Mesele ağaç değil odun!

Arkadaşımız Armağan Kabaklı dün çok güzel bir yazı kaleme almış. Gazetede okumamış olanların adanamedya.com’dan okumalarını öneririm.

27 Temmuz 2014 Pazar 12:58

 

Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi bahçesindeki ağaçların kesilmesi ve yerine idare binası yapılması gündemde bir süredir.

Ben bu kafayı anlamakta güçlük çekiyorum. Onlarca yılda büyüyen, bulunduğu bölgede adeta akciğer görevi yapan o güzelim ağaçları kesmek nasıl bir anlayış, bunu savunmak nasıl kafa?

Bina dediğini her yere yapabilirsin, istediğin yere dikersin beton yığınını... Ama o ağaçların yetişmesi için kaç yıl beklemek gerekiyor biliyor musun? Binanın yapılması için ağaçlar kesilmeden, yeşili katletmeden bir formül bulunamaz mı? İlla ki o ağaçları kesmek mi lazımdır, anlamadım gitti...

Kentin tüm aklı başında insanları hastane bahçesindeki ağaçların kesilmesine karşı çıkıyor. Makul gerekçelerle karşı çıkıyorlar. Ancak beton sevdalıları nedense bunların tümüne kulak tıkıyor. Diğer kentlerde de böyle midir, bilmiyorum ama bir yere bir bina yapılacaksa Adana’da akla hemen yeşil alan geliyor. Çamlık olayında da aynısı yaşanmıştı. Hatta daha öncesinde Çamlıca olayında da...

Bir kızılderili atasözü gelir aklıma böylesi durumlarda;

“Son nehir kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak...”

Rant hevesinin gözleri kör ettiği, yetkiyi eline geçirenlerin en kestirme yoldan yapmak istediklerini ağaçların bulunduğu alan üzerinde denediği bir dönemdeyiz.

Allah aşkına onlarca yıllık ağaçların bulunduğu bir bahçeye idare binası yapmak da nedir? Akıl, mantık, izan, vicdan...

Bir de açıklama var ki akıllara ziyan; “Ağaçlar kesilmeyecek, sökülüp başka yere dikilecek.”

Ya muhterem binayı başka yere yapsan!

Sevgili Armağan yazısında, “mesele ağaç, gel” diyor ama burada galiba mesele ağaç değil, odun!

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.