İkinci Dünya Savaşı’nı 1939 Eylülünde Polonya’yı işgal ederek başlatan Almanya, ardından Avrupa’nın büyük bölümüne, Kuzey Afrika’ya, SSCB’nin bir kısmına gamalı haçı taşıdı. Atlantik’teki denizaltıları terör estirdi. İngiltere’ye hemen her gün hava akını düzenledi. Savaşın ilk yıllarında elde edilen başarı, teknolojik üstünlük, Alman disiplini ve ‘blitzkrieg’ yani yıldırım harekatı olarak bilinen Alman savaş taktiğiyle birleşince, yeryüzünün önemli bölümünü karamsarlık kaplamıştı. Sovyetler Birliği’ne karşı nazi müttefiklerinin 22 Haziran 1941’de başlattığı Barbarosa Operasyonu ilk yıl çok iyi gitmiş ve büyük askeri başarılarla önemli toprak parçaları kazanılmış, milyonlarca Sovyet askeri esir alınmış, ülke büyük yıkıma uğratılmıştı. İşte tam bu noktada ortaya eşi benzeri görülmemiş bir direniş çeşidi çıktı. Milyonlar ölür ve esir alınırken, şehirler bir bir nazi işgaline uğrarken, Moskova, Leningrad ve Stalingrad işgali için hazırlıklar yapılırken, işgal edilmemiş Sovyet topraklarında onbinlerce tank, uçak, mühimmat ve tanksavar üretildi. İnsan kaynağı da yeterli olan Sovyetler Birliği, sonunda ilk zaferini 6 ay boyunca kuşatma altında kalan Stalingrad’da kazandı. 300 bin kişilik Alman 6. Ordusu’nun 210 bin askerini öldüren ve 90 binini esir alan Rus Ordusu, yenilmez zannedilen Alman Ordusu’na ilk kara yenilgisini tattırmıştı. Zaten bu noktadan sonra Sovyet Ordusu, önce kaybettiği şehirleri, her biri savaş tarihine geçecek muharebeler sonucu geri aldı. Sonra da Berlin’e kadar girip, Hitler’in ülkesini yerle bir etti. Elbette müttefikler de Batı’dan ilerleyerek ve gece gündüz hava akınları düzenleyerek Hitler’in ordusunu yıpratarak, zaferde pay sahibi oldu. Ancak bilinmeli ki; Hitlerin ordusunun yüzde 80’i daima Doğu cephesinde, yani Sovyet cephesinde savaşıyor haldeydi. Bu savaşla ilgili ilk etapta anlatılabilecek o kadar ayrıntı var ki, yıllardır yazılıyor fakat sürekli yeni makaleler ortaya çıkıyor.
Günümüzün dengelerini de belirleyen bu savaşın kısaca özetini paylaşma nedenime gelince; Hitler bu savaşın hiç bir aşamasında generallerini, kurmaylarını dinlemedi. Savaş sanatının ustası çok sayıda Alman general (Bunlar arasında bile Hitler’in bir dahi olduğuna inananlar vardı) özellikle Sovyet işgali sırasında, ikmal noktalarıyla, ilerleyen birlikler arasında çok masefa bırakılmasının büyük sorunlar yaratacağı konusunda sürekli uyarı yapmıştı. Gereken noktalarda geri çekilmemenin büyük kayıplara yol açacağını sürekli tekrarlıyorlardı. Aynı anda bu kadar çok cephede başarı kazanmanın olanaksızlığı da kendisine sürekli iletildi. Hitler kimseyi dinlemedi. Ona, büyük, pahalı ve yüksek teknoloji üreten silahlar yerine, kaybedilenin yerine kolayca bir diğerinin konulabileceği, onarımı basit silahlar üretilmesinin gerektiğini söyleyenleri dikkate almadı. Müttefiklerin hava üstünlüğüne karşı yapılan uyarıları küçümsedi. Hitler 6 milyon Yahudi, 20 milyon Sovyet ve 8 milyon Alman olmak üzere, toplamda 55-60 milyon insanın ölmesine, çok daha fazla sayıda insanın yaralanmasına, akıl sağlığını kaybetmesine, sakat kalmasına, büyük acılar yaşamasına, şairlerin şiir yazmaktan utanır hale gelmesine neden oldu.
Almanlar savaş boyunca nükleer teknoloji, balistik füze teknolojisi, jet motoru teknolojisi alanlarında ilklere imza attı ama bunları insanlığı yok etmek için kullandı. Neyse ki atom bombasını üretemeden savaş sona erdi.
Sözün özü: Bir insan her şeyi bilemez. İşin uzmanlarından destek almak, onların yönlendirmesiyle hareket etmek daima akılcı olan yöntemdir. Gücün ve iktidarın ne kadar üst seviyede olursa olsun, zulmetmeye başladığında, bir yerlerde bu gücü ezmek için başka, taze ve daha büyük bir gücün oluşumuna kendi elinle imza atmış olursun.