Yaşamın en önemli üç unsuru nedir diye sorsanız, hiç düşünmeksizin 'sağlık, barınma ve eğitim' diye yanıt veririm.. Bunlarsız yaşam, yaşam olmaktan öte bir olgudur..
Konumuz sağlık..
Vurgu yapmak gerekir ki, AKP iktidarı döneminde tek elde birleştiren sağlık hizmetleri özellikle dargelirli kesimde büyük hoşnutluk yarattı.. Kaliteli sağlık hizmetlerinden toplumun her kesiminin eşit pay alabilmesi yolunda atılmış önemli bir adımdı..
* * *
Ancak pratikte bazı aksaklıkların yanısıra sağlık hizmeti veren kurumlara uygulanan çifte standart, 'maddi eşitsizliği' tetikliyor..
Şöyle..
* Birincisi, özel hastaneler ve vakıf hastaneleri SGK'lı hastalardan belirli pay alırken üniversite ve kamu hastaneleri bu imkandan yoksun bırakıldı..
* İkincisi, yedi yıldan beri değişmeyen Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) bedellleri zaten hasta katılım payından mahrum bırakılmış üniversite hastanelerinin kamburu..
* * *
Böylesi bir ortamda üniversite hastaneleri kendi başının çaresine bakmak, ayakta kalmanın formüllerini üretmek zorunda.. 'Kılı kırk yararcasına' yönetmek, adeta bu hastaneler için söylenmiş..
Tıpkı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi örneğinde olduğu gibi..
Türkiye'nin ilk 10 üniversite hastanesi arasındaki Balcalı, 10 milyon nüfuslu bir hinterlandın emrinde..
1100 yataklı, 250 kişilik yoğun bakım ünitesi imkanına sahip hastaneye günde ortalama 2 bin 500 hasta giriş yapıyor.. 3 bin 300 personelin hizmet verdiği Balcalı Hastanesi'nin hasta portföyünün yüzde 90'ını ise SGK'lılar oluşturuyor..
* * *
Bu, şu demektir;
Balcalı, özel hastanelerle vakıf hastanelerinin hastalardan aldığı ücreti almaksızın 'hasta maliyetiyle' başa çıkmak durumunda..
Adaletsizlik de işte tam burada.!
Bu da yetmiyormuş gibi Sosyal Güvenlik Kurumu, üniversite hastanelerinin üzerine bindikçe biniyor..
Vur abalıya misali..
* * *
Bizim hastanemize gelince..
Sağolsun (!), Alper Akınoğlu döneminde epey yıpratılmıştı.. Hastayı ayağa kaldırmak Kibar-Taşova ikilisine düştü..
Prof. Dr. Mustafa Kibar'ın rektörlüğe atanmasıyla Başhekimlik görevini üstlenen Prof. Dr. Yeşim Taşova, bir yandan devraldığı kötü mirasın izlerini silmeye çalışırken bir yandan da hastanenin geleceğine dair hesap kitap yapıyor..
Borcu telaffuz edip de kimsenin moralini bozmayalım..
* * *
Ama biliniz ki, Balcalı Hastanesi emin ellerde.!
İlaç, tıbbi malzeme vs. alımında açık ihale yöntemini tercih eden Taşova, bu sayede kurumun giderlerini (hasta girdi maliyetini) önemli ölçüde azalttı..
Hem de Prof. Dr. Akınoğlu döneminde reddedilen özel bütçenin Adana'ya getirilmesi sayesinde.. 2014'deki bütün ihaleler, Rektör Kibar'ın hastaneye aktarılmasını sağladığı bu kaynakla yapıldı, yapılıyor..
* * *
2013'de de hedefe ulaşma noktasında kısmen başarılı olunmuştu..
Ancak;
Ç.Ü Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi döner sermayesinden, bu yıl gerçekleştirilen ihaleler için tek kuruş dahi harcanmadı..
Üstüne üstlük, en ciddi ihalenin 17 Aralık sürecinden birkaç gün önce yapılmış olması Balcalı Hastanesi idaresinin büyük şansıydı.. Eski fiyatla alım yapan kurum birkaç gün içerisinde tavan yapan rakamlardan etkilenmedi..
* * *
Uzun lafın kısası, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nin;
Geçmişten kaynaklı borcu var mı, var..
Yükü ağır mı, ağır..
İşi zor mu, zor..
Ama düzgün ve çalışkan bir yönetim kadrosu da var.. O iyiniyetli kadronun ellerinde itibarlı ve şanlı günlerine kavuşması hiç de zor değil..
Şahsen çok umutluyum..