 Pazartesi 11:48

 

CHP’li Tanrıkulu, Başbakan Erdoğan’ın kullandığı üslubun yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla düştüğü psikolojik durumdan kaynaklandığını söyledi. MHP’li Vural ise “Başbakan kendi kendine düşman üretiyor” dedi. İşte o görüşler:

DiNLEME EKiBi KURDU

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural: Kendisi imam hatibi bitirmiş ama iftira hatibi olmuş. İnsanları tahrik eden, iftira atan hor gören bir zihniyet imam hatipten herhalde dersleri takmış birisi olsa gerek. Kendisi faiz lobisine hizmet ediyor. Dolayısıyla asıl rüşvetin ve yolsuzluğun üstünü örtmek için bağış ve hayır kullanan kendisi. Yalan yanlış vaizlerle kendi pis işlerinin üstünü örtüyor.

Vaiz lobisi ifadesi dini camiaları hedef alan bir açıklama. Kendi kendine düşman üretiyor. Kendi kendiyle savaşıyor. Bir aynaya baksa bu işlerin sorumlusunu görecekte, iyi olur. Yolsuzluk ve rüşvetin üstünü örtmek için her türlü, her şeyi kullanıyor. Yargıya ve emniyete müdahale ediyor. Hazırlanan iddianamelerden birçok delilin karartılması söz konusu. Yargıya savaş açmış açıkçası. Kendisi bu işin başında olduğu için, bu şekilde Başbakan bir suçluluk kompleksi içinde davranıyor. Bu tüm yaptıkları da iddiaların doğru olduğunu ve daha büyük olduğunu ispatlıyor.

Başbakan’ın abdesti şüpheli namazı olmaz yani. Yasa dışı dinlemelerden görülüyor ki, dinleme ekibini kuran kendisi. MHP üzerinde oynanan kasetleri kullanan da kendisi, dinlemeleri kullanan da kendisi. Mahkeme tarafından yapılan tespitler ve dinlemelere cevap vermeli. Villa pazarlığından bahsetmesi gerekiyor Başbakan’ın. Buradan bakıldığından bu yasa dışı dinlemelerin kimler tarafından yapıldığı gayet açık ve net. Türkiye’nin haberleşme özgürlüğündeki tek engel Başbakan ve AK Parti’dir. Bütün yasa dışı, her türlü aracı iktidarda kullanmak için mubah gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu dinlemeleri malzeme yapanlar aslında, Cumhurbaşkanı’nı dinlemiş derken şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar.”

Dini siyasete alet ettiğinin göstergesi

DSP Genel Başkanı Masum Türker: Türkiye’de vaizlerin terfi ettirilmesi, yükselttirilmesi vaizlerin işe alınması ve başka görev ve bakanlığa atanması bu Başbakan döneminde oldu. Bunlara ilaveten Güneydoğu Anadolu’da mele olarak adlandırılan kesimi işe alanda kendisi, şimdi bu kişilerin görevi Diyanit İşleri tarafından çeşitli şekillerde camilerde dini nasihatlerde bulunmak, geçmişteki tecrübeleri dini açıdan değerlendirmek. Bunların sendikası da Memur-Sen’e bağlı. Memur-Sen’de Fethullah Gülen’e karşı bildirge yayınlayan sendika. O zaman demek ki organize olan vaizlerin lobisi Başbakan’ın kontrolünde.

Burada Başbakan vaiz lobisinden çok Fethullah Gülen’e hakaret etme amacı gütmüştür. Daha düne kadar Fethullah Gülen’i din adamı olarak tanıtıyordu. Herhalde çevresindeki akıl hocaları buna Fethullah Gülen’i din adamı yorumcusu olarak değil, resmi olarak görev yaptığı vaizlikle suçlamak amacıyla böyle yapmışlardır. Başbakan düzeyine gelmiş biri tutarsız olmamalı, bir öyle bir böyle dememeli. Düne kadar söylediği her şeye söylediği sözleri kullanmak için alim düzeyine çıkaran Başbakan şimdi böyle yaparak imamlara ve vaizlere hakaret etmiş oluyor. Onları yok sayıyor. Dini referans göstererek din adamlarının desteğiyle gelmek için her şeyi yapan Başbakan, dini siyasete alet ettiğinin bariz bir göstergesidir. Bir vaiz lobisinin olması için camilerde Erdoğan aleyhine ya da bu Türkiye’nin içinde bulunduğu durumla ilgili vaizde bulunmaları gerekir. Tam tersine bakıldığında camilerde Erdoğan’ın tüm politikalarını desteklendiğini görüyoruz. Bu olayı bana karşı bir yapılanmadır diye göstermesine gerek yok.

Bence Erdoğan kendi kafasındaki yapıyı oluşturmak için, kendisinin iktidar olmasını sağlayan tüm dini gruplara gözdağı vermeye çalışıyor. ‘Ya benim yolumda yürüyeceksiniz ya da sizi aynı şekilde aşağılatacak yapılar yaparım’ diyor. Kendisine gelen anket sonuçlarının olumsuz olduğunu görenler panik halindedir. Kayıt dışı dinlemeler doğru değildir. Fethullah Gülen kayıtları Başbakan’ın adamları arkadaşları tarafından yapılmıştır. Başbakan için o gün ne düşünüyorsa o gün meşrudur. Kendi düşüncesine aykırı olan her şey gayrimeşrudur. Türkiye tek adam tarafından yönetilir hale geldi. Vaizlerin işe alınması başka görevlere verilmesi genellikle bu Başbakan’ın döneminde oldu.

Hakaret ediyor

Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk: Vaiz denildiği zaman yüce dinimizi vaaz eden insanlar olarak anlarım. Yüce dinimizi vaaz eden insanları vaiz lobisi olarak adlandırmak da güzel olmaz. Son derece yanlış bir ifade. Bir insanla ilgili bir değerlendirme yapıyorsanız, kanaatiniz varsa o insanın adını verirsiniz. Ama vaiz lobisi denildiği zaman biz din adamlarını anlarız. Bizim dinimizde ruhban sınıfları yoktur. Hıristiyanlık gibi değildir. Ruhban sınıfı Hıristiyanlık anlayışında vardır. Vaiz lobisi olarak tanımlayacağımız insanlarda yoktur. Dinle uğraşan insanlar lobi diye isimlendirilmez. Dinimizi vaaz eden insanlara herhangi bir lobi benzetmesi yapmak bu insanlara hakaret olarak algılanır. Başbakan’ın bu ifadesi Başbakan üslubuyla örtüşen bir anlayış olmamıştır.

BU ÜSLUP FAYDA GETiRMEZ

SP Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Bi­rol Ay­dın: Tür­ki­ye­’de si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rı­nın, ce­ma­at­le­rin, ka­na­at ön­der­le­ri­nin ve on­la­rın et­ra­fın­da top­la­nan in­san­la­rın çok do­ğal ola­rak nü­fus alan­la­rı­nı ve et­kin­lik­le­ri­ni ar­tır­ma gi­ri­şim­le­ri var­dır. Baş­ba­kan üs­lu­bu doğ­ru de­ğil. Ül­ke­yi ge­ren ku­tup­laş­tı­ran üs­lup kul­lan­ma­sı doğ­ru bir yak­la­şım de­ğil­dir. Tür­ki­ye­’ye ve bu di­li kul­la­nan­la­ra fay­da ge­tir­mez. Gü­nü kur­tar­ma­ya yö­ne­lik açık­la­ma­lar ya­pı­lı­yor. Her se­çim ön­ce­si ol­du­ğu gi­bi Tür­ki­ye kamp­laş­tır­ma se­nar­yo­la­rı­na ma­ruz bı­ra­kıl­mış­tır. Bu dil bu ka­dar aşı­rı ise da­ha yo­ğun bir bek­len­ti var­dır ya da birta­kım ka­yıp­la­rın gi­de­ril­me­si için bu dil kul­la­nı­lı­yor. Tür­ki­ye­’nin son bir­kaç ay­dan be­ri­dir ya­şa­dı­ğı sü­reç ik­ti­dar par­ti­si­nin ve yet­ki­li­le­ri­nin di­li­ne ha­kim olan üs­lup doğ­ru­su Tür­ki­ye fay­da sağ­la­yan so­nuç çı­kar­maz. Hü­kü­met eden­ler, ya­ni ai­le re­is­le­ri her or­tam­da önü­ne gel­di­ği gi­bi ko­nu­şa­maz. Ka­bul ede­riz ya da et­me­yiz bir­çok in­sa­nın ca­nı­nı yak­sa da bir hu­kuk var ve iş­li­yor. Tür­ki­ye­’de ya­şa­nan bü­tün sü­reç be­lir­len­miş. İd­di­ala­rın üs­tü­ne gi­dil­me­li. Yol­suz­luk, rüş­vet, ya­sa­dı­şı din­le­me id­di­ala­rı­nın üze­ri­ne vic­da­nı ye­di­re­me­ye­cek ve bel­li hu­kuk sı­nır­la­rı için­de gi­dil­me­si ge­re­kir. Ada­let çer­çe­ve­si için­de her­ke­se ce­za­sı­nın ve­ril­me­si ge­re­kir.

BiR GÜN BUNLARI SORARLAR

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu: CHP’den AK Parti’ye geçen milletvekillerini kim ikna etmişti diye sormak gerekir. Başbakan sorunu kendisinde ve kendi politikalarında arayacağına böyle bir suçlamada bulunması kabul edilemez. Bu ayrıca Başbakan’ın içinde bulunduğu psikolojiyi de gösteriyor. Sorun kendisinde istifa edenlerde değil. Sorun Başbakan’ın oluşturduğu kaos ortamında ve bunu kabul etmeyen yaklaşımlarında. O yüzden böyle korku oluşturup o lobi bu lobi göstermesine gerek yok. Eğer böyle bir lobi varsa gereğini yapmalı. Neden yapmıyor 11, 12 yıldır? Başbakan’ın kendisini eleştiren karşı çıkan bütün kesimleri aşağılayan, suçlayan, birer savaş kavramı olan hain ve ihanetle itham etmesi aslında kendisinin içinde bulunduğu çıkmazı gösteriyor.

Başbakan’ın yapması gereken bu tür kavram ve ithamları kullanmak değil. Asıl yapması gereken kendi yakın çevresinin içinde bulunduğu rüşvet ve yolsuzluğu ortaya çıkaracak, yargı önüne çıkaracak mekanizmaları açık tutmaktır. Bunu yapacağına yargıya ve güvenlik güçlerine baskı uygulayarak rüşvet ve yolsuzlukla ilgili soruşturmaları engellemeye çalışıyor. Buna karşı duran eleştiren herkesi de ağır kavramlarla hainlikle ihanetle suçluyor. Birgün bunları kendisine sorarlar, bu politikaların hesabı sorulur, kendisi hangi pozisyonda diye. Başkalarına bu sıfatları kullanan bir siyasetçiye başkaları da bu sıfatlarla itham edebilir. O yüzden Başbakan kullandığı ifadelere dikkat etmeli.

Toplum bölünmek istemiyor

BBP Ge­nel Baş­ka­nı Mus­ta­fa Des­ti­ci: Bu açık­la­ma­lar bir pa­nik ve şaş­kın­lık ha­va­sı için­de söy­le­nen söz­ler. Doğ­ru bul­mu­yo­rum. Ve­sa­yet ke­li­me­si de çok aya­ğa düş­tü di­ye­bi­li­riz. Yar­gı ve­sa­ye­ti çık­tı, çe­şit çe­şit ve­sa­yet­ler çık­tı. Yü­rüt­me­nin de ya­sa­ma üze­rin­de­ki ve­sa­ye­tin­den bah­set­mek ge­re­kir. Tür­ki­ye­’de ve dün­ya­da İs­la­m’­ı an­la­tan Ku­ran-ı Ke­ri­m’­i an­la­tan, ha­dis­le­ri va­az eden bü­tün va­iz­le­ri­mi­ze kar­şı bü­yük bir hak­sız­lık di­ye dü­şü­nü­yo­rum. Baş­ba­ka­n’­a da ya­kış­ma­dı­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum. Bu tür ben­zet­me­ler ve ifa­de­ler kul­la­nıl­dı­ğın­da bin­ler­ce va­iz bun­dan et­ki­le­ne­cek­tir. Bi­zim İs­lam li­te­ra­tü­rün­de vaa­zın, na­si­ha­tin, vai­zin çok bü­yük öne­mi var­dır. Bu sü­reç­te bu tür ben­zet­me­ler­den ka­çı­nıl­ma­sı ge­re­ki­yor.

Ül­ke­yi yö­ne­ten­le­rin has­sas dav­ran­ma­sı ge­re­kir. Mil­le­ti bir­bi­ri­ne kır­dır­mak is­te­yen su­re­ti hak­tan gö­rü­nen gü­ru­hun ya­lan ve yan­lış ha­ber­ler­le kin ve nef­ret­ler­le ge­ne­tik mi­ras­la­rı ge­re­ği em­ro­lun­duk­la­rı, gö­rev­len­di­ril­dik­le­ri­ni dü­şü­nü­yo­rum. Ba­sın­da der­gi­ler­de gö­re­bi­li­yo­rum. Do­la­yı­sıy­la bun­la­ra iti­bar et­me­miz ge­rek­ti­ği­ni ve dik­kat et­me­miz ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum. Mil­le­ti tem­sil et­me nok­ta­sın­da olan­la­rın kı­lı kırk ya­ra­rak ha­re­ket et­me­le­ri ge­re­kir.

Top­lum has­ta­ne­sin­den, te­le­viz­yo­nun­dan ga­ze­te­si­ne, oku­lun­dan ders­ha­ne­si­ne ka­dar bö­lün­me­ye ça­lı­şı­yor. Top­lum bu­nu is­te­mi­yor top­lum bir­lik ve be­ra­ber­lik is­ti­yor. Po­li­ti­ze edi­ci dil kul­la­nıl­dı­ğı için, ge­li­nen nok­ta­da top­lum­sal da­mar­la­rı şi­şi­ril­miş du­rum­da. Bu ça­tış­ma di­lin­den her­ke­sin uzak dur­ma­sı la­zım. Mil­let olup bi­ten­le­ri gö­rü­yor. Özel Yet­ki­li Mah­ke­me­le­r’­in kal­dı­rıl­ma­sı, sav­cı­la­rın so­ruş­tur­ma iz­ni­nin va­li­le­ra bağ­lan­ma­sı, HSYK de­ği­şik­li­ği gi­bi dü­zen­le­me­ler yar­gı ba­ğım­sız için ya­pı­lı­yor şek­lin­de gö­rül­mü­yor. PKK ve KCK’­lı­la­ra ör­tü­lü bir af, Er­ge­ne­kon ve Bal­yoz­cu­la­ra ye­ni­den yar­gı­la­ma yo­lu açı­lıp bun­la­rı mah­ke­me­le­rin toz­lu raf­la­rı­na kal­dı­rıl­ma­sı ola­rak gö­rü­lü­yor hal­kın gö­zün­de.

VAiZ LOBiSiNi DUYMADIM

Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar: Başbakan’ın açıklamasını dinlemedim. Ne dedi bilmiyorum. Başbakan’ın direkt Hocaefendi ve Camia’yı neden hedef alsın? Türkiye’de bir sıkıntı var Başbakan da elbette bir şey söylemeye hakkı var. Vaiz lobisi diye bir şey duymadım. Başbakan niçin söyledi? Kelimelerin önünde arkasında ne var bakmak lazım.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.