Bakanlık harekete geçmeli!

Yazarımız Kadir Tunçer'in kaleminden

17 Şubat 2014 Pazartesi 18:38

Yine yerel gündemi ertelemek zorundayım. En son BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’un ajanslara düşen talebini gördükten sonra ben de daha fazla dayanamadım.

 

İşin enteresan tarafı, o çok güvendiğimiz Dışişlerimizden de kamuoyuna yönelik bir açıklama duymayınca, yerel olarak kaleme almak istediğim konu yerine bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

 

En zor bakanlıklarımızdan biridir Dışişleri Bakanlığı… Hele ki ülke biraz şahlanmaya, başını kaldırmaya, elini sallamaya, gücünü göstermeye, hiç dokunulamayanlara dokunmaya, başlamışsa..

 

Gerek seçim atmosferinin kesif havası, ülke gündeminin amansız hız kazanan meseleleri, gerekse yerel gündemimizdeki garabetler, dış dünyamızdaki meselelerden bizleri alıkoyuyor maalesef.. ‘Yerel ve Görsel Basın’ bile magazin konularına değer ve yer verdiği kadar ilgilenmiyor! Sanal âlemden alabildiklerimizle iktifa ediyoruz.

 

Çok önemli gerçeklerimizin güme gitmesi, görmezden gelinmesi, ertelenmesi, en kötüsü de dikkate alınmaması, hiçbirimizi sorumluluktan kurtarmaz!

 

Danimarka’da; Müslümanları ve Yahudi toplumunu ilgilendiren “Kurban Kesme Yasağı” çok basit gerekçelerle hayata geçirildi.. Orada yaşayan Müslüman Toplumun Dini vecibelerini yerine getirebilmeleri noktasında, Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Dışişleri Bakanlığımızın harekete geçmesi gerekmez mi? Eğer; ülkemizde, Hıristiyan Toplumunun inancına ilişkin bir yasa düzenlemesi yapılsaydı, AB ülkeleri rahat durur muydu?

 

Bulgaristan’nın doğusunda, Flibe’deki Cuma Camisine, gösteri yapan bir gurup, alenen taşlarla ve yanıcı maddelerle saldırıda bulunuyor… Haber kıytırık şekilde servis edildi. Çoğu yerlerde esamisi bile yok…

 

Suriye, Mısır ve Irak’taki olaylar; devlet politikası nedeniyle gündelik haberlerin başköşesinde.. Onu anladık! Bosna’da sergilenmek istenen sinsi oyuna devletin verdiği tepki saygı duyulacak cinsten ve topluma yansımaları oluyor..

 

Doğrusunu ifade etmem gerekiyorsa; başta Filistin ve Gazze olmak üzere (şu sıralar yürütülmekte olan Mavi Marmara görüşmelerinin sütre gerisindeki görüşmelerinden olsa gerek “olması gereken tepkiler” yeterince verilmemekte), Filistinlilerin yaşamak zorunda bırakıldığı, Ortadoğu’nun en büyük mülteci kamplarından biri olan Yermük Kampı’ndaki fecaat, açlığa mahkûmiyet hali…  Patani, Doğu Türkistan, Afganistan ve Arakan’da akıtılan kanlara karşı, resmi ve gönüllü müdahalelerin olması gereken boyutta olmadığını düşünüyorum!

 

Bütün bunların üstüne; son zamanlarda çok az miktarda ve cılız bir şekilde çıkan yansımalarla bilgilendiğimiz Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Müslüman Katliamları!

 

Müslüman Ülkelere önderlik etmesi beklenen Türkiye’nin, olup biten bu zulümlere ilişkin hem gerekli müdahalelerde bulunması, hem de kendi toplumu başta olmak üzere, dünyayı ayağa kaldırması noktasında zafiyet içinde buluyorum. Kendi iç çekişmelerinin boğuntusuna kapılmış!

 

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde müthiş bir insanlık ve Müslümanlık dramı yaşanıyor! Bizler birinci derecede ilgileneceğimize, yardım etme ve talepte bulunma girişimlerinde bulunacağımıza, BM Genel Sekreteri Ban ve AB, çağrı ve yardım talebinde bulunuyor!

 

Kendi kamuoyumuz, ilgili STK’larımız ise “olması gereken” yerde değil maalesef!

Yaşanan acılar tarifsiz ve kabul edilemez türden..

 

Başta İlgili Bakanlığımız olmak üzere, Sivil Toplum Kuruluşlarımız ve düşün adamlarımızın bu konuları mutlaka gündemlerine almaları gerekir kanaatini taşıyor ve tavsiye ediyorum.

 

Elbette yerel meselelerimizi de konuşacağız ama bizi “biz” yapan değerleri de ihmal etmemeliyiz! Aksi halde vebal olarak gördüğüm bu insani ve İslami sorumluluk altında kıvranan vicdanımızın özgürleşmesi asla mümkün olmaz!

İşin bir de sürekli ötelenen “öteler ötesi” boyutu var!

 

Akıl ve vicdan sahiplerine duyurulur!

 

Sevgi ile Kalın…

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.