Talaş, basın özgürlüğünü anlatmak için evinden çıktığı sırada, yayınlanan bir haberden dolayı posta kutusuna gelen iki yeni mahkeme tebligatını öğrencilerle paylaşarak konuşmasına başladı.
Çukurova Belediyesi sponsorluğunda organize edilen Çukurova Medya Okulu, iletişim fakültesi öğrencilerini İmtiyaz Sahibimiz Taner Talaş’la buluşturdu. Talaş, ‘Dünden bugüne medya üzerindeki iktidar vesayeti’ konulu konuşmasına başlamadan önce, evden çıkarken kendisine ulaşan mahkeme tebligatlarını gösterdi. Adana Medya’da yayınlanan bazı haberler nedeniyle iki yeni dava daha açıldığını ifade eden Talaş, basın özgürlüğü içeren konuşmasına Osmanlı döneminden örnekler vererek başladı. II. Abdülhamit'in baskı dönemi olarak bilinen İstibdat Dönemi'nde gazetelerde kullanılması yasak kelimelerin listesi yayımlandığı hatırlatan Talaş, “Matbuat Kanunu” ve “Matbuat Nizamnamesi” yeniden düzenlenerek sıkı bir sansür düzeni kuruldu. Yasaklama ve jurnallemeler yalnızca düşünce boyutunda kalmadı kelime ve kavramlara kadar indi. “Hürriyet”, “vatan”, “millet”, “zulüm”, “adalet” gibi sözcükleri yazanlar veya söylemlerinde kullananlar derhal tutuklanıyor, yıllarca mahkeme ve zindanlarda süründürülüyordu. Bu kelime ve kavramlara hızla yenileri eklendi. “Burun”, “yıldız” “tepe” “tahtakurusu” bunların en çok bilinenleri” dedi.
Talaş, konuşmasında şunları söyledi; “Yasak olan sözcüklerin sayısı zamanla yüzlere ulaştı. Ancak bunların hiçbir zaman resmi bir listesi yayımlanmadığı için kesin sayıları bilinmemektedir. Ali Seydi Bey ve arkadaşlarınca 1908-1914 yıları arasında yayımlanan Resimli Kamus-u Osmani’nin sonunda yasaklanan bu kelimelerin bir listesi verilmiştir. Bu listeye göre; adalet, arsenik, aksülmen(bir çeşit zehir), avam, büzürgvar(değerli, yüce), cemiyet, cumhuriyet, Darvinizm, disiplin, demokrat, diktatör, dinamik, Ermenistan, hafiye, hal’ (tahttan indirmek), humbara (bomba), hürriyet, ihtilal, infilak, inkiraz (yıkılma), irtica, irtiyab (kuşku), ispirtizm (ruh çağırma), istibdat, isyan, klik (hizip), mabad (arka), ma’bas (baldır), memorandum, müfteris (parçalayan), müsavat (eşitlik), nihilist (yıkıcı), obstrüksiyon (engelleme), oportünist (fırsatçı), oligarşi, psikolocya (psikoloji), radikal, randevu, sansür, siyanür, siyemma (özellikle), Şura-yı Devlet, tahtakurusu, teevün (ah etmek), vatan, veto, zehir, zulüm yasaklanan kelimelerden bazılarıdır. Bu kelimelerin yalnızca günlük yaşamda kullanılması yasaklanmaz sözlük ve ansiklopedilerden bile çıkarılır. Bunlara yer veren sözlük ve ansiklopedilerin veya kitapların basılmasına izin verilmedi. Özgürlük getireceğini ve yolsuzlukla savaşacağına söz vererek iktidara gelen AKP, sözcüklere karşı İkinci Abdülhamid’den daha acımasız. İktidarının üzerinden daha iki yıl bile geçmeden, Başbakanlık Takip Kurulu’nun yayımladığı bir genelge ile 45 kelimeyi yasakladı. Bunlardan bazıları şöyle; “mücahit, laikçi, şeriat, cemaat, cihad, dar’ül harp, dar’ül islam, fetva, halife, imam, islami terör, islami terör örgütü, islamcı terör, dinci terör, köktendinci, çember sakallılar, kara cübbeliler, kara çarşaflılar, biat, emir, fetva, halife, hizbullah, hizbuşeytan, imam, imamet, kafir, karun, kışla, laikler, laikçiler, medrese, mücahid, şehit, şeriat, şeyh, şeyh’ül islam, tebliğ, tekke, tevhid.” Yasaklanan bu 45 kelimeye her geçen gün yenileri eklendi ekleniyor. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı‘ndan servis sağlayıcılara ve hosting firmalarına gönderilen tebligatta, 138 kelimenin daha yasaklandığı bildiriliyor. Toplantı salonlarında ve alanlarda, “hırsız”, “hırsız var”, “başçalan”, “ayakkabı kutusu”, “para sayma makinası”, “sıfırlama” ve “villa” kelimelerini söylemek fiilen yasak. Bunları söyleyenler ya da gösterenler önce sivil polis ve milisler tarafından linç ediliyor sonra da yaka paça gözaltına alınıyor. Önümüzdeki günlerde bu kelimeler, yazılı ve sözlü basında arkasından da sosyal medyada yasaklanır, kullananlara ağır cezalar uygulanır, daha sonra da ansiklopedi ve sözlüklerden çıkarılır ise hiç şaşırmamak gerekir.