Anadolu’da bir tabir var, yalanı aynı essah gibi söylüyon derler. Pedogojik tabirle mitomani’den bahsedeceğim, konuya pedogojik başlayıp politize ederek devam edeceğim
Mitoman’ların asıl gayesi toplumda bilinirliğini artırmak ve odak noktası haline gelebilme, ütopik, fantastik dünya yaratmak çabasıdır, bu çaba uğrunda mitoman’ların söyleyemeyeceği yalan da yoktur sanırım. Çevresini de olabildiğince yalanlarına inandırma karakterizesindedir.
Kendi çevremden de biliyorum yalanlar harbi orijinal oluyor bazen imrendiğim zamanlar olmuştur hani.. bir yalanı nasıl bu kadar güzel söyler insan diye.. sanat icra eder gibi.
Mitoman’lar söyledikleri yalanın ortaya çıkması durumunda bile herhangi bir suçluluk psikolojisi içerisine girmedikleri gibi, kızıp ‘kimseyi inandırmak zorunda değilim’ inanmazsanız inanmayın diyeceklerdir.
Maalesef hayatın her alanında kişilik bozuklukları baş gösterebiliyor, ama siyasette oran çok daha yüksek sanırım, çünkü yalan söyleme alışkanlığı, patolojik bir vaka haline gelmiş durumda.
Gerçi bizim siyasetçilerde mitomani’nin yanında kleptomani de bir hayli fazlada… mevzuyu müşahhas hale getirip, derinleştirip başıma iş açmanın alemi yok …
Toplum olarak bu kadar söyleyip, vakayı yada yalanı yalnız mitomanların misyonuymuş gibi addetmekte sanırım biraz adaletsizce oldu.
Hülasa; yazımda geçen karakteristik özellikleri kendisinde taşıyan ve Türkiye siyasetinde kendisine yer bulan, bu tür vakalar maalesef fazlasıyla mevcut.
Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söylemeyi adet edindikleri için o da bu yaptıklarının akıbetini kalplerinde kıyamete kadar sürecek bir nifaka (ikiyüzlülük) çevirdi. Tevbe Suresi 77.
Sevgi ve Dua ile….