Yazıya başlarken, öncelikle 10 Ağustos seçiminin toplumdaki algılanış biçimini netleştirmemiz lazım.. Pazar günü, halk önüne konulan sandığı 30 Mart'ın rövanşı olarak görmediğini belli etti.. Bir rejim sorunu olarak da algılamadı..
Yerel ve genel siyaseti ayırma ustalığını göstererek, hem de son derece kritik oy oranıyla Türkiye'nin geleceğini kime emanet etmek istediğinin mesajını verdi..
Bu noktadan hareketle şunu söyleyelim..
Başbakan Güneydoğu'yu Selahattin Demirtaş'a terkederken kendisine yeni bir kale edinme stratejisi üzerinden yürüdü.. 10 Ağustos sürecinde İç Anadolu ve Karadeniz'de muhafazakar, milliyetçi ve ülkücü oylara oynayan Erdoğan sonuçta istediğini elde etti..
Bu nedenle İç Anadolu'da sıkışan MHP kendini sahil kesimlerinde buluverdi.. CHP'yle siyasi çakışma yaşanması kaçınılmazdı.. Çünkü muhalefetin diğer ayağını oluşturan CHP'nin bayrağının dikili olduğu kalelere MHP de ortak olmak durumunda kaldı..
Bu vesileyle MHP tabanını tutamaz, CHP seçmenini sandığa götüremezken katılımın çok düşük olduğu bir seçimden çıkan sonuç doğal bulunmalı..
Yeni de değildi, zaten son genel seçimlerin karakteristiği buydu.!
* * *
Üstelik çok adil bir yarış olmadı..
Bir siyasi figür olarak Ekmeleddin İhsanoğlu orta sıklet boksörü, Tayyip Erdoğan da ağır sıkleti andırıyordu.. Halbuki Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir siyasi deve karşı çıkartılacak aday da bürokrat tarzı değil siyasi kimlikli olmalıydı..
En azından birinci turda her parti kendi adayıyla seçime gitmiş olsaydı, Erdoğan ilk turda yüksek ihtimalle yüzde 50 barajına takılırdı..
Türkiye'nin özeti bu iken, Adana yerelinde de durumu sorgulayalım..
CHP'nin yerel seçimi kazandığı Çukurova, Seyhan ve Karataş'ta farklı bir şekilde Ekmeleddin İhsanoğlu lehine sonuç çıkması dikkat çekici.. Katılım oranı çok düşük olsa da Ekmeleddin Beyin Adana oy ortalamasını bu ilçeler önemli miktarda yükseltti..
CHP sadece katılımda fire verirken MHP'nin 30 Mart'ta kazandığı ilçelerde durum çok kötü.. Mesaj direkt Çatı'nın Cumhurbaşkanı adayına mı yoksa yerel siyasetçilere mi, acilen deşifre edilmesi lazım..
Bu nedenle;
Kozan, Pozantı, Karaisalı, İmamoğlu, Saimbeyli, Feke gibi MHP'li belediyelerin bulunduğu ilçelerdeki Erdoğan lehine çıkan sonucun iyi irdelenmeli.. Demek ki MHP'li Belediye başkanlarının bu ilçelerde Ekmelledin İhsanoğlu'na kefaleti yeterli gelmemiş..
MHP'nin bayrağını düşürmeyen iki ilçe Sarıçam ve Yumurtalık oldu..
Adana'nın kuzeyinde;
30 Mart'ta, salt o döneme özgün bir siyasi gelişme olarak MHP'li Sözlü'ye emanet verilen 65-70 bin oy asıl sahibi Ak Parti'ye geri dönmüş oldu..
Ak Parti de bu sonucu bir seçim zaferi olarak algılamamalı..
Çünkü liderleri dahi seçim sonuçlarına ve katılım oranına bakarak böyle düşünüyor.. Erdoğan'ın yumuşak üsluptaki balkon konuşması 10 Ağustos rakamlarının bir ürünüydü.. Çünkü hangi kritik bir süreçte ve hangi şartlar altında seçimi kazandığını O da biliyor..
Bundan sonrasını bekleyip göreceğiz..