Henüz dün ‘ortak vicdan’ dedik ve bugün sabah yine karanlık bir operasyonla uyandı Türkiye. Bildiğimiz gibi 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından Recep Tayyip Erdoğan iktidarı Gülen cemaatini örgüt ilan edip, hem kendi içerisinde hem de devlet mekanizması içerisinde temizlik yapmaya baş koydu.
Tabii ki gözaltına alınan polislerin kimliklerini yeterince bilmiyoruz. Bildiğimiz diğer şey, savcının talimatıyla operasyon yapan/yapması engellenen polislerin ve yöneticilerin örgüt ve darbe iddiasıyla zindana atılmak istendiği, bunun üzerinden de siyasal mağduriyet üretilmek istendiği.
Üstelik 17 Aralık hırsızlık ve yolsuzluk operasyonları ile ilgili tek bir iddia bile şeffaf bir şekilde mahkemeye getirilmedi. Fezlekeler saklandı. Tabii ya, iktidar hali hazırda süreci “darbe” olarak yaftalamıştı. Dolayısıyla hukuka yine gerek yoktu.
Yolsuzluk iddiasını mahkemeye getiremeyen, hukuku gözetemeyen iktidar, iddiaları soruşturan savcıların talimatlarını uygulayan kolluk kuvvetlerini sahur operasyonu ile toplayıp kelepçeliyor. Muhtemelen yargı önüne çıkarıp, hukuk naraları atacak. Heyhat…
Şimdi Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına dönük küçük bir hafıza tazeleme yapalım. Ciddi bir şekilde savunduğumuz gibi, hukuksuz ve yasal dayanağı olmayan talimatları uygulayan kamu çalışanları, kolluk kuvvetleri muhakkak bir gün hesabını öder. O dönem tarafsız yargıyı by-pass eden, kolluk kuvvetlerini itibarsızlaştırma operasyonları için alet edenler ve bunun yapılmasına ses çıkarmayanlar gibi susmayacağız elbet.
Onlar da herkes için hukuk, herkes için adil yargılama ve herkes için demokrasinin ne demek olduğu konusunda özeleştirilerini yapacaklardır elbet.
İktidarın cemaat ile kavgasında önemli noktalardan birisi de Adana. Mühimmat taşıdığı iddiasıyla durdurulan MİT tırlarının ardından Adana da bu konuda önemli bir yer tutuyor. Bu yazının yazıldığı akşamüzeri saatlerine kadar henüz bu konuda bir gelişme olmadı. Ama birileri bunu çok istiyor. Özellikle havuz medyası ve kedisine itirafçı süsü veren bazı piyonlar üzerinden senaryo kurgulanmak istendiğini biliyoruz.
Adana’da da birileri aynı nefret söylemiyle intikam almaya çalışacak. Böylelikle kin ve nefret söylemine saf tutup, egemenlerle aidiyetini pekiştirecek. Sosyal medyadaki bazı hesaplar intikam naraları atıyor. Hepsi aynı dili konuşuyor.
Kimden almak istediği intikam varsa, aynı nefret diline sarılıyor.
Bu dile karşı hep beraber karşı durmalı, demokrasi ve barış dilini konuşmalıyız, konuşacağız…