Dolmuşta Başbakan kavgası

Utku Sağılır'ın kaleminden..

01 Nisan 2014 Salı 17:50

Sabah işe gelirken Topel dolmuşuna bindim ve hayatımda ilk kez yolcular arasında siyasi nedenlerden dolayı tartışma yaşandığına tanık oldum. 50-55 yaşlarında bir şahıs Başbakana ağır sözler söyledi. Hırsız olduğunu iddia etti ve ona oy verenleri eleştirdi. 77 yaşında olduğunu söyleyen bir amca da, Başbakana hırsız diyenlerin yalancı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin en başarılı Başbakanının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu savundu. İkili arasında tartışma hararetlenince mecburen müdahale ettik ve gerginliği azaltmaya çalıştık. Bu arada amca sözünü kesmedi ve bana hitap ederek, “Sen gençsin, hatırlamazsın. Zamanında biz şeker, tüp kuyruklarında bütün gün beklerdik. Şimdi refah ve bolluk içinde yaşıyoruz” dedi. Oysa ben amcanın zannettiği kadar genç değildim ve annemin bu tür kuyruklara girip, eve tüp, şeker, çay getirdiğini net bir şekilde hatırlıyordum. Yine de bozuntuya vermedim ve ses çıkarmadım fakat arkada oturan bir kadın şöyle dedi: “Amca o zaman Amerikan ambargosu vardı. Ondan dolayı yaşanıyordu sorunlar. Biz de hatırlıyoruz olan biteni. Bülent Ecevit gibi dürüstlüğüyle tanınan bir liderin dönemini karalama. Zaten bu halka dürüst, namuslu yönetici yaramaz.”

Kadın böyle deyince benim yanında oturan bir adam da “Amca sen hırsız değil diyorsun da, peki evden çıkan 1 milyar dolara ne demeli?” diye sordu. “Hepsi yalan düzmece” diyerek can siparane savundu Başbakanı. Üstelik AKP’li olmadığını ısrarla ifade etti ve Başbakanı icraatlarından ve kişiliğinden dolayı sevdiğini söyledi ama çok kızdı eleştirenlere. Ben de “Amca sen sakin ol, isteyen eleştirir, isteyen savunur. Düşünce özgürlüğü var” dedim fakat amcanın öfkesini yatıştıramadım. Bu arada şoförün yanında oturan bir kişi de “Üzerine kuş pisleyince milli piyango bileti alan milletin, ağzına bilmem ne yapana oy vermesi normaldir” dedi ve merhum Aziz Nesin’in halkın aptallığıyla ilgili sözünü hatırlattı. Bu arada bir iki kişi de tartışmanın sona erdirilmesi konusunda uyarı yaparak “Sizi dinlemek zorunda mıyız” şeklinde serzenişte bulundu.

Şoför olan bitene hiç karışmadı ancak ilginç ve şaşkın bir yüz haliyle, biraz da sırıtarak izliyordu olan biteni. Sanırım o da konusu siyaset olan bir tartışmaya tanık olmamıştı daha önce aracında. Bir kişi de zaten ortamın gergin olduğunu ve bu tür tartışmaların kimseye bir şey kazandırmayacağını belirterek, ortamı yumuşatmaya çalıştı. 11, 12 yaşlarında, torunu olduğunu tahmin ettiğim bir çocuğun, 77 yaşındaki amcanın yanında oturduğunu çok sonra, çocuk konuşunca fark ettim. Zaten çocuğu görünce tartışmanın büyümemesi için daha bir çaba göstermek zorunda kaldım. Hatta bir ara kendimi, amcayı sakinleştirmek için onun sırtını sivazlarken buldum. Sonra amca dolmuştan indi ve torunuyla bir dükkana girdi.

Dolmuşta yaşanılan bu tartışma bana iktidara oy vermeyenlerle, iktidarı destekleyenler arasında önemli ve daha önce benzeri görülmemiş gerginliklerin yaşanacağına dair ipucu verdi. Umarım taraflar toplumu daha fazla gerecek söylem ve eylemlerden uzak kalır da üzücü sonuçlar doğuracak olaylar yaşanmaz. Bu arada amca bana, “Sen MHP’lisin belli, saygı duyarım” dedi. Bunu neye dayanarak söyledi bilemedim. Bir ara da Aziz Nesin’i Kızıl Komünistlikle suçladı...

Ne yolculuktu be!

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.